Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Yaz

Kalemi elime aldığımda ne karalayacağımı bilmeden öylece dururum bazen. Zoraki bir bekleyiş değildir bu. Benden kaleme, kalemden bütüne akacakların yüklendiği kıymetli anlardır sadece. Yeterince dolduğumda bir anda akmaya başlar kelimeler, cümleler, belki de uzunca bir hikaye… Benim kalemim, benim hikayem derim. Yaşarcasına yazarım, yazarcasına yaşarım… İster yarıda keser, yırtar atarım. Dilersem bir roman yazarım. Çünkü kendi sayfalarımda kararları ben veririm.

Sen de yaşamının kalemini bir kez eline aldıysan kocaman bir sorumluluğu da eline almışsın demektir. Başkalarının satırlarının altını çize çize gittiğin yoldan kendi beyaz sayfalarına ulaşmışsan ve ne karalayacağını bilmiyorsan öylece durmanı öneririm. Zoraki bir bekleyiş değil bu; yeni bir yolculuğa hazırlık. Öncelikle bilmeni isterim ki; kendi satırlarında yüzmeye başladığın andan itibaren sana boğulacağını söyleyenler olacak. Kelimelerin cümlelerinde derinleştikçe ve sen sığ laf kalabalığından uzaklaşıp kendi keşfettiğin anlamlarında kulaç attıkça sesler yükselmeye devam edecek. Kıyılardan, bulanık sığ sularından çıkamayanlar kınayacak seni. Daha da kötüsü bunu iyi niyet adı altında yapanların olacak olması. Onlar kendi kırık kalemleriyle gelecek ve senin özgün cümlelerine kendi sert noktalarını koymak isteyecekler. Henüz hikayenin başında eline yaşanmışlıklardan başarısız birer deste tutuşturup:

“Bak!” diyecekler.
“Biz böyle yazdık, olmadı. Bizim noktalarımıza güven. Şimdi bırak o kalemi elinden ve seçtiğin güvenli kopyala yapıştır hayatlardan birini yaşa.”

Bir yerde haklı olduklarından eminsin. Toplumsal normlar, alışkanlıklar, sınırlar, ayıplar, yasaklar içinde insanın tüm bu kemikleşmiş yapıların kime göre veya neye göre belirlendiğini idrak etmesi elbette çok güç. Bu nedenle şimdi üretilmiş ideolojilerden birini seçip körü körüne kendi fikrinmiş gibi savunmayı sürdürebilirsin. Denenmiş işleri, denenmiş ilişkileri yürütmeye devam da edebilirsin. Mutlak güvenli olan, her zaman ‘Onlar’ tarafından kabul edilendir. Senin özgünlüğün ve seçimlerin ‘Onlar’ için önemli değildir. Önemli olan genel kabullerin dikenli çerçevesinde seni acıta acıta tutmaktır. Şunu unutma, kalem hala senin elinde ve yazmaya başlamadın bile.

Yoksa yazmakta kararlı mısın?
Öyleyse öncelikle kendi hikayende kendi cümlelerini ‘Onlara’ savunmak için duraksamamayı öğrenmelisin. Çünkü bu ‘Onların’ sesini kesmeyeceği gibi, seni de soluksuz bırakacaktır. Kulaklarını tıka ve derinlere kulaç atmaya devam et. Vazgeçmediğinde akıntı berraklaşacak ve hikayen de kendiliğinden gelişecek. Bu süreçte yalnızlaşmayı göze almış olmalısın. Çünkü ‘Onlardan’ bir süre uzaklaşman şart. Ancak bu öyle bir hikaye olacak ki: Sana heyecan verici duygular, varlığından haberin olmadığı düşünceler ve her kulaçta farklı bir deneyim sunacak. Sana ilerleyen sayfalarda fırtınaların olmayacağının garantisini veremem. Ancak gelişmiş ciğerlerin ve tecrübeli kalemin ile fırtınaları da aşman mümkün. Acısıyla, tatlısıyla ancak tamamen gerçek olan kendi hikayeni yazmayı bitirdiğinde güvenle kendi noktanı koyacaksın. Dilediğince yeni hikaye yazmaya hazır olacaksın. Ne de olsa artık derinleri tanıyor ve ‘Onlardan’ korkmuyor olacaksın.

Bilmelisin ki; hikayeni bitirip gururla yeniden limana yanaştığında ‘Onlar’ artık susmuş olacak. Çünkü zorluk yalnızca bunu bir kez başarabilmekte. Çoğunluğun korkularını aşan sihirli cümlelerin her daim yanında olacak.

Şimdi sen de yaşarcasına yaz ve yazarcasına yaşa… Kutlarım, yaşam ilhamın bol olsun.

Exit mobile version