Yeni Ben, Yeniden! II — Boşanmanın Işıltısı & Yeni Başlangıçlar
Boşanma bir son değildir; bazen en parlak başlangıcın kapısıdır. Bu bölümde Beril Turhan’la, saygının yok olduğu ilişkilerden nasıl onurlu bir ayrılığa geçebileceğimizi, kaybedilmiş benliği nasıl yeniden kurabileceğimizi konuşuyoruz.
Beril, boşanmayı bir “güzelleme” olarak anlatmıyor; saygının bittiği yerden onurla ayrılmanın, yeniden ayağa kalkmanın ve hayatın bereketini hatırlamanın hikâyesini paylaşıyor.
“Boşanan kadının yüzünün ışıltısı, cebinin şıkırtısı ve evinin kahkahası geri gelir.”
Bu sadece bir kadının değil; çocuklarına, çevresine ve kendine bırakılan en güçlü mirasın ayakta kalma bilgisinin hikâyesi.
Bu yolculuğu dinlemek ve kendi yeniden başlangıcınız için bir adım atmak istiyorsanız, aşağıdan “play” butonuna tıklayın.




Bazı hayatlar daire çizerek ilerler; başa döner gibi yapar ama aslında biraz yükselerek daha da ileri gider… Bu podcast, tam da o yükseliş anını anlatıyor. Ne bir mağduriyet edebiyatı var içinde ne de süslü bir “yeniden doğuş” masalı. Sadece yalın bir gerçek: İnsan, saygının bittiği yerde kalınca kendinden eksiliyor. Burada anlatılan boşanma değil. Burada anlatılan; bir evin dağılması değil, bir insanın dağınıklıktan toparlanması. Toplumun “idare et” diye fısıldadığı yerde, “ben buraya sığmıyorum” diyebilme cesareti. Sevgili Beril anlattıkların bize şunu hatırlatıyor: Kahkaha geri geliyorsa, bereket artıyorsa, yüz yeniden ışıldıyorsa… Bunun sebebi birinin gitmesi değil; birinin yani “insanın kendisinin” geri dönmesi. Belki de asıl mesele şu soruda düğümleniyor: Çocuklara ne bırakıyoruz? Susmayı mı, katlanmayı mı; yoksa onurlu bir ayrılığın da mümkün olduğunu mu? Sen büyük cümleler kurmuyorsun. Ama küçük bir gerçeğin altını kalınca çiziyor ve onu çok büyütüyorsun: Dediğin gibi insanın kendine saygısı geri geldiğinde, hayat da yavaş yavaş hizaya giriyor. İyi ki varsın ve iyi ki anlatıyorsun… Sen hep anlat… İyi ki…