Bu da mı gol değil hakim bey

Gökkuşağı ve tonları olabilirdik doğa ananın kucağında. Ama sizler kendinizce haklı nedenlerle her renkte fanatikliğe büründünüz. Yaradılışın renklerini, tonlarını ve hatta desenlerini bile lime lime edip sahiplendiniz. Sizden olmayana yasakladınız. Renkleriniz üzerinize yapıştı, kokuştunuz.

Adil olmayan ölümcül maçlarınız oldu tarih boyu. Yeri geldi seyirci, yeri geldi oyuncuydunuz bir meydanda. Masumlara bile faul yapmaktan çekinmediniz. Meydanda zafer yolunda yenmek için her yol mubahtır dediniz. Kiminiz hakemleri çok sevdi, kiminiz adaletsiz buldu, yuhaladı.

Oyunun sonu sandığınız geçici zaferlerinize sevindiniz. Yeri göğü inlettiniz çığlıklarınızla. Ve oyun bu ya; bazen de kaybettiniz. Ama toprağa akan gözyaşlarınız hiçbir çiçeği yeşertmedi. Çünkü hırsın asidiydi akan, saflığın şifası değil…

Yeri geldi ‘BU DA MI GOL DEĞİL?’ diye haykırdınız.

Hiçbiriniz sahte dualitenin ardındaki gerçeği göremediniz. Gol olsa da sonuç aynıydı, olmasa da. Yaptığınız tek kale maçta attığınız her gol kendi kalenizeydi.

Size Güneş’i göstermek istedik ama cahilce bağlanmak daha kolaydı değil mi? Hakikatin körleriydiniz. Aslında renkleri bile tanımazdınız. Yaradılışın gökkuşağına aşıktınız da 7 rengin 6 sına düşmandınız.

O meydanda pozisyonunuz her açıdan ofsayttı aslında. Ama siz bunu hiç bilemediniz.

Rakip sizdiniz. Taraftar sizdiniz. Fanatik sizdiniz. Kazanınca sevinirdiniz de aslında meydana girdiğinizde baştan oyunu kaybettiğinizi bilmezdiniz.

İşte size atılan gol buydu…

Dünya şuan uzatmalara oynuyor. Çünkü yaradılışın tüm renklerine kan bulaştı. Tüm renkler çürük kan kırmızıya çalarken bile hala acınası tezahuratlarınız her mecrada yankılanıyor.

Uzatmalardan sonra penaltılar var değil mi? Onların da kardeşine atacağın son bombalar olacağını belirtmeliyim öyleyse… Anladın mı? Hayır…

Uzatmaların sonunda bu dünyaya gözlerini yumarken ‘Ama ne oynadık beee?’ diye sorarsın kendi kendine.

Sonra ancak kendini yanıtlarsın ‘Valla çok iyi oynadık!’

Ardından sisler içinde karşı takımdan göçmüş arkadaşının sesini duyarsın. ‘Ne oyundu ama?’

İlk şoku orada yaşarsın. Sislerin içinde gördüğün ışığa doğru haykırırsın.

thaawehz86

‘BU DA MI GOL DEĞİL HAKİM BEY?’

Cevap gelmez tabii…

Aniden düşmeye başlarsın. O koca kafanla dar bir tünelden yarı baygın inerken aklında yalnız alamadığın cevap vardır. GOL mü? DEĞİL mi?

Popona yediğin bir şaplakla kendine gelirsin. Golü yine kendi kalene atmışsındır. Cennet mi bekliyordun rengini korudun diye? E ama sen yaradanın renklerini katlettin. Şimdi gülümse diyeceğim ama acı haykırışların ailen tarafından fotoğraflandı bile.

Doğuştan fanatik olmazsan hala bir ömürlük şansın var… Umarım bu kez oyunun kurallarını anlamışsındır.

Ama o oyunu oynama olur mu?

♥Demem o ki: Bölmeyin yaradılanı. İnancınız, ne olursa olsun hor görmeyin diğer renkleri. Bizler rengarenk yaratıldık koca evrende küçük bir top üzerinde. O topa attığınız her tekme kendi kalenize… Unutmayın…

th2tkpf6knBugün karşımda güzel bir fotoğrafıyla belirip bu yazıyı yazmama vesile olan Sadri Alışık’ı sevgiyle anıyorum. O; bizleri hep uyandırmaya çalışan, hep güzel dersler veren ve tüm renkleri kucaklayan ruhlardandı…

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir