Bireysel Marka Yolculuğu II

Bir önceki yazımızda Bireysel Marka Olmak konusuna giriş yapmıştık, şimdi kaldığımız yerden devam ediyoruz…

 

Nedir Marka OLmak?

Fark yaratmaktır… Pozitive farklılıktır…

Fark yaratıyor muyuz? Fark yaratmak farklı olmak değil, değer yaratmaktır.

Fark yaratan insanlar “daha iyinin” var olduğuna inanan insanlardır.

Anlam yaratmaktır; değer yaratmaktır…

Kalitedir; pozitive tanınır, tercih edilendir; vazgeçirendir… Tercih edilendir… Takip edilendir…

Vaattir, vaadin arkasında durmaktır… Katkıdır, fayda sağlar. Marka katkı, fayda sağladığı

Sürece güçlü olur. Marka katkının sürekliliğidir…

Bilinendir marka olmak; ulaşılabilir olandır…

Bilgi dolu olmak, sevgi dolu olmak yeterli midir marka yaratmak için? Evet sunum sanatı (ifade edebilmek); fark yaratmak gereklidir…

Bilgi+ kalp+ sunum sanatı+ fark yaratmak+ sürekli gelişim = marka OLmak

Bir bütün parçaları hiçbir zaman tek başına marka değildir… Yaratacağınız marka algısı bir bütündür. Bildiklerimizi eyleme dönüştürürken; markamızı yaratırken attığımız her adım yaratacağımız marka algısına hizmet etmelidir. Atacağımız her adımın bize bir katma değeri olmasını gerektiğini unutmayalım…

Hani minik dediğimiz taş; belki de dengenin kendisidir.

Marka olabilmek için; tanımladığınız, sevdiğiniz ve beğendiğiniz en iyi “siz” olmayı başarmanız gerekiyor…

Zig Ziglar der ki; “Kendini iyi hissetmek istiyorsan eğer; öncelikle iyi giyinmeli; iyi düşünmeli ve daha iyi olmayı hedeflemelisin……”

Başarılı Ve Güçlü Bir Kişisel Marka Yönetimi

  • Kendinizi gerçekleştirir
  • Değerinizi dış dünyaya yansıtır
  • Rekabet içerisinde farklılaştırır
  • Duygusal bağlantılar tesis eder
  • Daha iyi ücret için kapı açar
  • Size olan talebi artırır
  • Kötü zamanları kolay atlatmanızı sağlar
  • Sizi takip eden değil, takip edilen yapar.

Günümüzde şirketlere de değer katan somut varlıklar değil; itibar, yeni fikirler ve müşteri ilişkileri gibi soyut kavramlardır. İnsanlar için de durum aynıdır… Bir insanı başarılı yapan eğitim, tecrübe veya meslek değil; gerçek gücü; stratejisi, imajı, görsel ve sözel kimliğidir…

İnsanların zihninde olumlu izlenimler yaratmak kendini markalaştırmakla mümkündür… Bireysel markalaşmada çıkış noktası; öncelikle kendinle yüzleşmektir. Kendinin farkında olmak, kendini bilmek, kendini tanımak; kendi fikrini ortaya çıkarmak ve fikre özgü bir etki planı oluşturmaktır…

Hedefinizi net olarak belirlemeden bir strateji ve eylem planı belirleyemezsiniz…

Kişisel marka çalışmasıyla, istediğiniz mesajları en doğru; etkili ve en hızlı şekilde iletebiliyorsunuz… Kendimizi en iyi şekilde ifade edebilmek; iyi ilişkiler kurabilmek, tercih edilmek, iz bırakmak, fark edilmek için kişisel marka stratejiniz olmalı… Kendinizi, “siz” denilen markaya hizmet eden, onun markasını yöneten biri gibi görmelisiniz.

Farkında olan birey fark yaratır, fark ettirir, fark edilir.

Frost der ki;

“ İç geçirerek anlatacağım bunu ben, nice çağlar sonra bir yerde: bir ormanda yol ikiye ayrıldı, ve ben; ben gittim daha az geçilmişinden, ve bütün farkı yaratan bu oldu işte.”

Evet fark yaratmak hayal-hedef-eylem-tutku ister…

Öncelikle iki anahtar değişiklik yapmak gerekiyor;

  1. İş yapış ve düşünme biçiminde değişiklik gerçekleştirin. Einstein der ki ; “Aynı şeyleri yapıp her seferinde farklı sonuçlar beklemek deliliktir.. “
  1. Algıları tasarladığınız kişisel markaya dayanarak değiştirmek.

 Bireysel Marka Yönetimi Basamaklarımız;

  • OL’ma Kararı
  • Misyon Çalışması
  • Swot Analizi
  • Marka Konumlandırması
  • Vizyon Çalışması
  • İmaj Yönetimi
  • Özde ve Sözde Tutarlılık
  • İnovasyon
  • Dijital İmaj Yönetimi
  • Networking
  • Kültürlerarası Yaklaşım

Marka olabilmek için bu basamakların her birini çıkmamız gerekmekte… Gelin yazılarım eşliğinde sizlerle birlikte yolculuk planlayalım. Siz’e  gidelim bu basamakları çıkarak…İster misiniz?  Bugünden yarınlara. Olmak istediğiniz Siz’e doğru bu yolculuk… Bu yolculukta birlikte basamakları çıkarken her daim sevgiyle… Şifayla… Duayla… Aşkla… Mucizelerle kalın…

Ve unutmayın Siz’den bir tane var…
Kendine ihanettir; daha iyisini gerçekleştirebileceğin halde vasat bir hayata razı olmak….
Herkesin kendine sorması gereken soru; Şu an ölmüş olsam geçmişte nasıl hayat yaşamayı isterdim?
Yeniden düşünmeye bugün başlayalım?

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir