Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Düşünmeyi devretmek

İnsanlık tarih boyunca aletler üretti. Taşı yonttu, tekerleği buldu, makineyi geliştirdi. Ama ilk kez bir aleti, kendi düşüncesine kefil yapma noktasına bu kadar yaklaştı.

Yapay zeka bugün herkesin elinde.

Sorular soruluyor, cevaplar alınıyor, metinler yazılıyor, kararlar şekilleniyor ve giderek daha az insan, aldığı cevabın ardından durup düşünme ihtiyacı hissediyor.

Çünkü cevap hazır.

Çünkü zahmetsiz.

Çünkü hızlı.

Oysa düşünmek her zaman zahmetliydi.

Zaman isterdi, tereddüt isterdi, hata payı barındırırdı. Belki de bu yüzden insan, yorulduğu yerde düşünmeyi devredebileceği bir muhatap aradı. Yapay zeka tam da bu yorgunluğa denk geldi.

Son dönemde yapılan bazı çalışmalar, yapay zeka desteğiyle çalışan bireylerde dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. Destek kesildiğinde zihinsel yorgunluğun arttığı, insanların kendi yazdıklarını hatırlamakta zorlandığı gözlemleniyor. Daha da önemlisi, eleştirel düşünce becerilerinde zayıflama ve ortaya çıkan üretimlerin giderek ruhsuzlaşması dikkat çekiyor.

Buradaki mesele yapay zekanın üretmesi değil. Mesele, insanın üretirken düşünmeyi bırakması…

Çünkü düşünce sadece sonuca varmak değildir. Bir süreci vardır. Çelişir, geri döner, yeniden kurulur. İnsanı insan yapan da tam olarak bu süreçtir. Hazır cevaplar bu süreci kısaltmaz, ortadan kaldırır.

Yapay zekayı araç olarak kullandığımızda sorun yok. Ama onu akıl yerine, muhakeme yerine, vicdan yerine koymaya başladığımızda çizgi bulanıklaşır. İnsan artık “Ben böyle düşünüyorum” demek yerine, “Bana böyle söylendi” demeye başlar. Bu noktada tehlike, teknolojinin gelişmişliği değil, insanın kendi zihninden geri çekilmesidir.

Daha hızlı yazıyoruz belki. Daha düzgün cümleler kuruyoruz. Ama düşüncenin izini taşıyan metinler giderek azalıyor. Herkes doğruyu söylüyor gibi, ama kimse gerçekten kendi yerinden konuşmuyor.

Yapay zeka düşünebilir. Ama yerimize düşünmesi gereken bir şey değildir. Çünkü düşünmek, sadece sonuca ulaşmak değil, sonucun sorumluluğunu da üstlenmektir. İnsan bu sorumluluğu devrettiğinde rahatlar ama aynı anda zihnini de devre dışı bırakır.

Belki de bugün sormamız gereken soru şudur: Yapay zeka ne kadar ilerledi değil, biz düşünmeyi ne kadar geri plana ittik?

Çünkü insan düşünmeyi bıraktığı gün yok olmaz. Hayatı bir anda durmaz, bedeni ortadan kaybolmaz, sesi susmaz. Ama başka bir şey olmaya başlar. Önce sorgulama zayıflar. Doğruyu aramak yerini, verilenle yetinmeye bırakır. Yanlışla doğru arasındaki mesafe kısalır, çünkü artık ikisi de aynı hızla tüketilir.

İnsan seçtiğini sanar ama çoğu zaman yönlendirilir.

Karar verdiğini düşünür, oysa sadece önüne konanı kabul eder. Sonra sorumluluk duygusu incelir.

“Ben böyle düşündüm” cümlesinin yerini, “Böyle dendi”, “Böyle önerildi”, “Böyle çıktı” alır. Hata artık paylaşılmıştır, kimseye tam olarak ait değildir. Bu da insanı rahatlatır ama aynı anda silikleştirir. Üretilen şeyler düzgün görünür. Cümleler yerli yerindedir, cevaplar tutarlıdır. Ama o metinlerde, o kararlarda, o tercihlerde insanın kendine ait izi giderek azalır. Ruh dediğimiz şey tam da burada geri çekilir.

Hayat devam eder elbette. Günler geçer, işler yapılır, ilişkiler sürer ama derinlik azalır. İnsan, kendi varlığıyla temasını kaybetmeye başlar. Bu yüzden tehlike yok olmak değildir. Asıl tehlike, fark edilmeden eksilmektir.

Düşünmeyi devreden insan ölmez ama yavaş yavaş kendisi olmaktan vazgeçer.

 

Gülnur Eskici

Yazar

Exit mobile version