Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Karşılaşmalar ve Yüzleşmeler

Yazar ve Yazan Murat Tali

Karşılaşmalar ve Yüzleşmeler

Birkaç gündür yeni kitap taslakları oluşturmak için eski yazılarımı ve şiirlerimi inceliyorum. Açıkçası çoğu bana delilik gibi geldi. Akıllı bir adamın oturup bunları yazması, sonra da dönüp tekrar tekrar okuması çok normal bir davranış değil. İnsan biraz kendine dışarıdan bakınca bunu daha net görüyor. Bir insan neden bu kadar şeyi düşünür, neden bazı şeyleri bu kadar kurcalar, neden kimsenin sormadığı soruların peşine düşer ve sonra bütün bunları oturup yazıya döker? Üstelik yazdıklarının önemli bir kısmını yıllar sonra yeniden okuduğunda başka anlamlar çıkarabiliyor.


Bir süredir içimde benden bağımsız yazan biri olduğunu düşünüyorum. Aklıma sevdiğim bir insanın “Yazan değil yazar Murat’ı anlat” demesi geldi. Bu tanımı hatırladım, yazan ve yazar iki ayrı kişi… Bundan artık pek şüphem yok. Ben oturuyorum, bilgisayarın başına geçiyorum, bir cümle yazıyorum ve sonra o cümlenin nereye gideceğini çoğu zaman ben belirlemiyorum. Bir şey kendiliğinden ilerliyor. Bazen benim hiç düşünmediğim bir yere gidiyor, bazen benim söylemek istemediğim bir şeyi söylüyor, bazen de ben yazarken ne anlatmaya çalıştığımı ancak birkaç paragraf sonra anlıyorum.

Bu yüzden oturup onunla ciddi ciddi sohbet etmek istiyorum.
• Neler yaşadın?
• Ne zamandır buradasın?
• Benim fark etmediğim hangi şeyleri fark ettin?
• Neden bazı konulara bu kadar takılıyorsun?
• Neden bazı insanları, bazı cümleleri, bazı anları yıllar sonra bile tekrar tekrar önüme getiriyorsun?

Belki de bunların cevaplarını biliyordur. Sonuçta bütün derdini yazıyor. Ben sadece yazılanı okuyorum. Fakat tuhaf olan şu: Yazdıklarını ben yazdığım için, onların derinliğini çoğu zaman göremiyorum. Bir başkasının yazdığı bir metni okuduğumda üzerine uzun uzun düşünebiliyorum. Ama kendi yazdığım bir cümle karşıma çıktığında onu bazen sadece bir cümle olarak görüyorum. Çünkü onun hangi düşünceden çıktığını, hangi ruh hâlinden geçtiğini, hangi anın içinden geldiğini biliyorum. Belki de fazla yakınım.

Belki mesele tam olarak budur.
Bir şeyi anlamak için ona biraz mesafe gerekiyor. Ben ise kendi yazdıklarıma mesafe koyamıyorum. Çünkü yazar ile yazılan arasında bir ilişki değil, neredeyse ortak bir yaşam var. O yazıyor, ben yazıyorum sanıyorum. Ben düşünüyorum, o başka bir yerden devam ediyor. Ben bir şey anlatmaya çalışıyorum, ortaya bazen benim hiç planlamadığım başka bir şey çıkıyor.

Sonra dönüp bakıyorum ve “Bunu ben mi yazdım?” diye düşünüyorum.
Cevap basit aslında: Evet, ben yazdım. Ama mesele de zaten burada başlıyor.

Çünkü insan kendi yaptığı bir şeyin kendisinden ne kadar bağımsız olabileceğini kolay kolay kabul edemiyor. Bir kitabı yazan benim, şiiri yazan benim, cümleyi kuran benim. Ama bütün bunları yaparken ortaya çıkan düşüncelerin tamamını bilinçli olarak seçtiğimi söyleyemem. Bazı şeyler benden önce geliyor. Ben sadece onların önüne oturup yazıyorum.

Bu durumda asıl soru, içimde gerçekten benden bağımsız birinin olup olmadığı değil belki de.
Asıl soru şu: Ben kendimden ne kadar haberdarım?
Ve daha rahatsız edici olanı: İnsan kendi içindeki bir tarafla bu kadar uzun süre yaşadığı hâlde onu nasıl bu kadar az tanıyabilir?

Belki de yıllardır onunla birlikte yaşıyorum ve onu başka biri sanıyorum. Belki o başka biri değil, benim henüz tanımadığım tarafım. Belki de ben ona “yazar” diyerek işi kolaylaştırıyorum. Çünkü “içimde benden bağımsız biri var” demek, “ben kendimin tamamını bilmiyorum” demekten daha kolay geliyor.

Bunu kabul etmek biraz daha zor. Çünkü insan kendisini bildiğini düşünerek yaşıyor. Ben de öyle yaptım. Yıllarca kendimi tanıdığımı düşündüm. Neleri sevdiğimi, nelerden hoşlanmadığımı, nasıl düşündüğümü, neye kızdığımı, neye üzüldüğümü, insanlarla ilişkilerimi, yalnızlığımı, korkularımı, hatta yazma biçimimi bile bildiğimi sandım.

Sonra bir gün oturup yazdığım bir metni okudum ve kendi kendime yabancılaştım.
“Ben bunu neden yazmışım?” Sorunun cevabını bulamadım. Belki de bu yüzden içimdeki yazarla konuşmak istiyorum. Bu kez ona yazdırmak için değil. Ne anlatmak istediğini anlamak için.

Çünkü yıllardır onun söylediklerini başkalarına anlatıyorum ama kendisinin ne söylediğini gerçekten dinleyip dinlemediğimden emin değilim.

 

Instagram : Murat Tali

Yazar

Exit mobile version