Kendini bulduğun yerde düzelt

Zihnin yarattığı, taraflı, aldatıcı, bünyede bir çeşit hipnoz ya da trans etkisi yaratan senaryolar vardır; kurgularına kapılırsak sanrılar içinde boğulur, kendi hayatımızı yaşamakta zorlanır, dengemizi bulamaz, oradan oraya savrulur dururuz…
Kendini bulduğun yerde düzelt
Bu sanrılar silsilesi üzerlerimizde fazlasıyla baskı yaratır. Aslında onlar paranoit kişiliğimizi yatıştırmak için geliştirdiğimiz savunma mekanizmalarından başka bir şey değildir ancak umutsuz eylemler olarak kalmaya, başımıza iş açmaya devam edeceklerdir…
Örneğin, insanları eleştirmek, kınamak ve yargılamak; yarattığı yıkım şöyle dursun, kendimize ciddi karmalar açmamıza neden olur hatta bu o kadar ciddi bir son yaratır ki yaptıklarımızı yaşamadan gitmeyiz…
Bunları ‘ben insanların tavır ve tutumlarını beğenmiyorum. Hoşuma gitmeyen davranışlar sergiliyorlar. Bakışları hep üzerimde, ensemde; onları değiştireyim’ niyetinin bir sonucu olarak bilinçsizce yaparız ancak bu memnuniyetsiz hal hiçbir işimize yaramayacaktır; boşuna çırpınır dururuz çünkü başka insanların davranışlarını değiştirmek -dikta rejimlerinde olduğu gibi aşırı bir baskı ve sindirme politikası dışında- olası değildir…
Diktatör değilsek ki sonlarını bilirseniz olmak da istemezsiniz, bu durum tek bir olasılığı gösterir; değişecek biri varsa bu kendimiz olmalıdır yoksa rahatsızlıklar alır başını gider, acılar ve hastalıklar kıvrandırır durur zaafiyet gösteren, bağışıklık sistemi çökmüş bünyelerimizi…
Yapabileceğimiz bir şey varsa o da insanlarla dalaşmayı bırakmak, onları oldukları haliyle kabul etmek, yapamıyorsak alıp başımızı kaf dağının ötesine gitmektir…
Eh, kaf dağı diye bir yer olamayacağına, dolayısıyla oraya gidemeyeceğimize göre kendimizi bulunduğumuz yerde düzeltmekten başka çaremiz kalmıyor; sizce de öyle değil mi?

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir