Site icon Yuvaya Yolculuk Dergisi

İhtimaller ve sırtımıza yük alma

“Sibernetik” konusunda geçen ihtimaller ve yük taşıma bahsi bize yeni bir yazı için ilham kaynağı oldu. Bizim bildiğimiz olasılık ya da olanak sözcüğü orijinaliyle “İhtimal” kelimesiyle eşdeğerdir. Muhtemel ve imkanat kelimeleri de bu anlamda kullanılır. Şimdi etimolojisinden yola çıkarak, yazımızı tamamlayalım.

İhtimal “hml” köklerinden oluşan, Ar. bir kelime olup “mantıklı olabilirlik” ve “yük taşıma, yüklenme” anlamlarına gelir. Yine Ar. hamala kelimesi de, bu bu ihtimal sözcüğüyle ilişkilidir. hamal “yük taşımak, yüklenmek” manalarına gelen bir sözcüktür. Ve bu kökten türeyen muhtemel kelimesi de, “olasılık” anlamına geldiği gibi “yüklendi” anlamına da gelir. Keza hamile, hamle kelimeleri de bu “hml” köklerinden türetilmiştir. Kadın yük taşır ve hamile adını alır. Ta ki yükü bırakana yani doğum yapana kadar. Hamle yapan da yükleme yapıp, sorumluluk alıp bir atılım yapar. Ta ki hedefine varana kadar. Demek ki bir yere kadar, hedefe varana kadar yüklenmek varmış.

Emanet

Emaneti göklere, yere ve dağlara vermiş işin sahibi ama onlar yüklenmemiş; ama o emaneti insan yüklenmiş. Ama o insan ne kadar zalim ve cahil olmuş. * Biz bu ayetin sonsuz manalarından bir manasını da, şu şekilde kendimize zevk edebiliriz. Zalim Ar. bir kelime “zulmeden” manasına gelip “zlm” kökünden türemiştir. zulüm ise “zorbalık etti, haksızlık etti, hak ve adaleti aykırı davrandı” manalarına gelir. Akatça dilinde bu kelime “karardı, siyah” anlamlarına kadar gider. Cahil ise Ar. bir kelime olup “bilmeyen, gideceği yönü bilmeyen, farkındalığı olmayan, orada olup da görmek istemeyen, akletmeyen, değerlendirmeyen” anlamlarına gelir.

Şimdi; İnsan emaneti yüklendi. Burada bir sıkıntı yok. O emaneti aldığında ilk soru ne yapılacak bu emanet iledir. Evet ne yapacağız bu emaneti, hedefimiz neresi, nereye gidiyoruz, maksadımız ne? Eğer bilmek istersek sıkıntı yok. O zaman cahillerden olmayız, bu ifadeyi üzerimize almayız. Sonra sırlandık emaneti. Düştük yollara. Ama bir süre sonra bu yükten kurtulmalıyız. Çünkü dünyanın yükü hiç bitmeyeceğinden, devamlı üzerimize yük alırsak hayattan lezzet alamayız. Doğal olarak bu yükü bırakmak gerekecek. O bırakmak da “teslimiyettir. Teslimiyet “güvenme, boyun eğme, hakkını birine devretme” anlamlarına gelen bir kelimedir. Bu teslimiyeti biz bir araca binerek (tren, gemi veya otobüs) ile yapabiliriz. Araca bindikten sonra artık sırtta yükü taşımanın bir anlamı var mı! Lakin yok yok biz taşıyacağız dersek o zaman zalimlerden olma kaçınılmaz olur. Niye? Çünkü nefsimize, organlarımıza haksızlık ediyoruz. Boşu boşuna kendimizi yorup, diğer işlerimizi yapmaya engel oluşturuyoruz.

Yüklenme

Evet önce görevi yükleneceğiz. Annelik vazifesini yükleneceğiz. İş alıp geçim işini yapmayı yükleneceğiz. Risk alacağız. Ve ihtimaller üzerinden hedefimize başarıyla varmaya çalışacağız. Bu ihtimalleri hizaya getirip bir harita çıkaracağız. Bu haritayı da akıl ile yapacağız. Akıl Bir çizgiye kadar, bir sınıra kadar bizi götürür. Oraya kadar hesap, strateji, olasıklıkları değerlendirme yap, kılı kırk yararcasına bütün olasıklıkları incele. Ama sonunda bir karar ver. Evet 0-1, evet-hayır üzerine işleyen bir sistem, bir beyin bir karar duymak ister. Ve karar verdikten sonra akıl devre dışı kalır. Ve der: “bir adım daha atarsam yanarım” Bir adım daha atıp karar üzerine yorum yaparsak, ihtimalleri tekrar devreye sokarsak o zaman beyne kısa devre yaptırır -Allah korusun- yakarız.

Bir çizgiden sonra oradan sonra kalple gitme var. Oradan sonra gönül aleminin işi tam devreye giriyor. Akıl yok, mantık kuralları, fizik kuralları orada işlemiyor. Peki nasıl oluyor buradan sonrası?

“İş Olacağına Varır” sırrınca bütün hesapları, kitapları yapıyoruz. Ve teslim olup, an’ları yaşıyoruz. Gelecekteki duran olasılıkları belki geçici bir süre yük olarak alıyoruz ama sonra o yükü bırakıyoruz. Dua edip, en iyisini (hayırlısını) her şeyin Yaratıcı’sından istiyoruz. Ve sonuca razı oluyoruz.

Final olanak ol fiilinden türemiş Türkçe bir kelime olup “olabilir de olmayabilir de” anlamına gelir. Olmak da, olgunlaşmak da bu fiilden türemiştir. Bizler gelecekle ilgili birçok olasılıktan hayırlısının olması için elimizden geleni yapacağız. Diğer olasılıklar üzerimize yağmur gibi yağarken, gereksiz düşünüp hamallık yapmayacağız. Aklımızla bu bombardımanı durduracağız. Ve bu olasılıklar içerisinde dingin olmayı (selam üzerinde) sağlayıp, anı yaşayıp inşallah olgunlaşacağız. Ve Allah dostu olacağız.**

*:Ahzab suresi 72.ayet
**: Yunus suresi 62.ayet

Exit mobile version