fbpx

22 Temmuz, 2019

Dinliyor musun? Duyuyor musun? İşitiyor musun?

Evet, sevgili okuyucularım bugün sizlere “dinlemek, duymak, işitmek ” hakkında, bildiklerimizi zannettiklerimizden çok bilmediklerimizi aktaracağım.

Etrafımıza baktığımızda insanlar durmadan, dinlemeden konuşuyor… Konuşuyor… Konuşuyor… Susan yok! Devamlı… bla…bla durumları.

 

Dinliyor Musun? Duyuyor Musun? İşitiyor Musun?

Karşımızdaki kişiye ya da kişilere devamlı anlatma ihtiyacı duyuyoruz.  Birileri bizi duysun ve dinlesin istiyoruz. Bu yüzden de bizi dinleyenleri bulduğumuzda tutunduğumuz tüm acıları, kızgınlıkları, yargıları, umutları, serzenişleri, hayal kırıklıklarını, mutlulukları, deneyimleri  ve daha birçok şeyi anlatıp duruyoruz, tabi ki karşımızdaki kişinin anlatmasına fırsat vermeden. (Hazır gaza gelmişken, son sürat bastırılmış duygularımızı anlatalım. Şöyle bir rahatlayalım. Karşımızdaki kişi nasıl olsa dinliyor, bu fırsat kaçırmamak lazım değil mi? Oh! ne ala dünya)

Peki dinleme konusunda ne yapıyoruz?

Gerçekten can kulağı ile karşımızdaki kişiyi dinliyor, duyuyor ve işitiyor muyuz?          

Veya zihnimizin içindeki bilgileri aktarmak için devamlı karşı tarafın cümlelerini mi bölüyoruz?

Yoksa sadece kendi düşüncelerimizi mi paylaşmak istiyoruz?

Sahi, biz ne yapmaya çalışıyoruz?

 Şimdi gelin ilk olarak “dinleme” kelimesinin derinliklerine inelim ve ne anlama geldiğini birlikte fark edelim.

“Dinlemek kelimesi (eski Türkçe’de tinlemek) tin kökünden türemiş bir kelimedir. Tin kelimesi yine eski Türkçe de ruh demektir. Tinlemek “can kulağı ile duymak” yani ruh ile anlatılanları duyma ve dikkate almak demektir.”

Halk arasında “Beni tınlamıyorsun!” cümlesinin kullanıldığına sık sık denk gelmişizdir.  Bu cümlede tek taraflı bir konuşma gerçekleştirdiğini düşünen kişi, karşısındaki kişinin onu can kulağı ile dinlemediğinden şikayet eder, durur.  Böylece onu dinlemesini beklediği kişiye  “Beni ruhunla dinlemiyorsun!” mesajını vermeye çalışır.

                 Sizin de tınlamadığınız kişiler veya sizi tınlamayanlar var mı?

Dinliyor Musun? Duyuyor Musun? İşitiyor Musun?

 

Şimdi de dinlemek, işitmek ve duymak kelimelerine göz atalım ve aralarındaki farkları anlamaya çalışalım. ( bu konu, kesinlikle bakış açınızı genişletecektir)

“İşitmek kelimesi eski Türkçe de ve bugünkü Türkiye Türkçesinin dışındaki Türk lehçelerinde eşitmek şeklinde okunur. Aslında bu kelime eşmek kökünden türemiş, eşmek yani araştırmak, bir şeyi incelemek demektir. “

Bildiğimiz gibi işitmek, insanın beş duyularından bir tanesidir. İnsanlık, tarih sahnesine çıktığından beri dış tehditlere karşı kendini savunmak ve korumak için sürekli işitme sistemine ulaşan sesleri analiz ederek, etrafında olup bitenleri anlamaya çalışmıştır. Bu durum hayvanlar içinde böyledir.

“Yani işitmek, hayatı gelişerek sürdürmek için önemli bir duyudur. Dinlemek ise, hayatı sürdürmekle değil  hayat standartı ile ilgilidir.”

Duymak, anlatılanların asıl anlamını hissetmek demektir.

Dinliyor Musun? Duyuyor Musun? İşitiyor Musun?

Ülkemizde Duymak ve işitmek kelimeleri genellikle bir birine çok karıştırılır. Neden mi? Çünkü uzun zamandır bu iki kelime aynı anlamda kullanılmaya devam ediliyor. Elbette, bu kelimelerin asıl anlamını öğrendikten sonra eminim karışımızdaki (kişi) veya kişiler ile iletişim kurarken daha dikkatli olmaya çalışacaksınız.

Sizler için bu kelimelerin asıl anlamlarını daha basit bir dille aşağıda yazdım.

Dinlemek:  Anlatılanları ruh ile dinleyip, dikkate almak.

Duymak:  Anlatılanların asıl anlamı hissetmek.

İşitmek:  Anlatılanları araştırmak, incelemek ve sorgulamak.

Dinlemeyi acilen öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü devamlı anlatan biri,  yeni şeyler öğrenemez. Ancak kişi yeri geldiğinde dinler, duyar ve işitirse daha çok şey öğrenebilir.

Talia Hamza

Değişebilirsin,  Dönüşebilirsin,  Gelişebilirsin…

 

Yararlanılan kaynak

Dinlemek Ayıtının Yoruklaması

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir