Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Üç Defa Cemre

Mart 21 YeniGün gelmeden, Darda Kalanlar Hızır ile İlyas dilemeden, henüz kavuşmadan güllerin niyazına,

Yedi günde, Yedi gecede bir,

kor ateş düşer havaya, toprağa, suya…

İmre, İmere, Cemre…

Kadimin Doğa Ruhlarından İmere, elindeki ateşi saçar, salar, silkeler, sisle, dumanla, nemle…

Gelmeden bahar, havaya salınır ışıkla buza, toprağın üzerindeki kara dokunur sonra, erken açmış çiçeklere…

Isıtır buzu, eritir, toprağa girer, ağaçların köklerine…

Birinci Cemre…Önce Havaya… Aklındır.

Düşünceye, Fikrine Zikrine… Eğrini düzelt Doğrunu Söyle Diye…

Ne Söylüyorsan O olduğunu Hatırla! Konuşa konuşa anlaş, Analiz et, Muhakeme Et,

iyiyi rüzgarla taşı diye…

Sonra Suya… Sezgilerindir.

Bilgeliğindir, gizli, gizemli, sır tutan… Ruhun, Saflığın…

Her şeye hayat veren can katan ya da bitiren karıştıran duygularındır. Kucakla, Sarıp, Sarmala diye…

Şefkatin, Anlayışın Okyanus olsun, sisin bulanıklığın damla kadar kalsın diye…

Üçüncüsü Toprağa… Dünyandır.Ayaklarının üzerinde durduğun…

Bil kurduğun düzenin Ben için değil Biz için!

Her varlığa yeşerdiği bereketin, doyduğu bolluğundur.

Sabrını Bil, Çalış, Üret, Evin, Yuvan olsun diye…

Köklerin sağlam olsun, ama böbürlenme uzan göğe diye…

Kadimden Bildi Ateş ve Hava Eril, Su ve Toprak Dişil..

Cemre ışığıyla, Aklına, Sezgilerine düşen, Dünyada Birleşsin…

Hava ve Su ile, Ateşin Simyası Toprağına Aşk Olsun diye…

Bir ışığı üç defa saldılar, Ayn Şın Kaf… Üçlediler…

Kâfidir Kâinata Cemresi,

Gökten Düşene de Aşka Düşene de…

Exit mobile version