31 Ağustos, 2026

Yeni Ben, Yeniden! IV Bölüm

Yetersizlik Fırtınasında Bir Buffalo Gibi Durmak

Annelik serüveni, daha ilk nefesten itibaren çevremizi saran o meşhur “herbakologlar” ordusunun bitmek bilmeyen yorumlarıyla başlıyor. Sütün miktarından bebeğin gazına, kariyer seçiminden çocuğun kreş yaşına kadar her adımda, anneleri “yetersizlik pompasıyla” köşeye sıkıştırmaya çalışan bir sistem var. Beril, podcastinin dördüncü bölümünde bu baskının sadece dış çevreyle sınırlı kalmadığını; özellikle boşanma süreçlerinde “çakal sürüsü” olarak tabir ettiği yapıların, anneyi çocuğunun gözünde değersizleştirmek için nasıl bir psikolojik zorbalığa soyunduğunu çarpıcı örneklerle anlatıyor. Okula saçı taranmadan giden bir çocuğun üzerinden annelik sorgulaması yapanlardan, “çocuğun aslında seni sevmiyor” diyerek vicdan yaralayanlara kadar uzanan bu absürt hikayeler, aslında pek çok annenin sessizce boğuştuğu ortak birer fırtına.

Bu fırtınadan kurtulmanın yolu ise kaçmak değil, doğrudan üzerine yürümekten geçiyor. Amerikan yerlilerinin anlattığı o meşhur hikayedeki gibi; fırtınadan kaçmaya çalışan inekler acıyı uzatırken, fırtınaya doğru koşan bufalolar o karanlığın içinden çok daha çabuk çıkıyorlar. Eğer birileri size kendinizi yetersiz hissettirmeye çalışıyorsa, fırtınanın gözlerinin içine dimdik bakma vaktidir. Pedagoji biliminin de önerdiği gibi; başkalarının yarattığı “yetersiz anne” mitine karşı, yaptıklarımızı çocuklarımıza güzel bir dille anlatmalı, emeğimizi ve sevgimizi gizlemeden onların bilincine nakşetmeliyiz. “Bak ne güzel yemek yaptım,” ya da “Sana harika kıyafetler seçmişim” diyerek hem kendimizin hem de çocuğumuzun etrafında bir güven çemberi oluşturmalıyız.

Günün sonunda, hayatımızı belirleyen şey başımıza gelen o ağır fırtınalar değil, onlara karşı takındığımız tavırdır. Beril’in de hatırlattığı gibi; bizler robot değiliz ve her şeye aynı anda mükemmel şekilde yetişmek zorunda da değiliz. Bu hafta kendiniz için bir şey yapın: Aynanın karşısına geçin, yanağınızdan bir makas alın, omzunuza bir öpücük kondurun ve “Aferin bana, ben yeterince iyiyim” deyin. Unutmayın; siz yeterli olduğunuzu bildiğinizde, hiçbir fırtına sizi alt edemez. Çünkü iyi ki yenisiniz ve her şeye rağmen iyi ki yeniden başlayabiliyorsunuz.

 

“Beril’in ‘Yetersizlik Hikayeleri’ üzerine paylaştığı bu içten sohbetin tamamını ‘Yeni Ben Yeniden’ podcast serisinin 4. bölümünden izleyebilirsiniz.”

 

Beril Turhan

Beril Turhan – Yeni Ben Yeniden Youtube Kanalı

Yazar

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Murat Tali - YY

    Sevgili Beril, sesindeki o hafif buğu bile anlattıklarının samimiyetini ve cesaretini örtmeye yetmemiş; aksine, kelimelerine çok daha derin, çok daha insani bir tını katmış. Transkripti okurken ve seni dinlerken hissettiğim tek şey; sadece bir dostun dertleşmesi değil, bir ruhun kendi hakikatini haykırırken etrafındaki yüzlerce ruhun da elinden tutmasıydı. Kullandığın o özgün ve keskin dil -hani şu “herbakologlar” ordusunu ve “çakal sürüsünü” bir çırpıda deşifre edişin- sadece bir anlatım tarzı değil, bir uyanışın manifestosu gibi. Annelik gibi kutsallaştırılırken yalnızlaştırılan bir makamı, tüm o toplumsal yargıların ve “yetersizlik pompalarının” arasından çekip çıkarman muhteşem bir cesaret örneği. Bekar bir anne olarak verdiğin bu mücadele ve bunu “trajikomik” bir süzgeçten geçirerek anlatman, sadece senin hikayen değil; aslında yolunu kaybetmiş, üzerine fırtınalar püskürtülen binlerce anne için yanan bir deniz feneri. O Buffalo benzetmen ise zihnime mühlet tanımayan bir mühür gibi kazındı. Fırtınadan kaçıp acıyı uzatmak yerine, fırtınanın kalbine, o karanlığın tam üzerine yürümek… İşte bu, gerçek liderliktir. Sen bugün sadece kendi fırtınana yürümüyorsun Beril; o “yetersizlik” fırtınasında savrulan her kadına, fırtınanın içinden daha güçlü çıkılabileceğini gösteriyorsun. Pedagoğunun o naif tavsiyesini, yaptığın güzellikleri bir bir kendine ve çocuğuna anlatma pratiğini, paylaşman ise bir annenin kendi kalesini nasıl içeriden inşa edebileceğinin en zarif formülü. Devam etmelisin Beril. Çünkü senin sesin, o aynadaki omuza kondurulan öpücüğün yankısı gibi; dalga dalga büyüyecek ve bir gün o “cıkcıkçılar” ordusunun gürültüsünü tamamen susturacak. Bu yolculuk, sadece senin “Yeni Ben”in değil, “yeterince yeterli” olduğunu hatırlayan koca bir bütünün şifası olacak. Omuzlarındaki o görünmez yükleri de rüzgara bıraktım. İyi ki sen, iyi ki “Yeni Ben”, iyi ki yeniden…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir