Zihinden bir türlü çıkamayan ve ruhundaki boğumları kendi kendine tamir etmek isteyen bunu yine zihni ile yapmaya çalışan ama başaramayan bir danışanımla çalışıyorum tam üç ay oldu.
Zihin kimilerinde öylesine inatçı ki kalıptan çıkmayan, her şeye bir cevabı verme hali ile kalbin duygularını umursamıyor onun yerine topluca bir meditasyona katılıp biraz rahatlamayı umuyor. Çoğu insan Meditasyonu bir parça kafa dinleme yeri olarak görüyor, herkes kendi amacı doğrultusunda çalışıyor. Kimi zamanda küçük bir siesta yerini alıyor. Horlayan bile gördüm alanda. Bu onların hatası değil hepimiz farklı kodlarda, farklı frekanslarda geliyoruz. Bir frekans size fazla geliyorsa, alışılmamış bir duyumsama varsa, zihin Kontağı kapatıyor algılarda hadi gidip uyuyalım diyor aslında basitçe böyle oluyor. Ya da meditasyon sırasında esnemekten ağzı yırtılacak kişiler oluyor alanda. Beyine farkındalıklı nefesle giden her nefes, oksijeni arttırıyor ve zihnin alışkın olmadığı bu hal onda uyku yapıyor. Bayan Zihin tüm bu tanımlamalara tıpa tıp uyuyor.
Homeopatik Çiçek Özleri serisinin en yüksek ailesi olan çalı ve ağaç Özleri ile çalışmaktan başka çare kalmıyor. Bach Çiçek Özleri yetişemiyor, bu zihin hep dolu girecek yer kalmıyor bana diye haykırıyor. Çalı bitki ailesinin ustaları ile çalışıyoruz, arada susmaya başlayan zihni kanıksıyor sevgili danışanım sanki daha az düşünüyorum ama bu kez de neden böyle olduğunu sorguluyor zihinim diyor. Onunla her hafta bir kaç saatlik görüşmelerde tek tek ona hazırladığım çiçeklerin etkilerini anlatıyorum ancak anladım deyip deyip yine bildiğini okuyan bir zihin çıkıyor karşımıza. Beşinci haftada nihayet bambaşka bir telefon görüşmesi yapıyoruz. Nasılsın dediğimde klişe cevap vermeden direk kalbinden seslenmeye başlıyor aynı dili aynı kanalı ilk defa bu kadar yoğun yaşıyoruz. Su içme kapasitemi arttırdım en az 2 litre suyumu tüketiyorum ve kendimi daha rahatlamış hissediyorum dedi. Ama duygularım hala dalgalanıyor, zihnim ise daha sessiz, gerekli gereksiz her şeye atlamıyor. Gülüşüyoruz zira farkındalıklı bir seans başlıyor. Bu seanslar çok kıymetlidir, sadece çiçek damlası şişesini vermekle yetinilmez takip sürecine girişirsiniz yoksa olmayan farkındalık hiç açılmaz, damlalar birer tıp ilacı gibi görülmeye başlanır. Oysa bizim en istemediğimiz terapi biçimine varır, boş vermiş, takipsiz kendi kendine bu da olmadı diyen vakaları çıkarır karşımıza.
1. hafta artık bambaşka bir kadınla seans yapıyorum o eski, enerjisi yerlerde sürünen, depresif tablo kendini kendi tablosunun yeri ile yer değiştiriyor. Sürekli her şeye bir cevabı olan, laf olsun savunması ile kullanılan kelimeler yerini şefkatli ve kendini seven, iyileşme sürecini gözlemleyen bir farkındalığa dönüşüyor. Dönüşüm muhteşemdir ancak dönüşme çabası ve isteği ile var olur, zihinden ya da EGO’dan değil, kalpten gelmelidir. İnanarak, tutunarak ve teslim olarak.
Bayan Z. başlarda pek çiçek özlerinin frekanslarına inanmasa da şimdi bu muhteşem Çiçek iç sesini içinde hissettiğini söylüyor. Onlar sanki kalbimin perileri, seslenişleri gibi zihinim ne zaman gereksiz çalışsa, onlar devreye girerek adeta düşünme hızımı yavaşlatarak bana sakın başa dönme, sıkı sıkı tuttuğun zihin artık geride kaldı diyorlar diyerek de sözlerini tamamlıyor.
Şimdilerde Hocam ne zaman Çiçek Terapi eğitimi açacaksınız diye bile soruyor.
Şifanız dengede, zihniniz yerinde, kalbiniz şefkatle dolsun…

