fbpx

27 Haziran, 2019

Yeni Yıla Girerken

Sekiz tane yeni yıl saydım üstüne; içimi, ne olduğunu anlayamadığım bir şeyin yaklaştığını hissetmemden sebep, anlamsız bir telaş sarmış. İçim kadar dışım da bir garip…

Toprakta, ayaklarımın altında açılan yarıktan, hangisinin ne olduğunu bilemediğim sonsuzca şeyin  sağa sola saçıldığı, zamansız yere doğru düşüyorum.

Durup dururken… Kendi kendime… Kimsesizmişcesine…

Yoksa yukarı doğru mu gidiyorum.

Hayır, hayır.

Sanırım buraya en yakışan sözcük salınıyorum olmalı. Zira sonsuzca şey aynı zamanda azıcık bir şey. Öyle az ki, dünyada bu kadar az bir şey olamaz diyorum. Bu yerde yer çekimi mümkün olamaz diyorum. Dolayısıyla salınıyor olmalıyım diyorum.

Baktığım resimler her zamankilerle aynı olsa da, gördüklerim yer çekimine isyan eden o ortamda uçuşuyor.

Bunların ne olduğunu bilmiyorum, bilemiyorum. Hiçbir anlam veremiyorum.

Baktığım, cayır cayır yanan bir temmuz gecesine damlayan, harlayan alın terlerim. Gördüğüm, tir tir titreyen bir perişanlık.

Bir kadın bedenine sığamıyorum. Bir odaya, bir eve, bir mahalleye, koskoca Ege Denizi’ne fazla geliyorum. Ve eksik…

Anlayamıyorum.

Anlamadan yaşayamıyorum. Nefes alamıyorum.

Sağıma bakamıyorum, soluma bakamıyorum, yukarı, aşağı, önüme, arkama…

Kımıldayamıyorum. Kımıldasam tuhafsıyorum, yabancı kalıyorum, tanıyamıyorum.

Adeta kalabalıktan alınıyorum.

Korkuyorum. Yine korkmaktan korktukça, korkuyu büyütüyorum.

Gözümün bebeğini, gözümün pınarı yutuyor. Gözümün beyazını arıyor, bulamıyorum.

Uzanacak bir el arıyor, onu da bulamıyorum.

Tutamıyor, tutunamıyorum.

Halimi anlamadığımdan kimselere anlatamıyorum.

Anlamlar insana, çeşitli sebep ve şekillerde, nesillerdir dayatılmıştır. Zihin, şeyleri o anlamlarla algılamaya ve insanın duygu ve davranış modelini buna göre oluşturmaya alışıktır. Dayatılmış anlam ortadan kalktığında, zihin bu anlamsızlığı anlayamadığından tepki gösterir. Bu tepki doğal olarak duygu ve davranışlara da yansır. Taa ki zihin sakinleşene, şeylerin kendilerine gittikçe yakınlaşan katman katman mana içerikleri sıra sıra açılana, asıl anlamlar yerli yerini bulana dek…

 

Yeni Yıla Girerken

Yardıma koşuyor rüyalarım. Her gece uykularımda yeni bir anlam anlıyorum. Bu anlamalara teslim oluyorum.

Ben mi oluyorum ki bu teslimi? Yoksa kendimce teslim mi alınıyorum.

İçimce, aslımca, özümce…

İçimizce, aslımızca, özümüzce…

Kendimce çağırılıyorum.

Kendimin peşine takılıyorum.

Onun yoluna koyuluyorum.

Buna o yolda yürümek bile diyemiyorum. Adeta koşuyorum. Kimilerine göre akılsızca, kimlerine göre kalpsizce, bana göre öylece durduğum yerde, kan ter içinde koşuyorum.

Kimi zaman kayboluyorum, kimisinde karanlıklarıma, kimisinde aydınlıklarıma, kimisinde bir deniz fenerine rastlıyorum.

Kendimi kendime yetiştirmeye çalışıyorum.

Anlamlarla birlikte, neyin neden olduğunun, neden olmadığının katmanları da açılırken anlamaya başlıyorum.

Bütün bunlar zamana yayılıyor.

Hep biraz daha, katman katman yaşıyorum, biraz daha anlıyorum.

Benim gördüğüm bu rüyanın bir başka türünü gördün biliyorum.

Beni ancak kendini görebildiğin kadar görebilirdin biliyorum.

Seni ancak kendimi görebildiğim kadar görebilirdim.

Belki farklı gerçekliklerle ama aynı halleri kendince bir şekliyle yaşadın biliyorum.

Son yıllarda belki koltuğunla bütünleştin, belki bir başka yerdeydin, belki diyar diyar gezmek mecburiyetindeydin, belki de hepsi birden ama içinde hiç evden çıkmamış hissindeydin biliyorum.

Kendinin sözünü duyabildiğin kadar, dinleyebildiğin, dengeleyebildiğin kadar yol aldın.

Benim gibi, onun gibi, diğeri gibi…

 

Yeni Yıla Girerken

Çünkü kendimiz bizi çağırdı.

Çünkü kendimiz dünyamızı da çağırdı.

Çünkü dünyamız yapacağını yaptı, katman katman açıldı, açıldıkça da açtı.

Çünkü dünyamız kandırmacanın boyutunu kaldıramadı.

Çünkü dünyamız yüklerini çoktan sırtından attı.

Çünkü dünyamız bize yuva olmayı sürdürmek istiyor.

Çünkü dünyamız onunla birlikte kalalım istiyor.

Çünkü dünyamız işimizi gücümüzü, makam ve mevkimizi, üstümüzü başımızı, paramızı pulumuzu, bildiklerimizi filan değil, yalnızca bizi istiyor.

Bunu aslında kendimiz istiyor, bir manada dünyamız da yardım ediyor.

İçimizden en iyi bildiğimiz aslımızı, bütünlüğümüzü görelim istiyor.

Oyunlarımızı, oyuna gelişlerimizi, kendimizi kandırmalarımızı değil, aklımızı, yüreğimizi, insanlığımızı istiyor.

Bölüşlerimizi, bölünüşlerimizi değil, birleşmemizi, birleştirmemizi istiyor.

Bütün bunları, birbirimizi ancak kendimizi görebildiğimiz kadar görebileceğimizi ve bunun eksikliğinin, insanlık için artık yaşama yetmeyeceğini bildiğinden istiyor.

 Kendimizi bu kapsamda en güzel ifade edebileceğimiz kapıları açabilecek aklı, fikri, gücü bulabilmemiz için dua ediyorum.

Ve kendi yolumda anladığım belki de en güzel manayı da dualarıma ekliyorum.

Yeni yılda herkes birbirini, hayatı birbirine borçlu olduğunu bilerek görsün.

Yeni yılda herkes birbirini, hayatı birbirine borçlu olduğunu bilerek sevsin.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü olduğu gibi görecek, sevecek bir “o” yoksa, biz de yokuz, hayat da, insan da, insanlık da…

 

Bu şarkı da kendimize ithaf olsun.

 

Ayça Özbay

Aralık 2018

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir