17 Aralık, 2017

Evrim Kayabaş
Evrim Kayabaş
Evrim KAYABAŞ

Kendimi bildim bileli düşünüyordum kimim ki ben?

Bir buldum bir bulamadım derken…

O gün, O büyük gün geldi.

Kalbimde derin bir rahatlamanın huzurunu yaşarken tüm benliğimin her parçamla barış imzaladığı ve bir olduğu herkes bunu yaşamalı diye heyecanla haykırdığım gün. Yeniden doğduğum ve kendimi tanıtacağım tanımlamaların bir öneminin kalmadığını anladığım O gün.

Artık her gün başka bir hediye, başka bir macera, başka bir yaşam…

Beni kendime Öz’üme yakın tutan/ilgilendiğim şeyler ise; psikoloji, parapsikoloji, felsefe, tasavvuf, Nlp, Hipnoz ve regresyon, öz enerjisi, beden bilgeliği, bilinçaltı ( ruh kayıtları/ kalp gözü), spritüalizm, ezoterizm, okültizm, antik dönem mesajları, dinler, yeni çağ sistemleri özetle Öz’e doğru yol alırken yardımcı her türlü aracı.

Makinelaştirilen çocukların gözlerinde kocaman ruhların çaresizliklerini görmek en büyük acım.

Duygularını tanımayıp kendilerini kullanmasına izin veren insanlar en büyük çaresizliğim.

Her yer, her şey ipuçları ile doluyken öz’lerine kör olmuş insanlar en büyük şaşkınlığım.

Yeni çağı algılayamayan ve eski sistemlerin kuklası olmuş kişiler en büyük hüznüm.

Kendine yolculuğa çıkan her türlü kişiye naçizane rehberlik yapmak en büyük tutkum.

Tüm benliğimden akanları yazıya dökmek en büyük heyecanım.

Yolculukta paylaşmak, hissetmek, fark etmek en büyük arzum.

Hedefim Dünya ve Dünya’da bulunan her canlı ile sahip olduğumuz sonsuz kaynağı paylaşmak, dönüştürmek, büyütmek. Sonsuzluk sisteminde yer alıp hiç olmak…

Yazarımıza ait tüm yazılar;

Evrim Kayabaş