Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

Ağaç yakma sanatı; ateşle ağacın aşkı

Ağaçla ateşin, ateşle metalin aşk aşka geçişlerini anlatan, yaşatan sanat. Metal bir havya ile ahşabın yakılması, sonra dantel dantel sabırla işlenmesi. Tam bir sabır çalıştırıcı, iyi bir arınma kapısı, meditatif bir ritüel Ağaç Yakma. Hele bir de Sedir ağacı ile buluşursa yakmalar, çıkan dumanın kokusu şamanik bir çiçeğin gücünü taşır ve gerçek tütsülenmeyi, arınmayı yaşatır size. Kalem gibi kullanabilmek gerek Havya’yı, bu bir tecrübe, bu bir gelişim sürecidir. Bir yaktığınızı bir daha yakmazsınız, hep daha yeni, hep başka ağaçlar.

Ağacın yüzeyini iyi görebilmek, ona konsantre olabilmek gerektirir. Yakmanız gereken yönü size ağaç gösterir, tabii ki görmeyi bilirseniz.  Aceleye gelmez, sebatla ve derin derin nefeslerle yürür ahşabın üzerinde ateş. Titremeleri sevmez yakma, ateşi sevmek onunla barışık olmayı gerektirir. Ateşle ağacın buluştukları zamanki anlarına şahitlik etmektir yakma, onunla zamanın nasıl geçtiğini bilmezsiniz çünkü o sizi şimdide tutar. Dipdiri, hayalsiz, düşüncesiz sadece ateş ve ağaç, bir de bu ikiliyi birleştiren siz, yani aşk elçisi olursunuz, tanıklık etmenin keyfi, ürettikçe, çizdikçe, dağladıkça çıkar. Her ağacın kendine has bir tütsülüğü vardır, Ihlamur ağacı bir başka bir yumuşacık kokar, mistik kokusu, havyanın ucu her an üzerinde gezdiğinde havalanır ortalığa, işte bu koku sizi onların aşkına tanıklık ettirir. İçimize çektiğimiz ağacın doğal kokusu ile çalışan hormonlar, memnun kalırken bu duruma, sessiz bir yolculuk akmaya başlar ahşabın üzerinde. Şekillenmeler, yapraklar, çiçekler, filizler doğar ahşabın üzerinde. Kimi yerlerde ateş güçlü, kimi yerlerinde naif,ılıcık buluşur. Havya yı zaman zaman dinlendirmek gerekir. Ağacı bir parça nefes alması için özgür bırakmak gerekir. Dağlama işi hakikatli bir emek ve sabır isteyen sanattır.

Tarihteki yerini, Amerika Kızılderilileri’nden aldığı bilinir, bu sanatla ilgili resmi kayıtlar altına alınmış bilinmeyen bir tarihi vardır. Avrupa tarihinden daha eski olduğunu biliyoruz. Osmanlı döneminde ise mimari yapıların süslemesinde bir dönem Dağlama tekniği adıyla anılmıştır. Oyma sanatı ile bir süre dirsek dirseğe çalışmış Ağaç Yakma Sanatı. Sonra 19.Yüzyılda büyük bir çıkışla Avrupa da sıklıkla kullanılmaya başlanıyor. Hikâyesi kayıp bir sanat AĞAÇ YAKMA.

Yıllarca kalabilir ağacın üzerinde desenler, sözler yeter ki  iş bitimi vernikle buluşturun yakmanızı, o size gereken sadakati verecektir. Kavak ağacının huzurlu dokusu, ahşabın üzerinde ateşle çalışmanıza izin verir. Sedirin büyülü kokusu, yumuşacık dokusu ve teslimiyeti, Ihlamurun naif keskin olmayan yumuşacık bir çiçek kokusu salması, sandal ağacının inatlaşan, ateşe baş kaldıran dokusu, bunların hepsi birer yaşanmışlık ve tecrübeler ister Ağaç Yakma sanatında. Tanıştıkça bu büyü sizi yakalar, sonra elleriniz zımparalara, planyalera, dekupaj makinelerine bulaşır. Kendiniz kesmek, biçimlendirmek istersiniz ağacı, ilk kim dokunursa onunla akarmış ağacın huzuru. Dağlama sanatı olarak tanınan Ağaç Yakma,Avrupa’da bugün başka bir adla sanat disiplinlerinin arasına girmeyi başarıyor; Progravure Arte. Renkler girince ahşapla ateşin aşkına, rengârenk bir dans başlıyor. Yakmanın o karanlık yüzü kendini Sarı rengin yaratıcılığına, ağacın dokusuna dolmaya yerleşmeye başlıyor. Dilediğiniz renkle çalışmaya başlıyorsunuz bu dönemde. Hatta Fransa’da bir Progravure Arte evi bile açılıyor. Ülkemizde de bir takım Kültür Evlerinde ya da Halk Eğitim Merkezlerinde duyar olduk adını.

Onunla çalışmaya başlamadan önce sakin ve dingin olmalısınız, kalem gibi kullanamadığınız ama kalem gibi kullanmak zorunda olduğunuz bir metal ucunuz vardır. Onunla çalışırken arada bir  törpülemek, ucunu rahatlatmak gerekir. Hata yapmak yoktur bu yüzden aceleciliği kaldırmaz, ağaç sizi üzerinden kaldırıp atar. Ateşin ısısı, sıcaklığı ilk ağaçla buluşma anları oldukça mühimdir. Oldukça nazik olmanız, ellerinizin tüy misali hafif olması gerekir, bastırmak ya da abanmak metal ucu yüksek ısıda eğer, büker. Söz dinleyin çalışırken, ağaç size ilerlemeniz gereken yönü gösterecektir. Zamanla tecrübeleşen siz, artık desenleri ağacın üzerinde ne yönde çizmeniz gerektiğini öğrenmiş olursunuz.

Damar damar, doku dokudur ağaç, onu önce ellerinizle hissetmeniz gerekir, ağırlığını, sertliğini hissedebilmek demek rahatça çalışabilmek demektir. Ateşin ayarını hangi yüzeyde, hangi damarda ne yönde sizi ilerleteceğini önceden bilmek demek, tecrübe ile öğrenmektir. Hemencecik olsun diyenlerdenseniz, hemen denemeye başlayın derim, derin bir derin bir sabır sınavı yaşamanız için sadece birkaç ay çalışmak yeterli, sonrası doğaçlama akıyor. Ateşin çıkardığı dumanlar altında tütsülenirken o ağacın hikâyesi oluveriyorsunuz. Bu hikâyenin bir parçası olmak isteyen herkes denemeli, tanışmalı derim.

Tanıştığım günden bu yana Atölyemin kapıları hiç kapanmadı, dağlarda yaşamamın verdiği avantaj, sürüklenen ağaç kabukları ve dalları ile malzeme oldu bana. Sonsuz sabırsızlıklarımı ve telaşlarımı geride bırakmamı sağladı, ona hepinizin huzurunda teşekkür etmek isterim.

Bana gönül sabrını öğreten bana sakinliğin önemini hissettiren ve her keresinde bana hep  telaşsızlığı hatırlatan Ağaç Yakma Sanatına…

Exit mobile version