20 Kasım, 2018

Yüceliğimiz sıradanlığımızda saklı

İnsan kendine o duyguyu hissetme, o halde olma hakkı vermediği sürece acı sürer.

İnsanın her türlü duyguyu hissetmeye ve her şeyi düşünmeye hakkı vardır.
Zaten hakkını kullanarak kendine izin verip adam akıllı bir düşünse, hissetse; olumlu/olumsuz düşün/düşünme hisset/hissetme hengamesinden bir sürecin sonunda sıyrılacaktır.

Yüceliğimiz sıradanlığımızda saklı

Olumsuz hiçbir duygusunu diğerine yöneltmeye ise hakkı yoktur.
Sınırlarını korumak müstesna, ki bu zaten kalıplardan arınmış bir platformda olumsuz duygudan kaynaklanan olumsuz bir davranış olarak çıkmaz ortaya.

O duyguları sonuna kadar hissetmek, hissederken onlara ve kaynaklandıkları olayların içeriğine dair düşünce ve inançlara kendi dışından bakıp, kavramlara yüklenmiş manaları görebilmek, bu manalardan sıyrılabilmek, aynı mana içeriğine sahip sonraki oluşumlarda aynı şekilde hissetmemenin, dolayısıyla aynı döngülerde dönüp durmamanın tek yoludur.

-Şu an tam olarak ne hissediyorum?

-Doğduğum günden bu yana hayatımın herhangi bir anında, bu hissettiğim duyguyu ben hangi davranışımla kime (insan, hayvan, bitki, sokaktaki taş) hissettirmiş olabilirim?

-Doğduğum günden bu yana hayatımın hangi anında bu duygunun aynısını kim (hangi olay/durum) bana hissettirmişti?

-Şu an böyle hissetmeme kimin hangi davranışı sebep oluyor?

-O kişi bana ne yaptı?

-Bu yaptığı şey ne demektir?

-Bu yaptığı şey onu nasıl biri yapar?

-Bu yaptığı şeye maruz kalmak beni nasıl biri yapar?

-Bu duyguyu hissetmek beni nasıl biri yapar?

-Böyle biri olsam ne olur?

-Öyle olursa ne olur?

-Ben yalnızca bu şartlarda mı yaşayabilirim?

-Başka şartlarda da iyi hissetmem mümkün değil midir?

Buna ben de cevap vereceğim.
Başka şartlarda iyi hissetmenin mümkün olmadığını düşünmek de gerçek dışı bir inançtır.
Başka şartlarda da iyi hissedebilirsin.
Hatta başka şartlar hakkında yalnızca fikir sahibi olduğumuzdan; belki de başka şartlarda bildiğimizden ve tahmin edebildiğimizden daha iyi bile hissedebileceğimizi bilemeyiz. Şu an hissettiğimizden daha kötü de hissedebileceğimizi bilemeyeceğimiz gibi.

Hissedebildiğine şükretmeli insan.
Zira duygular olmazsa, bu düzlemde yaşam da olamaz.
Hissettiğinin keyfini çıkar. Oh mis…

-Başkalarının benimle ilgili ne düşündüğü benden daha mı önemli?

-Benimle ilgili düşünüleceğini düşündüklerimi ben kimler için düşündüm/düşünüyorum/düşünürüm?

-Yoksa bu elalem ben miyim?

-Bu duygunun içindeki beni kabul edebilir miyim?

-Beni bu duygunun içinde kabul edebilir miyim?

Bu durumdaki beni kabul edemiyorsam zaten kendimi kabul edemiyorumdur.
Ve kendimi öğrendiğim, şimdiye dek süregelmiş yüce insan kalıplarına sokabilmek uğruna, gerçekleri göz ardı ediyorumdur.
Yüce filan değilsindir aslında yalnızca insansındır.
Yücelik derdinde olduğumuz sürece insanın yüceliğini göremeyiz.

İnsanlık bin yıllardır kendisiyle yüzleşmek yerine nesilden nesile aktardığı gerçek dışı yüce (sahte) kimliklerden uzaklaşmadan yücelemez.
Ortak hafızanın gerçeklerini; ötekine atfetmeyerek, kendi içinde görüp kabul etmeden onlardan sıyrılamaz.

Yani sıradanlığını görememiş bir insanlık, yüceliğini de göremez.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir