fbpx

21 Eylül, 2019

Aşk Sınırsız Ve Mükemmel Bir Akış

İnsanların ortak problemi en çok kendilerini sevmeleridir. Bu egolarının sürekli alma isteğinde olmasından kaynaklanan doğal bir sonuçtur. Tabii ki kişinin hep kendisini sevmesi gerçek sevgiden kaynaklanmaz. Kendini başkalarından daha değerli ve daha yukarıda görmek ona haz verir. Bundan aldığı hazzı sever. Kendine olan gerçek sevgi bu noktada imkansızdır zaten. Kişideki alma arzusu eksiklik hissiyatından gelir. Hep bir şeyleri kendinde eksik hisseder, kendisiyle barışık, ruhuyla bütün değildir. Bu yüzden alma arzusu kişiyi, kendinde hissettiği eksiklikleri saklama çabası yüzünden onu sürekli başkalarından daha iyi durumda görmekten zevk alır hale getirir. Böylece kişi kendini bununla avutmuş olacak ve kendini mutsuz hissetmesi için neden kalmayacaktır.

Böyle bir haldeyken, kişiye kendini seviyor nasıl denir ki? Gerçekte kişi bunları kendini sevdiği için değil, aslında bir türlü kendini gerçekten sevemediği için, kalbini gerçek sevgiye açamadığı için yaşar. Bu şekilde de hiçbir zaman başkalarını sevme koşuluna gelemez. İnsanlık tarihinde gelmiş geçmiş tüm öğretilerin en önemli ve ortak çıkış noktası buna dayanır: “Dostunu kendin gibi sev”, “Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” vs. hepsi farklı ifadelerle aynı şeyi söyler bize.

Aşk Sınırsız Ve Mükemmel Bir Akış

Sorsan yaradılışa ve Yaradana inanan herkes O’na olan sevgisinden bahseder. Aslında bu da gerçek sevgi değildir, korkudan ötürü söylenmiş içi boş sözlerdir. Sanki O’nun bizi sevme şartı bizim O’nu sevmemizden geçermiş gibi. O bizi her halükarda sever, tıpkı çocuk anneyi sevmese bile, annenin yine de onu sevmesi gibi. Asıl sorun biz O’nu sevme koşuluna nasıl geleceğiz. O’nun yarattıklarını sevemeyen kişi O’nu nasıl sevebilir ki?

Yaradılış olmasaydı Yaradan bilinir miydi? O’nun yarattığı iyi ve kötü, her şeye hayranlık duymayan kişi O’nu sevmekten hatta sevginin kendisinden bahsedemez bile. Çünkü sevginin kendisi Yaradan, tüm yaradılış da bu aşkın alametleridir.

Kendini belli kişilerin ve şeylerin sevgisiyle sınırlayan, kalbini her şeye, tüm varoluşa açmayan kişinin sevgisi bir gün bitmeye mahkumdur. Çünkü bu kalpten değil, egodan gelen kısıtlı bir sevgidir. Bir yanılsamadır. Kişi, kendi duygularını tatmin eden kişileri sever. Tıpkı şöyledir, bu kişi bana haz veriyor, kimyamız uyuşuyor, bana iyi bir psikoloji veriyor, o yüzden onu seviyorum. Ya da bu ağacın rengi hoşuma gitti, çok sevdim gibi.

Aşk, kişilerle ve nesnelerle sınırlandığı zaman, gönülden özgürce akmasına izin verilmediği zaman ileride bir sorun olacağı ve son bulacağı kesindir. Çünkü aşkın kendisi limitsizdir, sonsuzluk ve mükemmelliktir. Hepimiz birer kanalız ve bu kanaldan sınırsız bir sevgi akıyor. Bu sınırsızca gelen şeyi sınırsızca akıtamazsak, engel koyarsak bir gün bize sorun yaratacak. Musluğu açıp suyu serbest bıraktığını düşün, eğer musluğun ağzını tıkarsan en son musluğu patlatırsın. Bunu kimsenin bir anda yapması beklenemez tabii ki. Bunun için kabımızı günden güne büyütmeliyiz. Sevgiyi önce ufak şeylerle hissederiz, kabımızın gönlümüzün büyüklüğü ölçüsünde. Önce en yakınlarımızdan başlar, bu dünyada hayatımıza giren herkes, her şey bizim bunu pratik etmemiz için bir fırsattır. Aile, arkadaşlar, sevgili, çocuk, eş, hayvanlar vs. Önemli olan kişinin kendini az ile sınırlandırmamasıdır. Gitgide kabımızı genişletmek için uğraşmalıyız ki bu sevgi akışı bir bardaktan bir göle, oradan da ırmak olup denize kavuşsun.

Gerçek aşk sahibi hiçbir şeyde kusur görmez, her şeyde bir ahenk, bir güzellik görür. Hem kendinde hem kendi dışındaki her şeyde.  Gönül penceresinden baktığı herkeste kendini görür, nasıl onlarla aynı olduğunu, nasıl her şeyin mükemmel bir ahenk ve güzellik içinde olduğunu…

Çağla Meydan

Yazar; Çağla Meydan

1980 İzmir doğumluyum, Orta Okul ve Lise’den Özel TED Kolejinde mezun olduktan sonra Üniversite eğitimimi Ankara’da Maliye bölümünde tamamladım ve 2003 yılında New York’a yerleştim. 2003-2012 yılları arasında New York’da finans sektöründe çalıştım. 2009 yılında Amerikan vatandaşlığımı aldım. 2008-2010 arasında New York’da Masters of Science in Financial Management and Accountancy üzerine master eğitimimi tamamladım. 2010 yılında Amerikan Yeminli Mali Müşavirlik sınavlarına girerek sertifikamı almaya hak kazandım. 2012 yılında İstanbul’da Finans sektöründe BIG 4’dan biri olan KPMG Uluslararası Mali Müşavirlik ve Denetim firmasında işe başladım. 2014 yılında kendi finans danışmanlık şirketimi kurdum ve 2016 yılına kadar devam ettim. Uzun zamandır almış olduğum kararımı nihayetinde yerine getirerek finans sektörünü 2016 yılının ortalarında terk ettim. 2012 yılında ortaya çıkan yazmaya olan ilgimi devam ettirip paylaşma isteği içindeydim. Diğer uğraşılarım ise yağlı boya resim yapmak, astroloji, spiritual çalışmalar ve okumalar, reiki çalışmaları vs. Bunlar sadece ilgi alanlarım. Asıl üzerinde çalıştığım ve her zaman çalışacağım şey “olmak”. Akıntıda giderken insanlığın kalbine akabilmeyi öğrenmek ve öğretmek en büyük mutluluk kaynağı. Tüm gönüllerin aynı Aşk’ı ve Işığı paylaşması dileğiyle…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir