Enerji bakımından depresyon

Dünyayı yöneten iki güçlü enerji vardır: Bunlar SEVGİ ve KORKU enerjileridir. Sevgi yoksa korku vardır; korku varsa sevgi yoktur. Sevgi enerjisi, korku enerjisinden on hatta bin kat daha kuvvetlidir ve dünyanın en küçük yapıtaşında bile bulunur. Hatta sadece dünya değil bütün kozmosta… Bu nedenle çok önemli olmakla birlikte, yokluğu birçok hastalığı da beraberinde getirecektir. Sevgi olmayan bir işte, bir ilişkide veya herhangi bir şeyde asla sağlıklı bir gidişat olamaz. Sevgidir; çiçeğin tohum açmasını sağlayan, sevgidir; insanları birbirine bağlayan, sevgidir; mutluluk veren ve yine sevgidir; kaosa son verecek olan…

Aslında dünyamıza baktığımızda insanlığın en büyük sorunu sevgisizliktir. Patronun, çalışanına olan sevgisizliği, öğretmenin öğrencilerine olan sevgisizliği, eşlerin birbirlerine olan sevgisizlikleri, annenin veya babanın çocuklarına olan sevgisizliği… Liste uzar gider. Dikkat edin bu durumlarda hep bir kaos, hep bir çıkmaz hakimdir. Cinayet işleyen insanların psikolojilerine baktığınızda çoğu sevgisiz bir çocukluk yaşamıştır ya da şiddet görmüştür. Tıpkı sulanmayan bir çiçek gibi düşünün; sulamadığınızda kuruyup gittiği gibi insana da sevgi vermediğinizde, o da tıpkı bir çiçek gibi solacaktır.

Sevgisizlik ve depresyon

Sevgisizliğin depresyona nasıl yol açtığına bir bakalım. Öncelikle depresyon nedir; ne değildir tanımlayacak olursak: Depresyon, dış uyaranlara karşı duyarlılığın azalması, girişim gücünün ve kendine güvenin yiterek umutsuzluğun, karamsarlığın güçlenmesi biçiminde beliren ruhsal bozukluktur. Bu psikolojik açıdan tanımı bir de enerji açısından depresyon nedir ona bakalım: “Depresyon, enerji sistemindeki enerji akışının çok düşük olması halidir. Depresyon ile kalp kırılması deneyimi arasında mutlak bir bağlantı bulunmaktadır. Kalp kırıklığı insanların depresyona girmesinden önce yaşanır ve insanlar genellikle kalplerinin neden kırıldığının farkındadırlar. Bu mecazi değil, gerçek bir tanımdır. Kalbi doğrudan etkileyen bir olay, yüreğin merkezi dediğimiz enerji sisteminde blokajlar oluşturan arızalara yol açar. Neyse ki enerjinin kalbi bir kemik gibi kırılmaz. Bu, enerjiyle onarılabilecek bir sistemdir. Kalbi iyileştirecek olan enerji yalnızca sevgidir.” demiş Silvia Hartmann çok da doğru demiş. Çünkü aslında çağımızın vebası olan depresyonun çıkış sebebi sevgisizliktir. Sevgisizliğe karşı oluşturulan bir savunma kalkanıdır.

Klasik psikoterapi yöntemlerinde depresyon tanısı konulan hastaya ilaç tedavi, hipnoz tedavisi gibi çeşitli tedaviler uygulanır. Fakat yüzde kaçı bu yol ile çözümlenmektedir sizce?

Bir danışanım sürekli mutsuz olduğunu ve doktorların ona depresyon tanısı koyduğunu bir sürü de ilaç kullandığını ama ne yazık ki bu hislerinin hiç azalmadığını aksine arttığını söylemişti. Ben de ona enerji terapisi yoluyla bu konuya nasıl yaklaşıldığından bahsettim. Depresyon travma odaklı oluşur genelde. Yani biz enerji terapistleri olarak travma sonrası yaşanan duruma enerji blokajı deriz. İnsan travmatik bir olay yaşar ve ardından bazı psikolojik ve fizyolojik semptomlar gelişmeye başladığını fark eder kendinde. İşte bunlara enerji blokajları sebep olur.  Bugün artık kuantum fiziği ile bilimsel olarak da her şeyin enerjilerden oluştuğunu bilmekteyiz ama neden hala insanların da enerjiden oluşan bir varlık olduğu gerçeğini yadırgarız? Neden hiç bu açıdan tedavi yöntemlerine hurafe şeklinde bakarız? Aslında bu açıdan bakıldığında çözülmeyecek hiçbir hastalık yoktur. Çünkü insanlar bedenlerinin etrafında tıpkı bir balon gibi enerji bedenlerini  taşırlar ve bu enerji bedeni dış etkilerle bozulup işlevini yerine getirmeyebilir işte bu durumlarda enerji terapisi çok etkili bir yöntemdir. Depresyon da bu yöntemle ile çözülebilecek ve asla geri gelmeyecek bir hastalıktır. Ve yine üstüne basa basa söyleyecek olursam ilacı da SEVGİDİR!

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir