19 Eylül, 2018

Bırak ki…

Manalandırmayı, senin için en güzel manada diretebilmek için

Yargılamayı, adaleti algılayabilmek

Tanımlamayı, tanımın işaret ettiğini görebilmek

Kıskanmayı, ayakların çimenlerde başın bulutların ötesinde kanatlarını tanıyabilmek, biricikliğini fark edebilmek

bırak ki

Düşünmeyi, bir damlacık senin okyanusunun diplerini gözlemleyebilecek şekilde düşünebilmek, düşünmenin öğrendiğin kurallarına meydan okuyabilmek, düşlerini hatırlayabilmek

Hatırlamayı, unutmanın şefkatli kucaklayışına izin verebilmek ve gerekeni yalnızca gerektiğinde hatırlayabilmek

Suçlamayı, sorumlu tutmayı, asıl sorumluyu görebilmek

Eminliği, şüpheyi etraflıca tanıyabilmek

Görmeyi, daha iyi görebilmek

Duymayı, daha iyi duyabilmek

Bilmeyi, bilineceklerin sonsuzluğunu kavrayabilmek

Aramayı, aramakla bulunmayacağını ve aynı zamanda ararken bulduklarının aradığın olmasalar da seni hep yakınlaştırdıklarını anlayabilmek

Çabayı, çabanın büyük istikametleri direkt hedef aldığında seni yok edeceğini ve ancak küçük görünen istikametlere yönelmenin yolları açabileceğini idrak edebilmek

Israrı, olmayacağını sandıklarını oldurabilmiş olsan dahi, içindeki boşluğa bir kum tanesi ekleyebilmiş hissedemeyeceğini bilebilmek

İnadı, her bir ufkun ötesi için, uğruna inat ettiğin şeyin içini kendisiyle doldurabilmek için

Sabırsızlanmayı, zaten içinde bulunduğun an’ın, senin duvarlarını eritip sana ulaşabilmesi için, o vakitte payına düşenleri sana ulaştırabilmesi için

İnkarı, kabulün asl’a, zindeliğe ve huzura açılan bir kapı olduğunu ve bu kapıdan geçmedikçe olanı olduğu gibi göremeyeceğini, bu sebeple de boşa kürek salladığını algılayabilmek için bırak.

Bırakmayı ise bilineceklerin sonsuzluğuyla baş edemeyeceğini bütün benliğinle anlayabildiğinde bırak.

İçindeki boşluğun ancak kendinle ilgili göremediklerini görebildikçe Aşk ile dolduğunu görmek için ise şükrü hiç bırakma.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir