Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Sysyphos Kayayı “Koy ver gitsin” deseydi!

Sysyphos’un kayası, Prometheus’un ateşi! ve insan türünün eksik bıraktığı idrak

Bazen bir mitin içine başka bir hayatı yerleştirirsiniz ve mit değişir. Değişmelidir de.

Sysyphos’u bilirsiniz. Tanrılar tarafından cezalandırılmıştır. Kocaman kayayı dağın tepesine çıkaracak, tam zirveye ulaştığında kaya yeniden aşağı yuvarlanacak ve Sysyphos onu tekrar yukarı taşıyacaktır. Sonsuz döngü.

Prometheus’u da bilirsiniz. Tanrılardan ateşi çalıp insanlara verdiği için zincire vurulmuştur. Her gün ciğeri bir kartal tarafından yenilecek, gece o ciğer yeniden oluşacak ve ceza ertesi gün yeniden başlayacaktır.

İki ayrı ceza. İki ayrı mahkûmiyet.

Ben yıllardır düşünürüm;

Ah be Sysyphos kendi özgür iradeni kullansaydın da o kayayı bırakıp gitseydin, ya da Prometheus’u zincirlerinden kurtarsaydın!

Benim hikayemde, Prometheus’un cinsiyeti değişiyor. Ateşi taşıyan beden bir kadının bedeni oluyor. Sysyphos yine bir eril figür.

Biri kayasını taşıyor, diğeri ateşini.

Birbirlerini kurtarabilecek durumda değiller. Prometheus zincirli; Sysyphos kendi döngüsünün içinde. Yine de karşılaşıyorlar. Ve birbirlerinin hayatına dokunuyorlar. Aşkla dokunuyorlar. Belki aşkın en anlaşılmaz tarafı da burada.

İnsanın asıl sorunu belki de kayayı ya da ateşi taşıması değil; neyi neden taşıdığını idrak edememesi.

Belki kimse kimseyi kurtaramaz ama karşılaşma yine de boşa gitmez.

Çünkü bir gün, ikisinin karşılaşmasından üçüncü bir hayat doğar. Soy değişimi olur.

O iki insanın hayatından daha uzun sürecek bir hayat daha bilge bir varlık vücut bulur.

Hiç kimsenin Azrail ile özel bir anlaşması yok. Eninde sonunda ölüme varacak bir yolculuktur doğum. Önemli olan o son sonsuzluğa mı varacak, karmik bir döngüye mi dönüşecek. Bunun farkındalığında olan insan idrak sahibidir ve yaşarken nasıl bir çizginin üzerinde yürüyeceğini bilir.

İnsanın geçmişiyle ilişkisi sabit bir müze vitrini değildir. Bazen bir kayıp, yıllar önce yaşanmışlıkları en çıplak hâliyle yeniden su yüzüne çıkarır. Bu da geçmişteki duygunun ne kadar gerçek olduğunu yeniden gösterir. Yargı, kimsenin gözlerini kapatmasın. İdrak, insan türünün farkına varması gereken en önemli meselelerden biridir.

Toltec öğretisinin bana düşündürdüğü şeylerden biri bu. İnsan türünün büyük eksikliği bilgi değil aslında. Çok biliyoruz her şeyi, çok. Ama bilmekle bitmiyor. O bilgiyle, bilgeliğe varacak idrak gerekiyor.

Ve bazen insan hayatındaki en büyük kırılma, birinin kayasına diğerinin ateşinin değmesidir ki Aşk doğsun.

 

Instagram : Feryal Çeviköz

Yazar

Exit mobile version