Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Düzen, düzensizlik ve planlar üzerine

Yarın yaşayacağınızın garantisi var mı?

Her gece, sabah uyanacağınızı bilerek yatıyorsunuz yatağa. Zihninizden yüzlerce plan geçiyor: organizasyonlar, ajandalar, randevular, yapılacaklar listeleri…

Her şeyi önceden bilmek, hazırlamak, düzenlemek ve kontrol etmek istiyoruz.

Peki, bunun bir dengesi olmalı mı sizce?

Hayatıma plansızlık kavramını aldığımdan beri kendimi çok daha özgür hissediyorum. Anın getirdiklerini o anda düşünmek, zihnimde inanılmaz bir alan yarattı.

Bir toplantıya katılacaksam günler öncesinden hazırlık yapmıyorum. On günlük yemek yapıp buzluğa stoklamıyorum. Hayatımın en büyük derslerinden biriydi belki bu.

Çünkü depremden bir gün önce, epey bir hazırlık yapmış ve buzluğa yemek stoğu koymuştum. Ertesi gün onların hepsi çöp oldu.

O günlerden sonra bir şeyi daha iyi anladım: Hayatın bize ne getireceğini bilmiyoruz.

Artık anın akışında, kalbimin istediklerini yapmaya karar verdim.

Bu başta imkânsız ve zor gelebilir. Çünkü insan, kontrol edebildiğini düşündüğü şeylerle kendini güvende hissediyor. Oysa garantisi olmayan olasılıklar üzerine tanrıcılık oynayarak her şeyin bizim istediğimiz gibi olacağı sanrısı, en büyük şuursuzluklardan biri bence.

Sabah işe giderken giyeceğiniz kıyafeti akşamdan hazırlamak yerine, sabah uyandığınızda ruh hâlinize göre seçmek nasıl geliyor kulağa?

Akşam, önceden belirlediğiniz bir programa yetişmek yerine kendinize özel bir alan açmak… Dinlenmek, meditasyon yapmak, uzun bir duş almak, kendinizi şımartmak…

Belki de hayatı biraz daha yaşamaya başlamaktır bu.

Tüm bunları keşfettiğim dönemde, Ho’oponopono tekniğini anlatan Zero Limit kitabında da benzer bir tavsiyeyle karşılaştım. Plan yapmadan kendimizi sıfırlamak, her anı akışa göre düzenlemek artık bana oldukça keyifli ve konforlu geliyor.

On gün sonrasında bir organizasyon varsa onu o güne bırakıyorum. Yaptığım en büyük organizasyon belki de onu takvime kaydetmek oluyor.

Bazen onu da yapmıyorum.

Eğer unutursam, demek ki unutmam gerekiyormuş diye düşünüyorum.

Hayat sonsuz olasılıkların toplamı ve boş bir harita.

O harita, seçimlerimiz üzerine şekilleniyor. Yaradılışın bize armağanı olan özgür irade ile seçtiğimiz anda oluşan yüzlerce yolun en güzelini yine kendimiz yaratıyoruz.

Yuvaya Yolculuk kitabını okuyanlar şimdi gülümsedi bence.

Oradaki boş haritada yürüdükçe şekillenen yolları anımsadıkça, hayatımdaki boşluğu ve oraya doldurduklarımı görüyorum.

Bence en büyük eylem haritayı önceden çizmek değil; yürüdükçe oluşan yola güvenmektir.

İnsanoğlu, yaşama kibri ve güveniyle, unuttuklarıyla sonsuza kadar yaşayacağını düşünerek evrende bir zerre olduğunu unutuyor çoğu zaman.

Hayaller, planlar, birikimler…

Hepsini sonsuzluğa saklayacağını düşünüyor.

Oysa ölümün olduğu bir dünyada, bütün bunları sonsuza kadar biriktirmeye çalışmak ne kadar boş, değil mi?

Ölümse bir mezuniyet.

Son günlerde beni en çok etkileyen kayıplardan biri olan İnanç Keskin ile bitiriyorum yazımı.

Tanıyan tanımayan binlerce insanın hep birlikte ardından dualar etmesi, iyi dileklerini sunması… Sanırım mezuniyetin en güzel armağanlarından biri de bu.

Sonrası sonsuzluk. Sonrası ışık.

Tüm kayıplarımızın ruhlarına sevgi gönderiyor ve sizi plansızlıkların, düzensizliklerin içindeki düzene dair düşüncelerinizle baş başa bırakıyorum.

Bence hayatı gerçekten yaşamak, her şeyi önceden bilmekten vazgeçtiğimiz yerde başlıyor.

Sevgiyle, aşkla.

Instagram : Aynur Kılıç

Yazar

Exit mobile version