Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Doğanın iyileştirici gücü ve aromaterapi

Hipokrat’ın ‘vis medicatrix naturae ‘ sözü, bugün aromaterapiyle yeniden anlam kazanıyor: Doğanın iyileştirici gücü, bedenin kendi bilgisiyle buluştuğunda çalışmaya başlar. Uçucu yağlar bu buluşmanın en saf hâlidir; bitkinin kokusunda saklı, görünmez ama etkili. Ruhumuza, bedenimize, zihnimize usul usul fısıldayarak…

Aromaterapi yalnızca güzel kokularla ilgili değildir. Bilim, uçucu yağ moleküllerinin koku yoluyla doğrudan limbik sisteme ulaştığını söylüyor. Yani hafızaya, duyguya ve stres yanıtına. Lavanta, melisa ya da bergamot koklandığında yaşanan sakinlik bir telkin değil; sinir sisteminin verdiği ölçülebilir bir cevaptır.

Mistik olan ise şudur: İnsan, kokuyla zamanı aşar. Bir damla yağ, bizi çocukluğa, ilk aşkımıza, en sevdiğimiz eve, toprağa, güven hissine götürebilir. Kadim kültürlerin tütsüleri, merhemleri ve yağları tesadüf değildi; sezgiyle keşfedilen, bugün bilimle doğrulanan bir bilgiydi bu. Sanki yeni keşfediyor gibiyseniz, yaklaşın.

Aromaterapi bedeni zorlamaz; yönlendirir. Tedavi etmez, dengeyi davet eder. Modern yaşamın gerginliğinde unuttuğumuz ritmi, nefesi ve yavaşlamayı hatırlatır. Bu yüzden aromaterapi bir alternatif değil, bütüncül bir tamamlayıcıdır.

Bazen iyileşme, ilacın dozunda değil; bir kokunun bedene “güvendesin” demesinde başlar. Bilim ölçer, doğa fısıldar; aromaterapi ikisini aynı anda duyabilenler içindir. Sevdiğiniz yağları tanıyın, koklayın , hayatınıza katın …

Şifa ile kalın

Bitki Cadısı

Yazar

Exit mobile version