01 Eylül, 2026

Mitolojik Fenomen: Periler

 Mitolojide periler

Dünyadaki tüm milletlerde şaman, savaşçı, destan ve masal kahramanları ile görünmeyen dünyanın varlıkları arasında aracı rolü üstlenen mitolojik figürler vardır, bilirsiniz. Bu inançların kökeni hakkında düşünmeden edemiyoruz. Çünkü kültürümüze, rüyalarımıza, yaratıcılığımıza, düşlerimize ve aşkınduyulu hallerimize sızmışlığı vardır her birimizin…

Kökenini edebiyat, etnografi ve şamanlıktan tutun tüm inançlarda bulabiliriz. Figürün fiziksel görünümü, insanlarla etkileşimleri ve koruyucu rolü gibi çeşitli yönleri kapsayan tasavvurlar, varlığını insanlığın her döneminde sürdürmüştür. Bütün Dünya Mitolojilerinin karşılaştırmalı incelenmesi, insanlığın kültürel çeşitliliği bir bütün olarak ele almakta zorlanmaktadır. Bu yazı serisinde en son araştırmalarına yansıyan peri inancının kökeninden, Türk halk (Özellikle Orta Asya) inanışlarına nasıl etki ettiğinden ve perinin mitolojide, Türk klasik şiirlerde ve şamanlıkta nasıl bir yere sahip olduğundan kısaca bahsedilecektir.

Mitolojik Fenomen: Periler

Perilere dair olan inanışlar, Türk kültüründe görüldüğü gibi Doğu ve Avrupa kültürlerinde de görülmektedir ve farklı kelimelerle adlandırılmaktadır. “Periler Yunan mitolojisinde ‘nereid’, ‘nymph’, ‘musa’(müz.), İskandinav kültüründe ‘troll’ ve ‘elf’; İskoç ve İrlanda kültüründe ‘shee’, ‘pixy’, ‘pixie’ ve ‘sprite’; Keltlerde Sidh Almanlarda ‘undine’ ve Fransızlarda ‘fée’, Japonlarda ‘kitsune’ gibi birçok adla yer almaktadır (Bozkurt, 2007: 34/233). Doğa perileri Nymphelerin Homeros’a göre Zeus’un kızları olduğu ifade edilmektedir. Dryadlar ve Hamadryadlar ağaç perileridir, onlar ağaçların ve ormanların koruyucusudurlar (Bayladı, 2005: 369-370).               Yunan ve Roma mitolojisinde naiaslar, nymphaların suyla ilişkili olanları yani su perileridir. Başka versiyonda adları Naiaslar, yarı tanrıça ve tanrının kızları kızları olarak bilinirler. Çok uzun bir ömür yaşamalarına karşın ölümlüdürler. Naiaslar yaşadıkları suyun koruyucusudurlar. Bazıları hastalıklara şifa dağıtır. Sularında yıkanmak yasaktır. En büyük belaları karşılarındakileri delirtme yetenekleridir (Gezgin, 2016, s. 17). Kreniadlar, kaynak ve çeşme, Limnedlar ise gölcük perileridir. Yitmeyen bir gençlik ve güzelliğe sahiptirler. Tanrılara eşlik ederler kimi zaman da insanlarla evlenirler. Hastalıkları iyileştirme güçleri vardır. Kimileri şiirsel ilham ve geleceği bilme yetisi aşılarlardı Yunan mitolojisindeki müziği temsil eden periler Musa’lardır. Berens, (2021: 150) Musalar hakkında şöyle der:.

 “Musa’lar seçtikleri gözdelerine bilgi, akıl ve anlayış bahşederler; hatiplere belagat yeteneği lütfeder, en asil düşünceleriyle şaire, en tatlı ahenkleriyle müzisyene ilham verirler”

Periler, yaratılışları icabı insanlara itaat etmeyen, kendilerine has bir boyutta yaşayan varlıklar olarak bilinirler. Perilerin insanların içinden Hz. Süleyman’a itaat ettikleri ve ona hizmette bulundukları bilinmektedir. Hz. Süleyman’ın perilerin kendisine itaat etmesini sağlayan eşyası ise “Mühr-i Süleyman” adı verilen yüzüğüdür.

Şaman mitolojisinde periler

Mitolojik Fenomen-Periler-Nodira Gucsav1Şamanist mitolojide ‘pariler, şamanın en faal mitolojik koruyucuları olarak kabul edilir. Bu mitolojik figürün kökenini aydınlatarak, şamanist mitolojinin tarihsel temellerine dair de kesin sonuçlara ulaşabiliriz. Şamanlıkta ‘öte Dünya’nın ilçisine dönüşmeden önce belli bir özel süreç geçirilecektir. Bu süreçte inzivada (Orta Asyada ‘40 çilla‘ denir, çadırda veya karanlık odada 40 gün) kalır ve aday sesler duyar. görüntüler-vizyonlar görür. Aday korkusuz şekilde bu ağır sürecten kazanarak çıkarsa onun perisi kurtardı anlamına gelecektir. Şamanlıkta bu tür anlatısal gerçeklikte ortak nokta şudur: efsanede yer alan mitolojik karakterler, başlangıçta ana karaktere zarar verseler de, daha sonra —mesleğe giriş ritüelinin ardından— onun koruyucusu haline gelirler. Uzmanlaşma acısından bir çeşitli metotlar öğretildiği öne sürülerek, o şifaya veya araçı-ilçi vs alanların uzman şamanı olur. Tedavi aşamasında ruhlarla iletişime geçmek için müzk, dans, şarkılar da kullanılmakta. Ritüellerle himaye, şifa veya istenen şey neyse bunun için varlıklardan destek umulmakta. Orta ve Kuzey Asya’da yaşayan Ugor kavimlerinde ritüel uykuya başvurma adeti bu araçlardan bir tanesidir. Rüyasında periler veya varlıklar hastayı tedavi ettiklerine inanılırken, şaman ona rüyada yoldaşlık eder. Özbek şamanları: azaimhon, bahşıların ve kuşnoçların koruyucu ruhlarından biri olarak kabul edilir. Peri davet eden (perî-hân)

Perî-hân kelimesi sözlükte; efsuncu, büyücü, perileri davet eden ve peri padişahı (Devellioğlu, 2005: 860) gibi anlamlara gelmektedir. Perîhân adı verilen bu kimseler“Perileri davet için bir daire çizip içine oturarak efsun okurlar”(Onay, 2021: 299).

Perilerin söz kökeni

“Peri inancının kökeni Zerdüşt dininde Daeva adı verilen İblislerle savaşan, insanlara doğru yolu gösteren olağanüstü güzelliğe sahip kadın formunda paraiaka adlı doğaüstü yaratıklardır” (Öztürk, 2016: 956).

Söz konusu varlık-‘pari’ (peri) sözcüğünün kökeninin Proto-Hint-Avrupa dilindeki ‘pery’ sözcüğü olduğunu ve Zerdüştlük öncesi mitolojide bu sözcüğün bir güzellik ve aşk tanrıçasının özel adı olarak kullanıldığını belirtmektedir. Antik İranlıların dini görüşleri ve mitolojisi üzerine çalışmalar yapmış tanınmış bir İngiliz araştırmacı olan G. Güntert, ‘Avesta’’da adı geçen ‘payrika’nın, antik bir bereket tanrıçası figürünü temsil ettiğini öne sürmektedir.

Bereket tanrıçaları olarak, öncelikle duygunun vücut bulması —özellikle de yeniden diriliş fikri— kavramıyla ilişkilendirilirler’.

Külünden yeniden doğan Anka kuşu kökenini de buradan alıyor.

Zend Avesta’nın çeşitli bölümlerinde pairikanın ‘büyü yapan, büyüleyen kadın’ anlamına geldiği, Pehlevi dilinde parik/parig ve daha sonra peri olduğu ifade edilmektedir (Behmen Serkârâti, s.2). Sözlükteki tanımlarına bakıldığında ise; Perinin, “Bir çeşit yaratık olup cisminin son derece latif ve görünüşünün güzel, hoş ve kendi gerçekliğinin herkesçe kabul edilip var olduğu, âdemoğluna muhabbet üzere olduğu” (Redhouse, 2016: 399) ifade edilmektedir. Şemseddin Sami ise periyi; “Cinin pek güzel farz olunan taifesi ve ale-l-husûs inâsı (kızları, kadınları)” şeklinde tanımlamaktadır.

Klasik Türk edebiyatında periler

Eyüboğlu da peri kelimesinin Anadolu Türkçesine Divan yazını yoluyla bir kavram olarak girdiğini sonra halk kesimine yayıldığını söylemektedir (1991: 554).

Periler cisimleri latif ve insan gözünün algılayamadığı bir boyutta olan varlıklardır. Şaire göre:

“Perinin latif varlığı baştanbaşa zarif ve tazedir; bu nedenle naz eden böyle bir

zarif vücud olmaz hele.”

“Güzeller derler ki, biz peri olduğumuz için latif varlıklarız.

Aşağılık kişinin görmeyen gözüne ait ol(a)mayız.”

İnsanların sınırlandırılmış olan duyularıyla algılayamadığı ve insanlardan kaçıp gizlenmeyi tercih ettiği için göremediği varlıklardan olan periler, klasik şiirde kendisini gizleyen sevgiliye teşbih edilmektedir.

Yine de periler, davet etme yöntemiyle etki altına alınabilen varlıklardandır. Bu yönteme göre periler; daire çizilerek davet edilebildiği gibi, esmâ çekilerek ya da azâim okunarak da davet edilebilmektedirler. Şair Kâmî’nin, perilerin daire çekilerek davet edilmesine değindiği ve bu daireye, habis bir ruhun gelmesinden endişe edip rakibini lanetlenmiş şeytana benzettiği bu beytinde; şair, şöyle demektedir:

“Ey peri, yardım et! Bu lanetlenmiş şeytan gibi olan rakîb, cennet dairesine

yanında gelmesin!

Okuram bunca ‘azâyim çekerem esmâyı

O perî-zâd-ı melek-sûreti teshîr edemem (Beyânî, G.518/2)

Aşağıdaki mısralarda görünmez varlıkla tartışan (sataşan) aynı anda ne dilini ne kurallarını bilmediğini anlatır şair:

“Bir peri aklımızı aldı ne mekânı biliriz ne yalvarmak için feryadı, ne (de onun)

lisanını biliriz.”

Eğer girmez görinmezsin dile gelmez okınmazsın

Göñül bir tuhfe derde ey perî-talʼat sataşmışdur (Âsım, G.142/2)

Klasik şiirde sevgili her zaman bir beşer değildir. Beyitler tasavvufi açıdan elealındığı zaman sevgili, yüce yaratıcı olan Allah olmaktadır. Zâtî’nin beytinde rastlanılan bu tarz bir benzetme aşağıdaki gibidir:

O kim cism-i perî-âsâ nihândur çeşm-i insândan

Göñül gökinde Zâtî gün gibi anı ʻayân buldum (Zâtî, G.945/7)

“O (Allah) ki, peri gibi olan cismi (ile) insan gözünden gizlidir. Zâtî, onu gönül göğünde Güneş gibi açık (olarak) buldum.”

Perî-veş rû-be-rû gerçi görinmez ol hilâl-ebrû

Hayâl-i dil-sitânı dilde ammâ yâr-ı cânumdur (Beyânî, G.194/2)

“O hilal kaşlı peri gibi sevgili gerçi görünmez, yüz yüze gelmez; ancak gönülalan sevgilinin hayâli gönlümde (en) yakın arkadaşımdır.”

Güneş’in ışık kaynağı ateşken Ay’ın ışık kaynağı nurdur. Nur, ateşi gölgede bırakır ya da söndürür. Aşağıdaki beyitte de şair; perîhânın Ay ışığından çizdiği daire ile Güneş’i etki altına almasını şu şekilde anlatmaktadır:

“Ay etrafında peyda olan hale değildir (bu), perîhân daire çizmiştir. Yine bir Güneş’i varsa Ay ışığı onu sihirlemiştir.”

Cây edeli sînem büt-i dil-cû-yı mahabbet

Dil oldu perî-hâne-i câdû-yı mahabbet (Nedîm, G.11/1)

Şair Nâbî, periyi meclise davet eder, gelsin diye belli yöntemler uyguladığını yazar:

“Bunca azâim okurum, esmâ çekerim (ama) o periden doğmuş melek

görünüşlüyü etkileyemem.”

O perîyi idelüm meclise daʻvet gelsün

Gelmesi şevki ile meclise zînet gelsün (Nâbî, G.591/1)

Azaim sözü bu arada Arapçadaki “azîmet” (kalbi manevi güçle bir tamamen bağlama) çoğuludur. Egzorsizm yani büyü bozma, hastalık veya kötülüklerden korunma amacıyla okunan dua, ayet veya özel şarkıdır.

Halk inanışlarındaki peri çeşitleri

Mitolojik Fenomen-Periler-Nodira Gucsav1Özbek şamanları: azaimhon, parihan, bahşıların ve kuşnoçların koruyucu ruhlarından biri olarak kabul edilen pariler/ruhlar figürüne dair halk inanışlarında şu üç çeşit gruba ayrılır: 1) insan şeklinde( antropomorf); 2) hayvan (zoomorf) veya 3) karışık (insan-hayvan: sentavr(at-insan), siren (balık-insan), yılan/insan). Eski Türk inanışında melek anlamındaki “perişte”/farişta kelimesinden türetilmiştir. Dede Korkut hikâyelerinde ve doğa ruhu inançlarında görülür. Klasik Türk şairleri, periyi, söyleyişlerine güzellik ve hoşluk yanında gizem katmak amacıyla kullanmışlardır. Periler, klasik şiirde, onun doğaüstü özelliklerinden olan görünmezlikleri, cinnilerden olmaları sebebiyle musallat olup çarpmaları, latif varlıkları, sihirli güçlerini kullanmaları, sulak yerlerde bulunmaları ve birtakım uygulamalar ile davet edilmeleri gibi yönleriyle ele alınırlar. Peri bir insan güzeline benzetilirse, sevgilinin güzellik unsurları ile birleşen bir tarzda ele alınır. Periler, dilimizde de kendine yer edinerek “peri gibi”, “perileri bağdaşmak” ve “perisi hoşlanmamak” gibi deyimlerde de kullanılmıştır. Ayrıca dilimizde peri kavramıyla birlikte kullanılan “ilham perisi, su perisi, iyilik perisi ve peri masalı” gibi bazı kalıplar da bulunmaktadır.

Ancak kimi durumlarda, çirkin bir ”zangi” (zenci) (çoğunlukla koyu tenli ve grotesk bir figür olarak betimlenen varlık) suretinde de görünebilirler. Harezm ve Türkman halkının İslam öncesi mitolojik inançlarını inceleyen etnograf G.P. Snesarev, bunların dışında ateş suretinde de tezahür edebildiklerini belirtir.

Peri-Kuşlar

Çoğun araştırmacılar perilerin güvercin, çeşitli hayvanlar veya kuşlar kılığına girebildiğini, masallardaki yaygın destansı geleneklerden biri olduğunu belirtmişlerdir. İyi güçler kategorisine giren perilerin kuş, beyaz veya sarı yılan biçiminde görünebildiği, kötü perilerin ise kurbağa, kaplumbağa, zehirli yılan ya da yırtıcı hayvanlara dönüşebildiği yönündeki halk inanışları var. ‘Şekil değiştirme genelde şu durumlarda ortaya çıkar: bir yerden başka bir yere gitmek, korunmak, saldırıya geçmek vb.

Kushnoch, Bakhshi ve Qokimchi gibi şamanların ritüel törenler sırasında icra ettikleri şarkılarda adı geçen mitolojik karakterler arasında Murgh Pari, Lochin Pari ve Kavtar Pari gibi peri tasvirlerinin yer alması, kuş kılığına girme motifinin perilerin zoomorfik (hayvan biçimli) görünümünde merkezi bir rol oynadığını da göstermektedir. Özbek şaman perileri çağırdığında, Kaf Dağı’ndan mavi güvercinler suretinde gelenlere şöyle seslenir:

Ey Kaf Dağı’ndan inenler,

Ey mavi güvercinler misali süzülenler,

Ey mavi göğe kanat açanlar,

Ey zarif ‘pari’, in aşağı,

Ey ‘Misqol-pari’, in aşağı.

Bu, Özbek halk destanlarına da özgü bir gelenektir. Çünkü antik mitolojide güvercin; sonsuzluk, uzun ömürlülük, ilahilik ve doğaüstülük sembolüydü. Güvercinin bu nitelikleri, peri imgesinin bazı özellikleriyle (sonsuz bakirelik, kusursuz güzellik, ölümsüzlük vb.) birebir örtüşmektedir.

L.I. Rempel, güvercini dişil tanrıçaların kutsallığını simgeleyen bir unsur olarak değerlendirmektedir. Dünya genelindeki halkların mitolojilerinde güvercin imgesinin; şamanın yardımcısı, ölen kişinin ruhu ve ölüler ile yaşayanların dünyası arasında sembolik bir aracı rollerinde karşımıza çıktığını belirtmektedir. Dünyadaki pek çok halk gibi Özbeklerde de bir insan öldüğünde ruhunun bir kuşa dönüştüğüne dair animistik bir anlayışa sahipti.

Ayrıca eski Türklerde her kabilenin ongün denilen kendi kuş totemi de bulunmaktaydı.

Kadim insanların gözünde insanın doğumu bir totemin katılımıyla gerçekleşen bir olay, ölüm ise bir toteme dönüşme süreciydi. Bu nedenle, eski animistik mitlerde kuş, ruhun bir simgesidir. Bir perinin kuşa (güvercine) dönüşmesi de ruhun kuş biçiminde tezahür edebileceğine dair mitolojik düşüncelerle ilişkilendirilen bir motiftir. Özbek halk masallarında, ruhları bedenlerinin dışında —özellikle de güvercin formunda— var olan ”pari” (peri) motifi de yer alır ve bu durum, söz konusu fikri destekleyen bir başka kanıt niteliğindedir. “Qiron Botir” masalında ‘periler kahramana şöyle derler: “…iki küçük kutunun içinde iki güvercin var. Eğer bu güvercinleri eline alıp okşarsan, ikimiz de derhal geliriz.” ‘Pari’lerin ruhları bu güvercinlerde bulunmaktadır.

Yılan-periler ve insan-hayvan biçimi

‘Pari’lerin zoomorfik (hayvan biçimli) formunu tanımlayan bir diğer yorum ise yılan imgesidir ki neredeyse tüm halklarda vardır. Çoğun halklarda yılan kutsal kabul edilir ve çeşitli tabulara konu olur. Böyle bir yılan; ataların ruhu, Şahmaran, Hızır’ın bir tezahürü ya da bir pari olarak çeşitli şekillerde nitelendirilir. Beyaz bir yılanın, bulunduğu haneye bereket ve zenginlik getirdiğine inanılır. Özbek mitolojisinde ‘İlon-pari’, ‘Mor-pari’ (Yılan-peri), ‘Ajdar-pari’ (Ejderha-peri) gibi figürler yer alır.

Yarı insan yarı balık olan ve nadir olarak görülen denizkızları su perileriyle özdeşleştirilmektedir. Âfet adlı efsanevi yaratığın suda yaşayanının âfet-i âb, denizkızı (mâlik-i deryâ) diye tabir edildiği belirtilmektedir (Pala, 2020: 8).

Siren (Kaknus, Feniks) figürü, Orta Asya halklarının kadim mitolojisinde de yer alıyordu. MS 2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen kadim Harezm anıtı Toprak-kala’nın duvarında, genç bir erkek formunda bir siren tasvir edilmiştir. Kadın siren tasvirlerine gelince, bu figür, antik Nisa’da (MÖ 2. yüzyıl) bulunan gümüş bir kabın sapında, Varakhşa’da (8. yüzyıl) kazısı yapılan Buhar-Hudaat sarayının duvarındaki bir alçı panelde ve 11-12. yüzyıllara tarihlenen çok sayıda bakır nesne üzerindeki desenlerde karşımıza çıkmaktadır. Genel olarak, kuş benzeri kadın figürlerini tasvir etme geleneği, 10-12. yüzyıllar boyunca Müslüman Doğu halklarının zanaatkârlık ve görsel sanatlarında oldukça gelişmiş bir düzeydeydi.

Antik Orta Asya mitolojisinde kanatlı bir şekilde uçan bir figürün (çoğunlukla bir kadının) insanları felaketlerden koruyan bir kurtarıcı tanrıçayı ya da bir meleği temsil ettiğine inanılmaktadır. Rempel bu görüşünü desteklemek amacıyla şu metne atıfta bulunur:

“Onlar nehirlerin akışını yönetir, bitki alemine hayat bahşeder ve —Mazda ile Ameşa Spenta’ların iradesiyle— güneşe, aya ve yıldızlara sonsuz bir özgürlük tanırlar. Yuvalarının ve ocaklarının onuru uğruna yiğitçe savaşırlar.”

  1. I. Rempel, bu kanıtlara dayanarak, İslam’ın gelişinden sonra ”Avesta”da tasvir edilen bu mitolojik figürün tüm özelliklerinin ‘pari’ imgesine aktarıldığı sonucuna varmaktadır.

 

Aynur ŞANLITÜRK .Klasik Türk Şiirinde Peri ve Peri ile İlgili Motifler. Bitig Türkoloji Araştırmaları Dergisi, Bahar 2023 / 2: 1-16.

Avesta, Yansa, 16/8, 68:6; Vendidad, 1/9, 11:9, 12

Öztürk, Ö. (2016). Dünya Mitolojisi. Ankara: Nika Yayınevi

Snesarev G.P. Harzem özbeklerinin İslan öncesi inanç kalıntıları Moskova.; Nauka, 199.-S28.303 (Снесарев Г.П. Реликты домусульманских верований и обрядов у узбеков Хорезма)

Bozkurt, N. (2007). “Peri”. TDVİA. 34. İstanbul: TDV Yayınları. s. 233.

Pala, İ. (2020). Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. İstanbul: Kapı Yayınları

 

Yazar : Nodira İbrahim Güçsav

Yazar

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir