Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Yaraşıklı düşman: Ufak Tiran’la büyücünün dansı

Hayat bazen insanı öyle kişilerle karşılaştırır ki mesele onların kim olduğundan çok, üzerimizdeki etkilerine dönüşür. Carlos Castaneda’nın Don Juan anlatılarında “Ufak Tiran”, savaşçının karşısına çıkan; enerjisini, sabrını, korkularını ve kişisel önemini sınayan kişi olarak tarifleniyor. Şu unutulmamalı ki; Ufak Tiran’ın asıl gücü göstermelik iktidarından değil, savaşçıyı kendi oyununa çekebilmesinden gelir.

Bu açıdan, Savaşçı için iki temel tuzak var: Kaçmak ya da onunla aynı dilden konuşmaya başlamak. İkisi de kayıp aslında. Çünkü Ufak Tiran’ın amacı sizi öfkelendirmek, kendini açıklamaya zorlamak ve merkezinizden çıkarmak ve enerjinizi emmekten başka bir şey değil.

Ancak üçüncü bir ihtimal daha var: Yaraşıklı Düşman kimliğini bilmek.

Buradaki “Yaraşıklı Düşman” ifadesi de yine Castaneda’da ve Yaqui büyücüsü Don Juan arasında geçen konuşmalardaki; “worthy opponent” (layık/değerli rakip) kavramından beslenir. Yaraşıklı Düşman, rakip pozisyonundakilerle benzemez. Onların bataklığına girmeden, kendini kaybetmeden durur. Gerektiğinde sınır koyar, “hayır” der; fakat bunu kişisel bir öfkeden değil, bilinçli bir farkındalıkla, değerli bir dikkatle yapar.

Birinin size zarar vermiş olması, ona hayatınızı yönetme yetkisi vermez. Ufak Tiran’ın karşısındaki en büyük güç, onun sizde yarattığı tepkiyi yönetme arzusunu bırakmaktır. Ufak Tiran çoğu zaman kendisini güç sahibi sanır; baskı kurmayı hâkimiyet, insanları kontrol etmeyi ise özgürlük zanneder. Oysa savaşçının gücü başkasını boyun eğdirmesinde değil, kendi enerjisi üzerindeki hâkimiyetinde yatar. Onun savaşı kendisiyledir.

Ufak Tiran bir insanı kaybettiğinde arayabilir, yeniden temas kurabilir. Bunu üstelik dolaylı yollardan, dikkat çekmek için sinsice yapabilir. Ancak özlediği şey o kişi değil, oradan aldığı enerjidir. Özlediğini sanmanız bile ona besleyici bir haz verir. Savaşçı bu romantik tuzağın ayırdındadır. Savaşçı için maskeli oyunların bir önemi yoktur; çünkü kendisinin bir “besin” olmadığını bilir. Karşı tarafın niyetini çözmekle vakit kaybetmek yerine kendi enerjisini korur. Hani derler ya; “ayıyla dansa kalktığınızda ne zaman oturacağınıza ayı karar verir” diye.. Ufak Tiran’ın bozuk dans ritmine kapılırsanız, dansın bitiş süresini de kontrol edemezsiniz.

Yaraşıklı Düşman ise dansı reddetmez. Gerektiğinde dans eder ancak merkezini kaybetmez. Ne zaman yaklaşacağını ne zaman geri çekileceğini ve ne zaman dansı bitireceğini bilir.

Ufak Tiran’a karşı bir büyücü gibi davranılır. Büyücü için güç, başkasına üstünlük göstermek değil; kendi enerjisini o sıradan başkasının eline vermemektir. Bu nedenle Yaraşıklı Düşman gerektiğinde serttir ama zalim değildir; mesafe koyar ama kaçmaz. Ufak Tiran’ın kibrinin üstesinden nezaketle gelinemeyeceğini de bilir.

O nedenle bazen susmak, bazen geri çekilmek, bazen de dansın ortasında müziği bizzat değiştirmek gerekebilir.

Ufak Tiran gücü, başkasında yarattığı etkiyle, büyücü ise asıl değerli olan erki, kendi üzerinde yaratılmasına izin vermediği etkiyle ölçer. Rakibini küçümsemez, hafife almaz; ancak onu hayatının merkezine de koymaz. Ne kurban olur ne de cellat.

Günün sonunda Ufak Tiran yürek taşıyan sarp bir dağ yolunun ortasında duran normal bir taştır. Savaşçı, taşı lanetlemekle ömrünü tüketmez; üzerinden atlar ve sonsuzluğa kavuşacak olan yoluna devam eder.

Instagram : Feryal Çeviköz

Yazar

Exit mobile version