22 Ağustos, 2018

Transformal Nefes Bahane, Yaşamın Kendisi Şahane

Ayça Özbay – Alegra Benardete Röportajı “Transformal Nefes Bahane, Yaşamın Kendisi Şahane.”

Alegra Benardete ile İstanbul Kadın Kuruluşları Birliğini’nin IWSA Uluslararası Kadınlar Dayanışma Derneği ile birlikte düzenlediği ve kadınların toplumda hak ettiği yeri alması üzerine çözümlerin konuşulduğu toplantıda tanıştık. Yuvarlak masada karşımda ışıl ışıl oturan bu kadın, hemen dikkatimi çekti. Gülümseyişinden süzülen şefkatli, sıcacık enerji bütün odaya yayılıyordu.

“Nefes çok kadim bir öğreti. Bizim yaşamla tek bağlantımız. Oksijeni ciğerlerimize ve hücrelerimize ne kadar yoğun bir şekilde alırsak, hem mental hem duygusal hem ruhsal olarak o kadar sağlıklı bireyler olabiliriz. Kendimizle daha fazla bağlantıda olabiliriz. O çocuksu neşemizi yaşamda daha fazla hissederek, etrafımızın farkına vararak, yaşadığımız toprakların önemini kavrayarak ve kendi sorumluluklarımızı üzerimize alarak yaşamanın bir anahtarı olarak görüyorum ben nefesi. Bunu paylaşıyorum insanlarla ve bu da beni çok mutlu ediyor.” diyerek başladığı konuşmasındaki dinginlik, eminlik, güven ve mütevazı tavır; o sıcacıklığı tamamlıyordu.

Alegra-Benardete-Transformal NefesAlegra…

Adının manası, neşe ve mutluluk…

Alegra Benardete, bir metafizik doktoru olan Judith Kravitz’in kurduğu Transformal Nefes Vakfı’nın (Transformational Breath Foundation) Türkiye’deki beş kıdemli eğitmeninden biri. Kendisini, öncelikle yaşam yolculuğunda kendini arayan birisi olarak tanımlıyor.

Alegra ile uzun uzun, yıllar önce boğazındaki nodüllere şifa ararken çıktığı kendine yolculuğunu, nefesi, transformal nefesi, transformal nefes eğitimlerini, Judith Kravitz’in hikayesini ve yüksek frekans çalışmalarıyla yaptığı misler gibi çiçek kokan 17 isimli parfümünü konuştuk.

Bakışlarını uzunluktan çekip derinliğe çeviren herkes gibi, sana da derdin derman olmuş ve oluyor da. Nasıl oldu da tranformal nefes eğitmeni oldun? 

Boğazımda nodüller vardı ve bu nodüller sebebiyle sabahları yataktan zor kalkıyordum, yorgun hissediyordum kendimi. Enerjim düşüktü, halim yoktu. Hayattan tat, keyif, zevk alamıyordum. Sabah oluyordu, akşam oluyordu ve ben başkalarının işlerini yaparak geçiriyordum günlerimi. Kendime dönük hiçbir şey yapmıyordum. Yavaş yavaş bunun yoksunluğunu fark etmeye başladım.

Öncelikle kitaplarla tanıştım. Bu noktada ruhsal kısmımın daha ağır bastığını, enerjilere olan yatkınlığımı keşfetmeye başladım. Reiki çalışmalarıyla harekete geçtim. Bu benim için bir dönüm noktasıydı. Reikiyle kendimi şifalandırdığımı fark ettikten sonra, master seviyesine kadar eğitimlerimi tamamladım. Hem kendimde hem de reiki uyguladığım yakınlarımda çok güzel sonuçlar çıkıyordu ortaya.

Eğitimler eğitimleri kovaladı tabii…

Evet tam da öyle oldu. O dönemde bir merkezde nefes çalışmaları, eft, zihinsel kalıplardan özgürleşme çalışmaları, meditasyonlar, enerji çalışmaları, deeksha gibi birçok çalışmaya katılıyordum. Bunlar her bir aşamasında bana çok çok iyi geliyordu. Enerjim yükselmişti, kendimle ve hayatla çok daha barışık olmuştum. Bu durum tabii ki yaşamıma, yaşam deneyimlerime de yansımaya başladı.

Bir gün transformal nefes çalışmasını tanıtan bir mail aldım. Diğer nefes çalışmalarından değişikti. Sevgili Judith Kravitz’in kurmuş olduğu Transformal Nefes Vakfı’nın İstanbul’daki çalışmalarından birinin tanıtımıydı bu. Bu tanıtımda küçük bir nefes çalışması deneyimledim. Ve orada alışık olmadığım, hiç farkında olmadığım bir enerjiyle tanıştım. Bu benim kendi enerjimdi. Hücrelerimin elektriklendiğini ve titreşimini hissettikten sonra çok güçlü bir huşu, mutluluk, çok güçlü bir huzur hali deneyimledim. Bu benim çok hoşuma gitti. Gözümden yaşlar akmaya başladı, duygularım açığa çıkıyordu. Zihinsel, dolayısıyla algısal kalıplarımdan çözülmeler başladı. O küçücük seansta bile…

Anlattığın hali ben de ilk kez transformal nefesle deneyimlemiştim. Yalnızca bir kez katıldım transformal nefes çalışmasına ama hakikaten çok yoğun, çok etkin bir çalışmaydı. Genişlemek, genişlemek ve bütünlüğü kendinde bütün gerçekliğiyle hissetmek… Sevgiyi böylesine kendinde görmek…

Bana beden açısından zorlayıcı olabilir gibi geldiğinden devam etmeyi düşünmedim. Bazı çevrelerde böyle bir düşünce hakim. Zaten sohbetimizden önce seninle bunu konuşup cevaplarımı aldım. (Gülüyoruz) Biraz sonra tekrar soracağım ki okuyanlara da transformal nefes çalışmalarının tam olarak ne olduğunu, senin özenli çalışmalarını ve nelere dikkat edilmesi gerektiğini aktarabilmiş olalım.

Alegra-Benardete-Transformal Nefes

Hadi devam edelim. O ilk çalışmadan sonra neler oldu?

Yıllardır neredeyse hiç ağlamıyor olduğumu, duygularımı yok saydığımı fark ettim. Birçok insanın yaptığı gibi her şeyi içime attığımı fark ettim. Kendime bile ifade edemediğim duygularım nodül olarak maddeselleşmişti. Bedenimde bu şekilde belirmişti, bunu anladım. Doktorum nodüllerin ameliyata ihtiyaç duyacak düzeye henüz gelmediğini söylemişti. Daha sonra sürdürdüğüm çalışmalarımla nodüllerin ölçüleri küçüldü. Rahatlattım kendimi. Nodüllerin verdiği rahatsızlığı artık hiç hissetmiyorum. Beni etkilemiyor artık. Ayrıca o dönemlerde baş ağrılarım vardı. Baş ağrılarım tamamen geçti. Bana transformal nefesin kazanımları bedensel sağlık açısından bunlar.

Nefes çalışmaları, zaman içinde hayatımın bir parçası haline geldi. Ben de nefesi profesyonel olarak da sürdürmeye, başkalarına da aktarmaya karar verdim. Bu başka türlüsünü düşünemeyeceğim bir karardı aslında benim için.

Judith Kravitz’in eğitimlerini aldın yani.

Evet. Judith Kravitz 2008 yılında Türkiye’ye geldi. Orada fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal çalışmalarla çok güçlü bir dönüşüm haftası yaşadık. Bu eğitimde kendime nasıl nefes terapisi yapacağımı, duygu-beden haritamla nasıl çalışacağımı öğrendim ve kendi kendime seanslar yapmaya başladım. Bu süreçte kendimle ilgili fark ettiklerim ve bu doğrultuda kendimde yaptığım değişikliklerle bende ve yaşamımda oluşan dönüşümler beni çok şevklendirdi ve motive etti. Bu çalışmaları başkalarıyla da paylaşmak için ne yapabilirim diye düşünürken Judith Kravitz’in transformal nefes koçluğu eğitiminin de açılacağını gördüm. Hemen arayıp kaydımı yaptırdım. İki ayaklı bir eğitim bu. 15 günlük eğitimi tamamladıktan sonra sertifika alabilmek için gerekli olan çalışmalarıma başladım. Okunacak materyaller, yapılacak seanslar, onların takibi, raporları gibi yapılması gereken birçok şey var. Bunları tamamladıktan sonra sertifikamı alıp profesyonel olarak seanslarımı yapmaya başladım. Bunları daha geniş kitlelerle paylaşmak için 2010 yılında judith’in İstanbul’da açtığı bir eğitime daha katıldım. Eğitmenlik eğitimi. Eğitmenlik sürecimi de tamamladıktan sonra Türkiye’deki kıdemli eğitmenlerinden oldum. Seminerler düzenleme, tanıtımlar yapma, 2,5 günlük nefesini yeniden kazan çalışmaları açma yetkisini almış oldum. Şu anda da bu çalışmalarıma devam ediyorum.

Alegra-Benardete-Transformal Nefes

Bu eğitimleri Judith Kravitz kendisi mi veriyor?

Evet eğitimleri birebir kendisi veriyor. Sertifika sürecini de birebir kendisi takip ediyor. Bizler de bu çalışmaları kendisinden profesyonel destek almayı sürdürerek yapıyoruz. Dünyada şu anda Transformational Breath Vakfı’nın 4000’in üzerinde eğitmenleri, nefes koçları var.

Hangi sıklıkta eğitim veriyor İstanbul’da?

Senede birkaç kez geliyor. Eğitmenlik eğitimini her sene açmıyoruz. Zaten yapılması gereken çalışmaların tamamlanması da uzunca bir süre aldığı için zamanı geldiğinde eğitmenlik eğitimi için Judith burada oluyor. Judith’in istediği çalışmaları yeterlilik seviyesini geçecek düzeyde tamamladıkça ilerleniyor esasında. Önce asistan eğitmen olunuyor, sonra eğitmen ve sonra kıdemli eğitmen olma yolunda ilerleniyor. Eğitim açma yetkisini Transformational Breath Foundation’ın resmi programı veriyor. Süreç kendi içinde yoğun bir şekilde ilerliyor ve kendini geliştiriyor. Türkiye’de ben de dahil beş kıdemli eğitmeniz şu anda.

24-29 Haziran tarihlerinde Judith Kravitz’in bir eğitimini açıyorsunuz Tuzla Radisson Otel’de. 5.5 gün yatılı olarak yapılacak yoğun bir eğitim süreci. Bu çalışmada neler yapılacak biraz bahseder misin?

24-29 Haziran’da yapacağımız seminerimizin teması ÖZGÜRLÜK. Her nefes bir seçimdir ve esasında her nefesimiz özgürlüğü temsil ediyor. Kendimizle, diğerleriyle ve yaşamla barışık olmamız, yaşamda kendimizi ifade edebilmemiz için mümkün olduğunca özgür olmayı hedefliyoruz. Kendimize koyduğumuz engelleri kalıpları artık ortadan kaldırmayı, kendi içsel çocuğumuzla yeniden temasa geçmeyi, buluşmayı hedefliyoruz. Çocuklar büyükler gibi hesaplı hareket etmezler. Amacımız içimizde o halimize geri dönecek saflıkta olmak.

Her özgürlük bir nefes, her nefes bir seçim. Biz yaşamda neyi seçersek onu yaşıyoruz. Katılan herkes bu seminerden kendi hayatıyla ilgili bir şeyler kazanacak. Kendi hayatlarıyla ilgili özgürleşmek istediği konularda inşallah özgürleşmenin yollarını açacak.

Alegra-Benardete-Transformal Nefes

Bu, eğitimlerin ilk ayağı olan bir çalışma. Koçluk eğitimlerine bu çalışmadan sonra katılınabiliyor. Bu nefes seminerinden geçtiğiniz zaman koçluk eğitimlerine katılmasanız da gerçekten çok güçlü dönüşümler yaşanıyor. Bilinçaltı çalışmaları, The Work (Byron Katie), kundalini ve çakra nefesleri,  nefes analizi, projeksiyon, affetme çalışmaları, kişiye duygu-beden haritasının verilmesi, doğum travması çalışması…

Burada yine araya giriyorum ve Byron Katie’nin The Work çalışmasının, içeride ne varsa dışarıda da o olduğunu, ayna/aynalık mantığının anlaşılmasını ne harika bir şekilde sağladığını konuşuyoruz.

Doğum travması dediğimiz travmanın dönüşümü. Havuzda iki kişi olarak yapılan bir seans bu. Havuzun içinde şnorkel ile nefes alarak gerçekleştirilen bir çalışma. Bu seminer haftasının çok özel seanslarından bir tanesi… Travmanın dönüşümüne katkı sağlayan çok güçlü ve etkili bir çalışma. Zaten bu seanslar içerisindeki çalışmaların etkisini hissettikten sonra, kişi bunları hayatına da katıyor. İçinde gölgelerini fark edip bunlardan özgürleştikçe güzel değişimler, dönüşümler kendisine yansımaya başlıyor. Kişi çalışmaları sürdürdükçe zihinsel öğrenilmiş yüklerinden arınıyor.

Büyük seminerlerden çıkan arkadaşlarımız konuyu daha derin olarak öğreniyor. Meridyen ve akupunktur noktalarıyla da çalışıyor. Derin bir arınma çalışması yapabilecek düzeye gelmiş oluyor. Artık kendi kendilerine seans yapmayı öğrenmiş oluyorlar.

Kişisel gelişimde öyle mucizevi dönüşümlerden bahsediliyor ki, bunların birçoğunun da maalesef içleri boş olmadığı halde, boş gibi algılanıyor.

Esasında bunun sebebi insanların eğitimleri bir ilaç kapsülü gibi algılamaları.
Bunun sebebi de henüz kendi yolunda belirli mesafeleri kat etmemiş, öğretmeye kalkıştıkları şeylerin derinliğini algılayıp yaşamına katmamış, kadim bilgileri zihinsel ezberlerle bildiğini düşünen kişilerin eğitimler düzenlemesi. Çünkü bu eğitimleri birer ilaç kapsülü gibi sunanlar ve öyle algılanmasına sebep olanlar, onlar.
Birçoklarının aksine ben bu durumun içinde bütünüyle kötü niyet olduğunu düşünmüyorum.
Bu bir kendini henüz bilmemezlikten sebep, gereğinden fazla bir cüret…

İnsan kendi bulunduğu algı katmanından daha geniş/derin bir algıyı/bilgiyi kimseye aktaramaz. Paylaştığı bilgilerin içinden geçmediği kısmının, ruh-zihin-beden açısından diğer katmanlardaki bütünsel etkilerini bilemez. Dolayısıyla niyet temiz gözükse dahi, bir noktada tıkanır.

Her alanda olduğu gibi kişisel gelişim alanındaki yozlaşmanın da sebebi, aslında yaşamın kendisi. Zira bilincin algısı katman katman. Bu durumun hiçbir alanda olmadığı gibi kişisel gelişim alanında da etkin bir şekilde denetlenebilmesi çok mümkün gözükmüyor.

Öyleyse iş eğitimlere katılanlara kalıyor. Kiminle çalışacağına özen göstermeli insan.
En iyi öğretmen olduğunu duyduğu biriyle bile çalışırken, en iyi çalışma olduğunu duyduğu bir çalışmayı dahi yaparken, öncelikle kendi iç sesine kulak vermeli.
Sevgiyi, huzuru, içe sinmeyi hepimiz tanır ve biliriz.
Ayrıca her öğretmen ve her bilgi o an için her kişiye uygun değildir.
İnsanın rehberi her zaman öncelikle kendi içi olmalı.
Daha da ötesinden baktığımızda ancak olacak olan olacaktır.

Mühim olan insanın merkezine yaklaşacağı şekilde anlayış geliştirebilerek; inançlarında, düşüncelerinde, duygu ve davranışlarında değişime dönüşüme açık olmasıdır.
Kendi içi ile yaşam arasındaki bağlantıyı fark edebilmeye yönelik bakışı ve anlayışıdır.
Bunlar eğitim programlarının süreçleri değil, yaşamın içinde insanın kendi hakikatine yönelme sürecidir. Eğitimler amaç değil, ancak araç olabilir.

İşte esasında kökenleri kadim bilgilere dayanan bütün bu eğitimlerin asıl amacı bu yönde.

İçin ve dışın ayrı olmadığı; ruh, zihin ve beden bütünlüğüyle yaşamın şimdi ve burada olduğu akılda tutulmalı ki, ayaklar bir yandan hep toprağa bassın.

Bunlar benim izlenimlerim. Sen ne düşünüyorsun bu konuda? Yaptığınız çalışmalar bu bakış açısının neresinde duruyor?

Alegra-Benardete-Transformal Nefes

Kişinin zaten bu farkındalığa ulaşması çok değerli. Evet mucizeler var ama bir nefes aldım hayatım değişti diye bir şey olamaz. Gerçekten emek vermeden olmaz benim de gördüğüm ve deneyimlerime dayanarak söyleyebileceğim… Ben de kendi hayatımda kendi içimde birçok değişim dönüşüm yaşıyorum. Bu bir yolculuk. Kişi kendi hayatında ve kendi nefesinde ne kadar ustalaşırsa, yaşamındaki deneyimlerinin kalitesi de yaşam kalitesi de o kadar yükseliyor. Yani benim çalışmalarımda vurguladığım şeyler bunlar. Kendi kararlarınızı, kendi mekanizmanızı yeniden kazanıyorsunuz, daha bu yaşama ait hissediyorsunuz, topraklanıyorsunuz, üzerinizdeki gereksiz enerjiyi boşaltıyorsunuz, daha çok sevgide kalıyorsunuz, daha kolay affedebiliyorsunuz, bakış açınız değişiyor. Çok istediğiniz bir şey o anda gerçekleşmiyorsa artık buna benim için şu anda hayırlı değil diyerek bakabiliyorsunuz, yönünüzü istediğiniz hedefe odaklayabiliyorsunuz. Olmayan şeylere kafa yorarak enerjinizi tüketmiyorsunuz. Kendi enerjinize sahip çıkıyorsunuz. Yolunda gitmeyen bir şey varsa, onunla barışıp onu kabul edip yolunuza devam ediyorsunuz.

Bu esasında yaşamı kabul etmekle ilgili bir yolculuk. Sadece bizim küçük dairesel çevremizde gerçekleşmiyor yaşam. Yaşamı bizim dışımızda etkileyen birçok koşul var, şart var. Bugün hava niye güneşli, niye yağmur yağmıyor diyebilir miyiz, diyemeyiz değil mi? Bizler bu şartlara uyumlanmayı seçtiğimizde rahat edebiliyoruz. Yani o gün hava yağmurluysa şemsiyesiz çıkmıyoruz, üzerimize yağmurluk alıyoruz mesela. Ben nefes çalışmalarını buna benzetiyorum. Yolculukta yaşayacağımız şeylere uyumlanmak ve her ne yaşıyorsak yaşayalım onun içinden merkezimizde ve dengede kalarak geçelim. Amacımız bu. Amacımız dengede merkezde şimdide ve anda kalmak.

Stresin ne olduğunun da iyi anlaşılması gerekiyor. Stressiz bir hayat yok. Böyle bir şey sunmuyoruz biz kimseye. Bizim sunduğumuz şey kişinin kendi gücünü eline alarak bu yaşamda topraklı bir şekilde; hayalleriyle, yaşamdan istedikleriyle arasına soktuğu düşünce kalıplarından özgürleşmesinin yöntemleri. Tabii ki buna yalnızca eğitim sürecinde değil, yaşamının bütünlüğünde emek vererek… İstediği yaşam koşullarını netleştirmesi ve gerçekleştirmek için adım atması. Yani burada havada bir bulut yok, sadece kişinin kendi deneyimi. Hepimizin deneyimleri birbirinden farklı. Parmak izleri gibi, kimse kimseye benzemiyor. Çalışmalarımıza katılanlar yine kendi ritimlerinde alıp veriyor nefeslerini, bizim ritmimizde değil.

Alegra-Benardete-Transformal Nefes

Transformal nefesin katkılarının ne şekilde gerçekleştiğinden bahseder misin biraz?

Transformal nefesi öncelikle şifa, arınma ve yüksek frekans çalışması olarak anlatıyoruz. Burada en önemlisi ağız nefesini kullanıyor olmamız. Çünkü çok yüksek montanda havayı, dolayısıyla oksijeni alıyoruz ciğerlerimize. Böylece % 20-30 olan nefes kapasitemizi, ağızdan alınan, ağızdan verilen ve bağlantılı alınıp verilen nefesle % 70’lere, % 80’lere çıkartabiliyoruz. Nefese ilk açılmadan itibaren diyafram nefesini yeniden kazanıyorsunuz. İlk amacımız da yaşımız ilerledikçe kullanmayı unuttuğumuz diyafram kasının yeniden kullanılmaya başlanması zaten. Çünkü günlük yaşamımızda ciğerlerimize yüksek oranda oksijeni ancak diyafram kasını kullanarak alabiliyoruz.

Neden bozuluyor nefes alışımız Alegra? Nasıl oluyor da nefes alırken diyafram kasımızı kullanmayı unutuyoruz?

Korku, kaygı, endişe gibi sebeplerden. Bir takım zihinsel kalıplar neticesinde ortaya çıkan düşük titreşimli olumsuz duygular sebebiyle sırt kaslarımızla, göğüs bölümümüzle nefes alıyoruz ama bu bizim yaradılışımıza uygun olan doğru nefes değil. Diyafram kasımızı kullanmadığımızda sırt kaslarımızı katılaştırıyoruz. Duruş bozuklukları, skolyoz, stres tüm bedenimizi sarıyor. Seanslarda bunları tespit edip, öncelikle kişinin bedenini rahatlatıyoruz. Diyafram kasının kullanmasıyla beraber tüm bedende nefes akışı sağlanıyor.

Bazılarımız kendisini bu dünyaya ait hissetmiyor, birçoğumuz kalbimizde yatan hayallerimizi gerçekleştiremiyoruz, hayattan keyif alamıyor bazıları… Birçoğumuz o çocuksu neşesini kaybetmiş durumda. İşte nefes çalışmalarıyla bunu yeniden kazanabiliyoruz. Dünyaya, bedenimize kökleniyoruz, hayallerimizin önünden çekiliyoruz. Keyfimiz de yerine geliyor.

Nefesle birlikte zihin durumlarımızı da yeniden düzenliyoruz. Biliyorsun her şey düşüncelerle başlıyor. Bedenimizin % 70-80’i sudan oluşuyor. Su en güçlü iletken maddelerden bir tanesi olarak düşüncelerin frekansından etkileniyor ve direkt olarak hücrelerimizi etkiliyor. Diğer yandan oksijeni hücrelerimize yeterli derecede alamadığımız için de gelişiyor hastalıklar. Yani her taraftan zorlanıyor hücrelerimiz. Hücre yapımızın yani bedenlerimizin sağlıklı olabilmesi için, hücrelerimizdeki oksijen miktarının %60’ın üstünde olması gerekiyor.

Şimdi Transformal Nefes’in beden sağlığı açısından bir zararı olup olmadığı sorumu sorayım.

Ağızdan nefes almanın farkı havayı yoğun bir şekilde ciğerlerimize almamız ve diyafram kasını çok daha kolay çalıştırmamız. Günlük hayatımızda tabii ki, almamız gereken doğru, sağlıklı nefes burun nefesidir.

Burundan aldığımız nefesle kılcal damarlarımız vasıtasıyla havayı çok ince bir şekilde çekiyoruz ciğerlerimize. Bu, ciğer kapasitemizi yeteri kadar arttıramıyor. Bu çalışmalarda nefesi ağızdan alıp ağızdan vermemizin sebebi, daha çok oksijeni ciğerlerimize doldurabilmek. Yalnız söyleiğim gibi bu sadece çalışma esnasında kullanacağımız bir nefes şekli. Transformal nefesin günlük egzersizlerde 10-15 dakika teknik olarak uygulanmasını öneriyoruz. Böylece günlük hayatta burun nefesini alırken diyafram kası çalışmaya başlamış oluyor, devrede oluyor.

Birçok önemli kriteri var transformal nefesin. Mesela asla açık havada yapmıyoruz. Bu tekniği korunaklı bir ortamda yapmaya özen gösteriyoruz. Transformal nefes tekniği birçok nefes tekniğinden yalnızca bir tanesi.

Aslında ben buna kısa zamanda çok iş diyorum. Çünkü çok yoğun bir şekilde entegrasyonla beraber yani ağızdan alınan ağızdan verilen nefesle beraber, hiçbir şekilde kesintiye uğramıyor nefes alışımız. Ve bu dairesel bir döngü yaratıyor. Manyetik bir alan oluşturuyor etrafımızda. Çok yoğun ve yüksek bir frekansa geçmiş oluyoruz. Böylece nefes; zihinsel farkındalıklarımızla, içten değişim-dönüşüm niyetlerimizle birlikte, altta yatan, bastırdığımız olumsuz düşünceler ve duyguların değişip dönüşmesine büyük bir katkı sağlıyor. Ayrıca bastırdığımız olumsuzlukların yüzeye çıkmasına da büyük katkısı oluyor. Yani farkına varmamıza.

Yani bedene herhangi bir zararı yok diyorsun.

Gelen kişinin sağlık durumları, kullandığı ilaçlar bizim çalışma şeklimiz açısından çok önemli. Gerekirse bu çalışmaya katılabilmesi için doktorundan izin istiyoruz. Bunlara çok dikkat ediyoruz. Hamilelerle veya bazı hastalıkların söz konusu olduğu durumlarda çalışma protokolümüz ayrı. Herkes nefes alabilir ama altını yine çiziyorum öncelikle tıp doktorlarının onayı gelir.

Bugün biliyoruz ki hastanelerde nefes çalışmalarından faydalanılıyor. Bunun Türkiye’de de uygulanmaya başlaması çok mutluluk verici. İnşallah okullara da girsin. İnşallah, diliyorum ki nefesin önemi konusunda herkes bilinçlensin ve doğru nefesi yaşamına katarak hayatının kalitesini yükseltsin. Bireysel durumlarımız mutlaka ki toplumsal durumumuzun kaynağı.

Psikolog ve psikiyatristlerle birlikte yürüttüğümüz çalışmalarımız da var. Bu bizim için büyük bir mutluluk.

Peki çalışma sırasında farkına varılan olumsuzlukların olumluya çevrilmesi ya da nötralize edilmesi açısından, nefesin katkı süreci nasıl oluyor?

Ciğerlerimize, hücrelerimize ulaşan oksijen oranı olması gereken düzeye çıktığında ne oluyor, alçak frekans yüksek frekansla karşılaştığı zaman otomatikman kendisini yüksek frekansla rezone ediyor. Başlangıçta bu etkileşim alışık olmadığımız bir süreç olduğundan biraz zaman ve emek istiyor. Bu süreci zaten seminerlerimizde nefes eğitmenlerimiz eşliğinde, bizlerin yönlendirmeleriyle geçiriyor; adım adım uyumlanıyor katılanlar.

Alıştıktan sonrasında evde devam edeceği transformal nefes çalışmalarında bir sıkıntı olmuyor öyleyse.

Tabi tabi alıştıktan sonraki aşamalarda artık rahatlamayı öğrenmiş oluyor. Judith ile yaptığımız seminerlerde aktardığımız teknikleri yaşamına kattığında, zihinsel sebepli yüklerini hangi sebeplerle taşıdığının da farkına varıp, bu düşüncelerinden özgürleşiyor. Bunları taşımak artık kişiye bir şey kazandırmıyor. Tam tersi sağlığını bozan durumlar olduğunu görebilir hale geliyor.

Bize Judith Kravitz’i anlatır mısın? Nasıl olmuş da bir nefes yöntemi geliştirmiş?

Judith Amerikalı, California’da yaşıyor, şu anda 75 yaşlarında. Bundan 40 sene önce metafizik çalışmaları, yoga, meditasyon ve rebirthing nefes tekniğinin uygulayıcılığını yaptığı dönemde, gırtlak kanserine yakalanıyor. Bir gün boynuna losyon sürerken eline minik topçuklar geliyor ve doktora gidiyor. Doktor bunların ameliyatla alınması gerektiğini söylüyor. Kendisi uzak doğu felsefesine inandığı için herhangi bir ameliyat kesiğinin onun enerji bedeninde bir tıkanmaya, enerjisel akışının kesilmesine sebep olacağını düşünüyor. Doktora ben alternatif yöntemlerle bir felsefeyle haşır neşirim bana 6 ay izin verir misiniz diyor. Doktoru kendisinin gözlemi altında olmak kaydıyla bu süreye izin veriyor. Çalışmaları ve gırtlağındaki bu durum doktoru tarafından da takip ediliyor yani. Duygu-beden haritasını, boğazındaki rahatsızlık üzerinde de kullanarak sürdüyor çalışmalarını. Boğazdaki noktalarını keşfediyor.

Boğaz bölgesi bizim geçmiş travmalarımızın, çocukluktan itibaren ifade edemediğimiz her şeyin depolandığı bir alan. Burası rahatladığı zaman kişinin ifadesi açılmaya başlıyor.

Judith’in boğazındaki nodüller altı ay gibi kısa bir sürede yoga, meditasyon ve duygu-beden haritasını kullanarak yaptığı nefes çalışmalarıyla yok oluyor. Kendisini şifalandırdıktan sonra bu tekniği daha da geliştiriyor ve duygu-beden haritasını, akupunktur noktaları ve meridyen noktalarıyla daha detaylı şekliyle oluşturuyor. Transformal nefes tekniği de işte bu dönemde ortaya çıkıyor.

Daha sonrasında üniversite kürsülerinde verdiği derslerle de yöntemlerini birçok kişiye aktarıyor. Sonrasında bu paylaşımları bütün dünyaya yayılıyor.

Alegra Benardete Parfüm

Gelelim parfümüne. Senden parfümün hikayesini ilk duyduğumda; bilinçaltımızda saklı kalmış olanların, yalnızca travmalar ya da zihinsel şartlanmalar gibi olumsuzluk taşımadığını, en saf hayallerimizin de bilinçaltımızda bir yerlerde hatırlanmayı beklediğini, ilgilenenlere hatırlatmalıyız diye düşünmüştüm. Haydi hatırlat bize.

Nefesle ilgili paylaşımlarım beni çok mutlu ediyordu ama bir eksiklik hissediyordum. Ruhumdan akan, beni bu yaşama kökleyecek bir şeyin küçük küçük zil sesleriydi kulağıma gelen ama bunun ne olduğunu bilmiyordum. Kendimle sürdürdüğüm çalışmalarımda artık bunu bilmeye niyet ettikten sonra bir parfüm yapmayı ne kadar çok istediğimi fark ettim. Önce şaşırdım bu isteğime. Düşünsene nasıl yapacağım ki, parfüm bu. Bildiğim bir konu da değil üstelik. Hem bu kadar içsel çalışmaya tamamen tezat, oldukça dünyevi bir şey bir parfüm yapmak, bir marka oluşturmak…

Odağımı bir süre bu isteğim üzerine çevirdiğimde, bunun nereden geldiğini anladım. Rahmetli babamın 1965-1980 yıllarında Nişantaşı’nda bir parfümeri mağazası vardı. Çocukluğumun en mutlu olduğum yılları bu döneme denk geliyor. Şişli Terakki Lisesi’nde okuyordum. Öğlen tatillerinden, okuldan sonra, hafta sonlarında babamın parfüm dükkanına gidiyordum. Okul haricindeki bütün vaktimi orada geçiriyordum. Orada hissettiklerimin içimde canlanmasıyla neden parfüm yapmak istediğimi iyice anladım.

O yıllardan burnuma gelen çiçek kokuları, aslında benim çocukluğumdaki o güzel günlerin hafızasının yeniden canlanmasıydı… Koku hafızasının bilinçaltıyla çok büyük bir etkileşimi var. Sürdürdüğüm nefes çalışmalarıyla bilinçaltı kendini açığa çıkarttığı için, bende de çocukluğumla ilgili mutlu olduğum anların açığa çıkmasıydı burada olan.

Burnuma gelen çiçek kokularının birbirlerine uyumunu bir kimyager arkadaşımla oturup ayrıştırdık. Sonrasında kendiliğinden, her açıdan kolayca akan, hızlı ve güzel bir süreç neticesinde Alegria markasını oluşturup, 17 ismini verdiğim ilk parfümümü ortaya çıkartmış oldum.

17; kutusuyla, şişesiyle, görseliyle, ismiyle çok farklı bir parfüm oldu. Şişeye yaşam çiçeği sembolünü koyduk. Yaşam çiçeği; yeniden doğuşun, hayatın sonsuz-sınırsız oluşunun, bolluk-bereketin, neşenin, mutluluğun simgesi olarak doğada bulunan bir sembol. Yaşamın başlangıcı. Yaşamın devam eden yapısı, sürekliliği. Bu sembolü şişeye koymamın sebebi suyu temizleme gücü. Suya güzel güçlü enerjileri akıtma özelliği.

Ayrıca parfüme, scio aletiyle yüksek frekans yüklendi. 528 MHz sevgi frekansı… Kuantum alanda birçok güzel enerji yükledik.

Amacım bunu kullanan kişiye de bolluğun, bereketin, neşenin, huzurun, sevginin akmasıydı.

17 ismini de nümerolojik anlamı sebebiyle koydum.

Bu parfüme, bir güzel niyet çalışması da diyebiliriz. Kullananlara uğur getirsin.

Alegra’ya nefes çalışmaları, transformal nefesle ilgili sorularınız ve parfümü için web sitesinden ulaşabilirsiniz. www.nefesliyasam.com

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir