Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Gönül Dağı

Masallar anlatılır hani…
Bir yol vardır yürünen, varılacak bir yer…
Yorulana “ha gayret şu dağın ardında” denir…
Yollar, dağlar, adımlar aşılır arşınlanır, bir türlü hangi dağın ardında yatar arzuhalimiz;
Varılamaz, gidilemez bir yol olur çıkıverir…
Bu yol öyle bir yol ki; ne geri dönülebilir, ne durulabilir…
Elbet gözlerinin önünde serilmiş dağlardan biridir umuduyla yürünür…
Her şeyin göze göründüğü zannıyla…
Adım, adım ve bir adım daha…

Vaktiyle, devranların evrenlerin dönüp dönüp arandığı bir “Gönül Dağı” varmış derler…
Arayıp bulamayan, yorulup dönen “yok öyle bir dağ” dermiş, bıkkın ve umutsuzca…
Arayıp bulan, o dağda dağla birlikte yok olan da dile gelip diyememiş…

Dile gelseydi, anlatabilseydi ne derdi ne anlatırdı?

“Yok öyle bir dağ” derdi…
Ve devam ederdi…

Aş’sız yürünmez yollar. Beden aş’ı, akıl aş’ı, iş aş’ı gerekir.
İş’siz kıpırdamaz, üç mücevher…
Eş’siz, aynasız, görülmez cemalin, celalin…

Hepsi bir harf, bir hece ile birlenir…

“Kaf”

O topraktır. Ten’dir. Ten’den öte, ten’den can’a dır. Kaf dağının ardına yolculuktur.

Aş’ın AşK
İş’in IşK
Eş’in EşK
Oldu mu…Bir harf ile devran döner, varlık doğar, varlık ölür…Ölüm ve doğum birbiri içinde bir olur.

Her şey Aşk’tır…Aşk’tandır…

İşte ” Gönül Dağı “ndaki “Gönül”, tek başına bir yüce dağdır…
Deri olur kön derler
Yanar biter kül eyler
Külden güle döner, yürek kırmızısında
Bağır olur, ses eder
Ten olur, kan olur, tende bir damla su olur
Sağlam durana, duvar, sırt olur
Aş pişer, tüter ocak, ev olur
Göğün yüzünden yerin yüzüne
Bir ince bağ olur
Gönülden gönüle

Exit mobile version