Şamanlığın olağanüstü dünyası karmaşık bir inanç sistemini yansıtmaktadır. Üzerinde karşıt fikirler ve tartışmalı konular bulunmakta ve zaten her zaman bulunmuştur. Fakat şu tartışılmaz ki bu alan zaman geçtikçe daha fazla insanın dikkatini çekiyor. En tartışılan konulardan biri, şamanlık din midir, deneyim sistemimi midir veya teknikler bütünlüğümü, konusu aşıldı diyebilirim. Bazı araştırmacılar, hususan Pratt Şamanlığın bir ideoloji, din veya inanç sistemi olmadığını, sadece şaman uygulamaları ve aktivitelerini içeren yaşamı anlama çabası olduğu yönde görüş bildirmektedir. Git gide daha çok araştırmacı ve insan, şamanların kendileri dahil, bu alanın din olmadığını vurguluyor. Ama sentezlenme, uyumlanma gibi hallere açıktır. Kamufle olmakta çok ileri seviyede. Her turlu baskı altında öyle ve böyle devam eder. Nedeni ise şudur: insanın kendi istemiyle olmaz gerçek şamanlık, anlamadığımız, bilmeye çalıştığımız bir altyapısı, bir güçlü arka planı ve kendi katı kuralları vardır. Görünmez güçler şaman adayını bir yaprak gibi çırpar, kendi tesirine alır. fakat her adayın yetenekleri, kan bağları, yerel şekillere uygun olup olmamasıyla ilgili görevinin ortaya çıkması, terbiye edilmesi, değişime uğraması yıllar alır. Şaman olmak, hemen her kültürde acılı ve zor bir süreç gerektirir. Uzun süren açlıklar, toplumdan soyutlanma, fiziksel ve ruhsal işkenceler sonunda şaman olunur. Büyük şamanlar bu acılara daha uzun süre katlanarak daha büyük yetenekler kazanırken, yeterince sabredemeyenler ya şamanlıktan reddedilir ya da iyileştirme yeteneği olmayan ancak insanlara zarar verebilen basit büyücüler olarak kalırlar.

Görüldüğü üzere Şamanik uygulamalar aslında toplumun gereksinimleri üzerinden şekillenmektedir. Şaman toplumun fiziki ve manevi sağlığını korumak için ruhu tedavi eder, hastalığı önlemeye çalışır, bereket (eskiden avın bol olmasını sağlar) çağırır ve belayı uzak tutmaya çalışır. Şamanlar toplumsal açıdan kendini kabul ettirmiş, istek üzerine öteki dünyayla iletişim kuran kişilerdir. Güçlerini yardımcı ruhları çağırıp kullanarak ya da kendi ruhlarını öteki dünyaya göndererek kullanırlar. Şamanlar, tedavi sırasında kendilerine yardımcı olması için ruhları çağırmak amacıyla davul, kopuz, kamçı, su gibi aracılar kullanmaktadırlar. Kuramsal olarak kendi çıkarları için harekete geçmez, toplumsal olaylarda yer alırlar. Ancak “şaman” adı büyücü, sağaltıcı, sihirbaz, kâhin gibi farklı kavramların bütünü için kullanılmaktadır. Bu geniş kullanımın zaman zaman karışıklığa yol açtığı da görülmektedir.
Şamanlar ruhlarını fiziksel dünyadan ayırarak ruhlar âlemine geçebilmesi, diğer ruhlarla iletişim kurabilmesi ile diğer sağaltıcılardan ayrılmaktadır.
Bu anlamda, alanın popülariteye tabi olması ve moda tarzındaki ilgilenmeler beni son derece üzüyor. Şaman eylemi bir şov, büyü ya da hipnoz değildir. Şamanlığı, sanki birkaç belirti veya kendi isteğiyle çok kolay elde edilecek bir statü, maddi kaynak ya da şöhret gibi görülmesi çok yanlıştır ve hatta tehlikelidir. Bu konuda çok uyarılar var ve tamamen doğru. Yasaları vardır ve ince enerji dünyasının kurallarına tabidir. Bizzat seçilmiş ya da köklerden geldiği halde bile süreç yıllar alır. Yılların uzaması şu faktöre de bağlıdır: alan yarım yamalak ‘şaman’lara doldukça insanlarda bir itki gücü de ortaya çıkabilir. Bu şaman adaylarını da soğutur, çünkü alay konusu olma, dışlanma ve hatta korku ve asabiyet ortaya çıkar, erken dönemde nevrozlara neden olabilir… Esas seçilenler (yeteneklerinden dolayı aday olanlar) cayma, vaz geçme ve kabullenmeme, istememe halinde olurlar. Fakat, adaylar için bu daha tehlikeli, teslim olana kadar ağır durumlar, baskılı süreç, izolyativ metotlar, korku salıcı zorlama sürer. Tabii, herhangi zorluğu da illaki bundan dolayı da denilmez elbet, fakat belirtiler çok spesifik olur ve hatta kimsenin de karışamadığı durumlar bunlar. Bence, olay şuki, (bazı durumlar dışında) kabullenmeme, istememe diye de bir şey yok aslında, süreç var. Eğitim sureci, kaynaktan bilgi alma, hazmetme, hazırlık dönemi ortak kurallar olsa bile kişiye özel hikayeleri olur. Gerçek şaman yalnızlığın gücünün büyük olduğunu anlamış, bu nedenle de toplumdan uzaklaşmış ve nispeten tenha yerlerde yaşamayı deneyen bir kişidir. Bu da garipsenebilir. Aslolan, adayın hazır olunduğunda başlamasıdır eylemin (aracı/kanal olmanın, görücü, şifacılık ya da verilecek yetenek her ne ise). Ama buna kadar ağır ruhsal durumlar da yaşar, parasız da kalır, hastalıklar da geçirebilir. Alay konusu da olabilir. Gizli yaşamaya ve susmaya da maruz kalır. Aşırı güçlü olacak ki, bunların hepsini yenecek ve ayakta kalacak.
Sabrının ödülleri ise şunlardır: Şaman öteki dünya olarak betimlenen ruhların veya gözle görülmeyen varlıkların dilini bilen, dolayısıyla iletişim sağlamak için tercümanlık yapan ve bin yıllarca biriken ve zamanla unutulmaya yüz tutan kozmik hafızada saklı olan gizli bilgileri topluma üstü kapalı simgelerle götüren Şamanlık sisteminin bir temsilcisidir. O halde şaman:
1- Öteki dünyanın bu dünyadaki temsilcisi, unutulan gizli bilgilerin kaynağıdır.
2- Kutsal bilgileri veya karşılıklı istekleri -ruhların insanlardan, insanların ruhlardan- ileten arabulucudur.
Demek ki şamanın esas fonksiyonu; görmek, anlamak ve iletmektir. Bu üçlü fonksiyonu gerçekleştiren şaman toplumun özel statüye sahip bireyidir.
Şaman anadan doğma şairdir, bestecidir, şarkıcıdır, müzisyendir, dansözdür ve oyuncudur. Olağanüstü tasavvur gücüyle hastaya şiirsel dilin kudretiyle tesir etmeye çalışan insandır. Çünkü ruhlar güzel sözleri severler. Harmoni, ritmik kelimeler şamanın sanki ruhları efsunlaması gibi değerlendirilir. Aslında şamanı coşturan, ritmik şiirler söyleten ruhlardır. Şaman ruhların ağzıyla konuşan söyleyen icracıdır. Buna görede Yakutlar, şamanın okumasına, “kutukutular”; yani ruhlar tarafından söyletilen, derler. Hatta şamanlar davulların içine topladıkları ruhlarla sohbet de ederler, diyorlar (F.Bayat).
Şaman hastalığı belirtileri: “Şamanlığa giriş sürecinde adaylar akıl hastası gibi görünürler; ancak şamanlığa kabul edildikten sonra şaman, kabilesinin diğer üyelerine kıyasla daha güçlü, daha sağlıklı ve daha iyi bir hafızaya sahip olur”. diyor Basilov Orta Asya şamanlığı üzerine yaptığı araştırmaları sonucunda. Daha sonraki etnograflar da şamanın akıl sağlığı yerinde bir birey olduğunu kabul etmişlerdir.
Şaman hastalığı şaman seçilmenin ilk ve esaslı belirtisidir. Şaman efsane ve söylemelerinin incelenmesi şunu gösterir ki, hiçbir şaman seçimi gönüllü kabul etmez. Altay şaman inançları hakkındaki bilgilerden birini veren Verbitskiy ye göre bazen aday Şamanlık görevini geri çevirebilir. Ancak bu geri çevirme yukarda söylendiği gibi şaman adayına çok pahalıya mal olur. Seçimi geri çeviren aday ya deli ya sakat olur yada azap çekerek ölür. Şamanlık görevini geri çeviren aday zafer kazanmış gibi elektizipuzuvgan yani hareketi niyeti bozuldu diyerek bununla ruhların amacına ulaşamadığını vurgular ve ölür. Anlaşıldığı gibi şaman hastalığının tedavisi yoktur. Aşırı halsizlik ve ani baygınlık halleriyle devam ederken, ruhlar aleminden gelen korkunç sesler ve vizyonlar görülür.
İyileşme yalnız kadere boyun eğmekle, şaman olmayı kabul edip kamlık yapmakla mümkündür. Bütün bunlar şaman hastalığının özel bir hastalık olduğunu bir kez daha kanıtlar durumdadır. Şaman hastalığını isteri, epilepsi, dengesizlik, asabilik, şizofreni, delilik olarak adlandıran Şaman hastalığı geçiş ritinin tertip kısmını oluşturur. Bu geçiş riti şamanın toplumdan kenarlaştırılması veya kenarlaşması şeklinde gerçekleştirilir. Bu süreç şaman efsane ve memoratlarında geniş bir biçimde tasvir edilmiştir. Şaman adayının toplumdan kendi isteğiyle veya akrabaları tarafından kenarlaştırılması ritüel uzaklaştırma olarak bilinir. Bu uzaklaştırmanın temelinde ayrı bir varlık gibi oluşacak varlığın toplum kaygılarından toplum etkisinden uzak tutulması, kozmik bilgilerle tanıştığı için tenhalığa itilmesi, yalnızlığın vermiş olduğu gücü kendinde hissetmesidir. Yalnızlık düşüncenin hızlandırılması ve karanlıkların ışıklanmasıdır. İç dünya sorularının yanıtlanabilmesidir. Kısacası, yalnızlık adayın kendini keşfetmesidir. Sonraki ritüel ise ölümdür yani bir anlamda transformasyon. Ölüp dirilme şaman olmanın ana teması, ana hattıdır. Şaman psikolojisini öğrenmek için şaman olma sürecinde ölüp dirilmenin nasıl gerçekleştiğini bilmek önemlidir. Hiçbir şaman ikinci kez doğmadan şaman olamaz. Hatta bazı Şamanları üçüncü kez doğduğu veya doğacağı söylenmektedir. Ölüp dirilme yaşamda yeni bir statüye geçişle ilgili olduğu için şamanlar bu arada bir dizi ritüel, özellikle olgulara bağlı kalırlar. Şamanların ölüp dirilme olarak bilinen ezoterik inisiyasyonu aslında dışardaki yabancı, bigane ve bilgisi adayın içeri ezoterik bir kurum olan Şamanlık dünyasına alınması, dolayısıyla şaman dünyasına mahrem kılınması , Şamanlığın hizmetçisi durumuna getirilmesi ve ezoterik bilginin ışığına kavuşmasıdır. O halde ölüp dirilme şaman adayının varlığın bir alt aşamasından bir üst aşamasına geçişini ruhsal olarak gerçekleştirmesinden başka bir şey değildir. Şamanlık doğa dini olduğu için ölüp dirilme ve doğayı veya doğa kurallarını yansıtmaktadır.
Bunu takip eden rit ise parçalanma ritidir. Bütün şaman kabilelerinde yada ayrı bölgelerinde aşağı yukarı birbirine çok benzerlikler gösterir. Bunun sonucunda şöyle diyebiliriz: Şamanın parçalanması ve ruhlar tarafından yenilmesi onun dünya günahlarına bürünmüş eski bedenini terk etmesi, geriye kalan temiz kemiklerinin yeni etle örtülmesi, başka bir statüye geçiş felsefesinin esasını oluşturmaktadır. Parçalanıp yenildikten sonra şamanın ikinci kez doğması riti gerçek anlamda olmayıp mistik nitelikli bir doğuştur. Parçalanıp yenilmeye Perrin şöyle bir anlam vermiştir: Bu acı aynı zamanda yeni seçilen şamanın değişime uğrama, yetenekler kazanma karşılığında ödemesi gereken bir bedeldir.
Kore şamanlığında Sinbyeong kavramı yaygındır. Şamanlar ya kalıtsaldır ya da sinbyeong olarak bilinen psikolojik bir rahatsızlığın ardından seçilirler; bu da kabaca ilahi hastalık olarak çevrilebilir. Nöbetlere ve auralara neden olan bir tür epilepsi gibi geliyor.
Toplumda yer alan kişinin Şamanlığa geçişi çoğu zaman rüyalar, hastalıklar, bazı yiyecekleri sindirememe, garip tutumlar veya tuhaf karşılaşmalar gibi işaretlerin birikmesi ile gözlemlenmektedir. Şaman olmanın ‘kendiliğinden tanrısal olarak geçiş’ denilen türü var; ki ‘kalıtsal, miras almak’tan daha zor gibi. Kendiliğinden seçimde kişi yukarıda bahsi geçen işaretleri arayıp, toplamaktadır. İşaretlere ulaşmak için gerekirse diyet yapmakta veya hatta kendini yaralamaktadır.
Bugün medyumlara atfedilen bir görevle, kendinden geçerek ruhlarla insanlar arasında aracı konumundaki şaman; bilim adamları tarafından öne sürülen bir tezle psikopatolojik bir hastalığın arketipi olarak gösterilir. Gerçekte de şaman, bir çeşit ölüp dirilme geçirir. Vizyonlarında vücudu ‘parçalanır’ ve yeniden bütünlenir. Bu sırada etinin yendiğine, kemiklerinin kırıldığına gerçekten inanmaktadır. Yani ruh, mistik bir parçalanma içindedir.
Eliade ruhbilimcinin bu alana el atmasını hastalıklı bir yaklaşım olarak değerlendirir. Çünkü bir tektanrıcının hastalık olarak baktığı bu esriklik durumu olsa olsa bir benzetmeden ibarettir. Kuzey Asya halklarında insanın 3-7 adet canı olduğuna inanılmaktadır. Bir insan ölünce üç kozmos düzeyine, üç canı ayrılmakta, biri cesedin yanında kalmakta, ikincisi gölgeler diyarına gitmekte, üçüncüsü de göğe çıkmaktadır. Hastalananlarda ise Şaman, hastanın kaçan ya da çalınan ruhunu her yerde arar , hiçbir yerde bulunmazsa can Erlik’in (yeraltında) tutsağıdır ve Şaman onu gölgeler diyarında arar. Altay Sayan Türklerinde ve Yakutlarda kötü ruhlar tarafından, insandan çalınan kut, insanı hasta etmekte, halsiz düşürmekte, asabiyete neden olmaktadır. A.Friedrich ve C.Budruss‟un Schamanengeschichten aus Sibirie adlı yapıtından Sedat Veyis Örnek‟in aktardıklarına göre, Metrane adındaki kadın Şaman bu ruh parçalanmasını şöyle anlatır: “Onlar ilkin başımı kesip kerevetin üstüne koydular. Sonra kemik sırasına göre bedenimi parçalara ayırdılar. Kesip aldıkları her et parçasını dokuz kazık üstüne gerdiler. Sonra hepsi bir araya gelip etlerimi yemeye başladılar. Bu sırada danalara hastalık getiren cüce bir cin ahırın orta direğinden çıktı ve öteki cinlerin yediklerinden artakalan kemikleri toplayarak az önce soyulmuş taze kayın ağacı kabuklarının üstüne koydu. Bundan sonra canım yeniden bedenimin içine girdi, ben de ayağa kalktım”. Kırgız-Kazak bakşı‟sı şöyle der: “Gökte beş ruhum var; bunlar beni kırk bıçakla kesiyor, bedenime kırk çivi saplıyorlar”. Bu rüya ya da vizyonlar, eski benliğin parçalanarak, yeni bir benin ortaya çıkması olarak yorumlanıRİT, kaybolmakta olan kozmik bilgiyi simge ve sembol aracılığıyla topluma hatırlatma vasıtasıdır. Geçit ritlerinin amacı, adayı bir önceki toplumsal statüsündeki kurallar ve davranışlar sisteminden tümüyle kurtarmak suretiyle yeni bir yaşama hazırlamaktır.
Bu konuda Türk Şaman metinlerindeki aşağı yukarı hep birbirini onaylayan bir geçiş riti varmış gibi görünüyor. O da şu merhaleleri kapsıyor:
1.Çağrı;
2-Hastalık;
3-Toplumdan kenarlaştırma (uzaklaştırma);
4- Fiziksel sınav;
5- Zihinsel açılma;
6- Eğitim;
7- Yeni varlığa transformasyon;
8- Topluma dönüş
Eski Rus ve Sovyet araştırmacılarıyla beraber şamanın aslında deli olmayıp sadece yeni statüye geçişini sağlayan bir tür hastalık olduğu fikri ilmi literatürde ağırlık kazanmaktadır. Haritonava göre şaman hasta değil Şamanlık sürecinin kendisi hastalıktır. Şaman olacak insan beynin öyle bir kısmını çalışmaya mecbur eder ki, bu da mutlak surette psikoljik yada fiziki bir hastalığın ortaya çıkmasına neden olur. Altay şaman inançları hakkındaki bilgilerden birini veren Verbitskiy ye göre bazen aday Şamanlık görevini geri çevirebilir. Ancak bu geri çevirme yukarda söylendiği gibi şaman adayına çok pahalıya mal olur. Seçimi geri çeviren aday ya deli ya sakat olur yada azap çekerek ölür. Şamanlık görevini geri çeviren aday zafer kazanmış gibi elektizipuzuvgan yani hareketi niyeti bozuldu diyerek bununla ruhların amacına ulaşamadığını vurgular ve ölür.
Şifa konusu:
Şaman toplumlarında bitkisel droglar gibi olağan tedavi yöntemleri ile tedavi edilemeyen hastalıklar şamana getirilir. Temel olarak geç getirilmediği sürece iyi bir gözlemci olan şamanlar, tedavi sürecini uzun zamana da yayarak her hastalığı iyileştirebilirler. Ancak yine de iyi-kötü şaman ayrımı da yapılmaktadır. Burada bahsi geçen Şamanın görevini yerine getirmedeki başarısıdır. Bir tür uzmanlaşma sayılabilen AK ve KARA şaman olarak geçen sınıflandırma ile karıştırmamak gerekir. Ak ve kara şaman ayrımı her toplulukta net olmasa da Burtay’larda tanrılarla ilişkili olan “ak şaman”, ruhlarla ilişkili olan, “kara şaman”dır.
Sibirya Tunguz şamanının hamilelikte sorun yaşanmaması için embriyonun ruhunu ele geçirip saklaması, Desana şamanlarında hastalığa neden olan katmanın şaman tarafından yırtılıp atılması amacıyla kemirici hayvanların ruhlarından yardım alması gibi örnekler verilebilir. Kısırlığın nedeni olarak, dirilerin ölülere karşı görevlerini unuttukları zaman, ölülerin onlara yeni ruh göndermeyi kestiği düşünülmektedir. Bunun sonucunda kadınlar doğurmaz olur. Şaman gölgeler diyarına giderek, ölüleri razı etmeye çalışır. Ruhları ikna edemezse bir can çalıp zorla bir kadının bedenine sokar. Fakat bu yolla doğan çocuk uzun yaşamaz ruhların geldiği yere dönmekte acele eder.
Amazon yerlilerinde ise şamanik inisiyasyon yıllarca süren izolasyon ve diyetler gerektirir. Bu izolasyon sırasında tek başına ormanın derinliklerinde yaşayan şaman adayı tek bir tür bitkiden ve izin verilen bir balık türünden yer, özel bitkisel içkilerden içer. Trans halindeyken bitki ruhu “uvişin” şamanına gelir; ona kendisinin güçlerini ve hangi hastalıkları iyileştirebileceğini anlatır ve bir de özel şarkı öğretir. “İkaro” denilen bu şarkılar şaman tarafından ayin sırasında okunduğunda bitkinin ruhu gelir ve hastanın iyileştirilmesinde şamana yardımcı olur. Uvişin ne kadar azimli ve güçlü bir şaman ise, o kadar çok ikaro bilir. Uvuşinin hastayı iyileştirmesi için bitkinin kendisini de kullanması gerekmez, sadece trans halinde ikarosunu söylemesi yeterlidir. Uvuşinin kendi “farmakopedisini” oluşturması için yıllarca süren izolasyon, açlık ve diyetler gereklidir.
Prof.Dr.Fuzuli Bayat’ın Türk Şamanlığı kitabı
Müge Demir Öğr. Gör. Dr., Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik, ŞAMANİZM’DE HASTALIK KAVRAMI VE TEDAVİ YAKLAŞIMLARI Concepts of Disease and Therapeutic Approaches in Shamanism Lokman Hekim Dergisi – Lokman Hekim Journal 2016;6(1):19-24 http://lokmanhekim.mersin.edu.tr
Prof.DR.Mustafa Öztürk. Şaman tıppı, https://sdplatform.com/saman-tibbi/
Perrin M. Şamanizm. 6. Baskı. İstanbul: İletişim Yayınları; 2013. s:12-93.
Mihaly-Hoppal-Avrasyada-Şamanlar
Yazar : Nodira Güçsav





