Mucize

Bir mucizeyi görmek için mucizelere inanmak mı lazım acaba diye düşünmeden edemiyorum. Mucizeleri görmem için inancım olmak zorunda mı? Mucize denilen olgu tam olarak nedir? Beni mutlu eden, beklenmedik, güzel ve iyi bir şey midir? Bana mı olur yoksa bir başkasının başına da gelebilir mi? O zaman ben bunu fark eder miyim? Bu mucizeler ne zaman olur, oluşur? Beklenmedik anlarda mı gizlenirler? Birinin benimle birlikte olup mucizeye şahit olması gerekiyor mu yoksa benim anlatmam yeterli midir? Mucizeyi anlatınca onun etki ve enerjisini azaltıp yok etmek de benim elimde midir? Olan bitenin mucize olduğuna dair bir onay arıyor, bekliyor muyum? Bu mucize denilen olaylar birdenbire mi oluşuyor yoksa sürekli etrafımızda varlar mı?

İnsan bedeni ve çalışma sistemi henüz tam olarak çözülmedi. Halen bilim araştırmaya devam ediyor. İnsan zihni ise apayrı bir muamma. Ruh denilen olgu kimi yerde kabul bile görmüyor. Halen tartışma ve münakaşa konusudur. İnsanı ayakta tutan hayata bağlayan nefesidir. Son nefeste sistem tam olarak kapanır. Nefes bizi yaşatansa mucizenin de ta kendisi değil midir? Alıp verdiğimiz nefes mucizeyse bizler mucizenin mucizesi olmalıyız. Yani ben mucizeyim, sen mucizesin ve o mucize gibi herkes de birer mucizedir. Doğa, hava, su, hayvan dünyası, bitki ve sebzeler de güzel mucizelerdir. Bu bakmaktan öte görmenin sonucudur. Sürekli bakıp görmemenin verdiği farkındalık yokluğu onların birer mucize olmasını gizler. Aslında görmeyen bizleriz. Mucizeler hep ortadadırlar. Gizlenmezler. Biz bakıp fark etmeyiz ya da alttan alır küçümseriz onları. Aynı yanı başımızda olan sevdiklerimiz gibi… Onlara da bakar, bir şeyler söyleriz fakat gerçekten görmeyiz. Bu yüzden yaşarken yatakta değil ayakta uyuyanlarız çoğu zaman…

Her an kendi içinde farklı mucizeleri barındırır. An’ı yakalamak dakika veya saniyeden bile kısa olan sürenin farkındalığını tatmaktır. Bu; saatler, günler, aylar ve senelerden ötedir. Onların toplamları zaman denilen olguya ulaştırır.

mucize

Hayatın ne kadar çabuk geçtiğini söyleyen, hatta bu konuda şikâyet eden pek çok yaşlı kişiye denk geldim. “Benim hayatım benden habersiz nereye gitti?” diye defalarca söylediklerine şahit oldum… Yaşadığımız her gün hayatımızdan eksilen bir gün değildir derim. Çünkü hayatımızın toplam gün sayısı belli değildir. Her gün, saat hatta dakika hayatıma, yaşadığım tecrübelere eklenmiş bir mucizedir. Her biri yaşadığımın göstergesidir. Elimde olana şükretmek, yaşadığım hayata razı olmaktan öte bana bahşedileni takdir etmektir. Her bir an içinde, yanımda olan kişiler ve olan bitenler belli bir sebep için gerçekleşiyor. Bana öğretmek için oluyor. Bunların aslında hepsi ve her biri birer mucizedir. Her birine ayrı ayrı ve toplam olarak müteşekkirim. Beni ben yaptıkları için benim mucize olduğumu bana gösterdiklerinden dolayı şükran duyuyorum. Ben mucizenin kendisiyim çünkü ben gibi bir başkası yok. Ben Benim demek mucize mucizedir demekten farklı değildir. Mucizeyi görmek inanmakla olur görünce inanacağım demekle değil…

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Ali Karakuş

    MUCİZE 🙂

    Mucizenin Uzun Yolu;

    Bugün bir şey “imkansız” görünür.

    İmkansız görünene bir gün birisi “neden olmasın?” der.

    İmkansız görünen şey “Neden olmasın?” diyene “mümkün” görünmeye başlar.

    Ancak mümkün görünen şey “çok düşük olasılıklı”dır.

    “İhtimal olmaz” denilen şey “muhtemel” görünmeye başlar.

    Muhtemel görünen şey “kuvvetle muhtemel görünmeye” başlar.

    Kuvvetle muhtemel görünen şey “kesin” gibi görünür.

    Kesinlikle gerçekleştirilebilir görünen şey “gerçek” gibi durur.

    Gerçek gibi duran artık gerçek sayılır.

    Gerçek sayılan gerçeğe döner.

    Bugün biri için gerçek olan kimilerince mucizevidir.

    “Bugün olmayan her şey kendisinden daha büyük bir şeylerin olması için bir basamaktır.”

    Mucizenin Kestirme Yolu;

    “Nasıl olacağını bilmiyorum; ama olacağını biliyorum.”

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir