Doğuştan kendin ol

Hayatta en ani görünen değişimler dahi bir sürecin parçasıdır. Uzun süre nefesini tutmaya çalışan birinin, son ana kadar nefesini tutup bir anda çok derin bir şekilde nefes alması gibi. Nefesi alma anı tek başına çok ani görünüyor, fakat nefesin o anda alınacağı ilk tutulduğu andan beri belli, çünkü insan kendi kendini nefessiz bırakamaz, nefes ihtiyacı doğal bir şekilde kendini gerçekleştirir.

İnsan da içinde olan asıl ihtiyaçları gidermek, özünün asıl amacını gerçekleştirmek, asıl kendisini bulmak ister. Bu istekleri ne kadar içinde tutmaya çalışırsa çalışsın, içinde tutma sürecinde yaşanan her şey aydınlanma anına hazırlıktır. İnsan kendini ne kadar çok bastırırsa, aydınlanma anı o kadar ani görünür; nefesini ne kadar uzun tutarsa, aldığı nefes o kadar derin olur.

İnsan kendi doğasına göre, kendi içsel dünyasında geliştirdiği özelliklerini ortaya koyarak yaşar; tıpkı bütün varoluş gibi.

Doğası gereği; kuş uçar, çita koşar, nehir kendiliğinden akar. İnsan doğaya baktığında gördükleri karşısında hayranlık duyar; doğa için kendiliğinden doğal bir şekilde gerçekleşen her şey, insan için anlaşılır olsa da insana hala inanılmaz görünür. Doğanın uğraş vermeden yaptığını yapabilmek için insanın çok çaba harcaması gerekir, kuş gibi uçan uçakları üretmek, çita gibi hızlı giden araçlar yapmak, bir su kaynağını başka bir yöne akıtmak insan için uğraş gerektirir, kendiliğinden olanı bir yöntemle yapmaya çalışmak insanı yorar.
İnsan kendi içsel rehberliğini dinlediğinde; neyi kendiliğinden yapma becerisine sahip olduğunu anlar, yönteme gerek yoktur, başkalarına çok yorucu ve uğraştırıcı olarak görünen şeyleri doğal bir şekilde yapabilir.

Doğuştan kendin ol

Her insanın doğallıkla içinde olanı yansıtabileceği, içsel olarak kendini geliştirdiği bir yol vardır. Bu yol ancak içeriyi dinleyerek ve içeriye bakarak anlaşılır. İnsan kendi doğasını ancak bu şekilde anlar.

Doğuştan yapılabilen, nasıl yapılacağı genetik yolla hatırlanan her şey, dünyadaki yaşamın hayatta kalma evresi için temeldir, kalıtsal refleksler. Sonradan kazanılan refleksler ise deneyim yoluyla öğrenmenin ürünüdür; bisiklet sürmek, yüzmek, örgü örmek, dans etmek gibi şeyler genetik yolla nesilden nesle aktarılamaz; tamamen kişisel deneyimlerden öğrenmeye bağlı, insanın yalnızca kendi kendisine verebileceği bilgilerdir. Yaşayarak ve uygulayarak öğrenilen şeyler, uzun zaman tekrarlanmasa bile, öğrenilmiş beceri hala oradadır, unutulamaz. Öğrenerek bilinen şeyde geri gidilemez. Uzun zaman bisiklet sürmemiş olabilirsiniz, ama önceden nasıl yaptığınızı hatırlamasanız da sürmeye çalıştığınızda yöntemi kendiliğinden uygulamaya başlarsınız.

İnsan dünya üzerindeki yaşamında hem öğrenir hem uygular; evrendeki yaşamında ise ruh boyutunda öğrendiğini dünya üzerinde uygular.
Dünya insan için ruh boyutunda öğrendiğini uygulama alanıdır. İnsan, yaratım gücünü nasıl kullandığını hatırlamasa bile, deneyimlerden öğrenileni uygulama yoluyla bu gücü dünyada tekrar kullanmayı dener, ruh boyutunda öğrendiğini uygulamaya çalışır.

İnsanın öncesinde öğrenmiş olduğu şeyi tekrar yapabilmesi için, başarısız olmaktan korkmadan, yöntemden çok deneyime ve uygulamaya odaklanarak özün bilgisini güvenle kullanması gerekir; eskisi gibi bisiklet sürebilmesi için, düşmekten korkmadan, nasıl sürüldüğünün yöntemine değil sadece sürmeye odaklanarak güvenle denemesi gerekir.

Öğrenilmiş olan oradadır.

Yazar Hakkında

Ethereal Blossoms of Soul * Inspiration by spirit inside @etherealblossomsofsoul

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir