Sessiz tanık

Öz’ün nerede?.. Beyinde mi?.. Bedende mi?.. Nerede? Bu, en uzak zamanlara, Hint Vedik öğretilerine kadar dayanan, gerçekten en önemli deneyimdir.

Evet, bütün sorunlarınız vardır, çünkü asla dikkatinizi kendinize yöneltmezsiniz ve sadece tecrübelerinize odaklanırsınız. Ama siz, tecrübeleriniz değilsiniz. Onları deneyimleyensiniz. Aydınlanma, bir başka deneyim değildir. Her bir deneyimdeki zamansızlık faktörünün keşfidir. Zamansızlık faktörü kim? O, Siz’siniz!

Öz nerede? Bilim adamları, çok uzun bir zamandır onu aramaktalar. Hatta bazı nörofizyolojistler ve nörocerrahlar, hastaları ameliyat ederken, kafatasını açıp içine dahi bakacaklar,  beynin farklı bölümünü elektrotla uyaracaklardı. Motor korteksinin bir kısmına uyarı gönderdiklerinde, hastanın kolu hareket etmeye başlayacaktı. Bu, beyindeki kontrol merkeziydi…

Nereye baktığınız önemli değil, beynin içinde karar vereni asla bulamayacaksınız. Bulacağınız tek şey, o kararların uygulanmasının yapılış tarzı olacaktır. Örneğin, beyindeki motor korteks, komutların gerçekleştiği yerdir. Fakat emri veren nerede? Onu bulamazsınız. O, belli bir yerde değil. O, her yerde veya hiçbir yerde, sizin algınıza bağlı. O, her yerde ve aynı zamanda hiçbir yerde. Ve o, sizin kim olduğunuz! Siz, o’sunuz! Siz, aynı zamanda her yerde ve hiçbir yerdesiniz. Belirli bir adresiniz yok.

sessiz tanik buda

Ve siz, fiziksel bedeninizle sınırlanmış değilsiniz. Ölümsüzlük deneyimi yaşayanlar şöyle der: ” O durumda, kesinlikle emindim ki, benim gerçek halim, sonsuz mutluluk bilinci. Bu mutluluk nereye gidersem gideyim, artık beni takip ediyor, bana bedenimden daha yakın ve geçmiş yok, çünkü aradığım bana öyle yakın ki, geçmiş için hiçbir yer yok, ve, aradığım şey; arayan… O, bana, bedenimden, zihnimden daha yakın. Nereye gidersem beni takip ediyor ve bunu bildiğim zaman ben o sonsuz mutluluktayım.”

Bu, mutluluk değil. Mutluluk, sebepleri olan şeydir. Mutlusunuzdur, çünkü bir sebebi vardır. Ama hiçbir sebep yokken mutluysanız, o zaman sonsuz mutluluktasınız. Bu sonsuz mutluluğa bağlandığınızda, bedeninizde olmadığınızı, bedenin sizin içinizde olduğunu bilirsiniz. Zihnin içinde de değilsiniz, zihin sizin içinizde. Evrenin içinde değilsiniz, evren sizin içinizde. Beden, zihin, evren, sadece ‘size olan’dır, çünkü siz onları ilginç bulursunuz. Hepsi o!

Bu; ölümlülüğün tüm iluzyonlarından, materyalizmin batıllarından bir anda kurtaran en yüksek Kuantum İyileşme’dir. Bu deneyimi yaşayanlar, tüm korkularını kaybederler, ölüm korkusu dahil. Şair Tagor şöyle der: ”Bu, sadece bir hatırlamadır.” Ve; O, dışarıdan değil, içeriden gelir, iç çalışmayla gelir, hatırlamayla gelir. İçimizdeki ‘Sessiz Tanık’ ı hatırlamayla gelir. Orada, doğduğunuzdan beri sizinle olan bir parçanız var. Çocukken sizinleydi, büyürken sizinleydi. Şu an, tam orada dinliyor. O, bütün tecrübelerden bağımsız.. O, içerideki ‘Sessiz Tanık’.

Korkmanız gereken şey, bilinmeyen değildir. Eğer varsa, korkmanız gereken; bilinendir. Çünkü, bilinen, geçmişi oluşturan durumların, bizi, uzay, zaman ve nedensellik hapishanesinde hapseden, bir hayat zamanı diliminde bir bedene sıkıştıran, sabit örnekleridir.

İki ünlü düşünür ve şairin sözleriyle bitirmek istiyorum:

”Tüm yanlış ve doğruların ötesinde bir yer var. Seni orada bekleyeceğim.” Rumi

”Bir şey yapmana gerek yok, masanda öylece otur ve dinle. Hatta dinleme, sadece bekle. Hatta bekleme, sadece sessiz ol, hareketsiz ve öyle yalnız. Ve evren, kendini sana açacaktır. Başka seçeneği yoktur. Coşkuyla ayaklarına yuvarlanacaktır.” Kafka

Ve, son olarak, bize ne fısıldadıklarını bilmek istiyorsak, o zaman, kendimizi aynı şekilde sessizleştirmeyi öğrenmeliyiz…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir