Bilincin Uç Noktasında Postmodern Görüntüler

“Ruj ve maskara kadınların kamuflajıdır. Makyaj, kadını tanımlayan bir şey değildir; nasıl bir kadın olduğunu tanımlayan bir şeydir. O bir kırmızı ruj kadını mı? Yoksa parlatıcı kadını mı? Makyaja bürünmekten korkmayan birisi mi; yoksa çıplak bir yüzden korkmayan birisi mi? Bir kadının kendini kendi istediği gibi göstermek istediği için makyaj yaptığını söylemesi, güzel görünmek için makyaj yaptığını söylemesinden çok daha zordur.”

Cindy Sherman, çalışmalarına 1970’lerde başlayan postmodern bir fotoğraf sanatçısıdır. Bilincin uç noktalarındaki çalışmaları, kitle iletişim araçlarının gerçekliği yeniden inşası, kadına eril bakış açısı, ahlaki çöküşe neden olan nefret ve ötekileştirmenin oluşturduğu diğer felsefi sorunlar, sanatçının kişiliğinin yapıtlarındaki yansımalarıdır. Çalışmalarında kendi bedenini model olarak kullanan sanatçı, postmodern olarak varoluşunu kamerasından cesurca yansıtır.Cindy Sherman, Untitled Film Stills (İsimsiz Film Kareleri) çalışmasını oluşturan yetmiş adet “siyah-beyaz” fotoğraf karesini üç yıl gibi bir sürede çekti. Fotoğraflar bir film karesiymiş gibi görünmesine rağmen kesinlikle bir filme ait değildi. Ama fotoğrafların film karelerinden oluşmaması birer hikayelerinin olmadığı anlamına da gelmiyordu. Sherman, her fotoğraf için ayrı bir senaryo hazırladı ve hepsinde de kendisi modellik yaptı. Görüntülerdeki jest ve mimiklerinden duruşuna kadar her şeyin bir anlamı vardı; konuşurken ya da bir olaya tepki verirken çekilen fotoğraflarda açıkça görülmektedir bu eylemler. Sherman’ın kamera yokmuş gibi görüntü vermesi fotoğrafların sinematik alıntılar olduğu algısına yol açmaktadır ki, bu da karelerin kendi öyküsünü güçlendirmekte, izleyicisini düşünce- yorumda özgür bırakmaktadır.

Fotoğrafların kendi içinde değişik önermeler olmasına rağmen, daha fazla karakter arasındaki dramatik eylem anlarına odaklanan geleneksel fotoğraf sanatından ayrılmaktadır. Sherman karakterleri her zaman yalnız, ifadesiz yüz hatları ve sessiz bir tefekkür içinde kameraya yakalanırlar.

Sherman, kadınları tek tipleşmekten kurtarmaya, onlara farklı fikirler vermeye, genele benzemek ve hayatları boyunca hiç kendi sınırlarından dışarı çıkmamak yerine, kadınlara kendi karakterlerini istedikleri zaman yeni baştan kendilerinin yaratabileceklerini anlatmaya çalışır.

Salt kadınlara değil herkese bunu anlatır aslında; insanların sizi, sizin istediğiniz gibi olumlayabilmelerini sağlayabileceğinizi anlatarak, toplumda kendi iplerinizi kendi elinizde tutabileceğinizi ısrarla vurgular.Bir röportajında; “Ruj ve maskara kadınların kamuflajıdır. Makyaj, kadını tanımlayan bir şey değildir; nasıl bir kadın olduğunu tanımlayan bir şeydir. O bir kırmızı ruj kadını mı? Yoksa parlatıcı kadını mı? Makyaja bürünmekten korkmayan birisi mi; yoksa çıplak bir yüzden korkmayan birisi mi? Bir kadının kendini kendi istediği gibi göstermek istediği için makyaj yaptığını söylemesi, güzel görünmek için makyaj yaptığını söylemesinden çok daha zordur,” diyerek, sanatının mesajını da söyler. Örneklerde görüleceği gibi, sanatçının fotoğraflarında gizlenmeye çalışılsa da izleyicisine vermeye çalıştığı bir tür mesaj olduğu fark edilir.

Alttaki fotoğrafa bakalım. Bu fotoğrafı Sherman, kariyerinin başında 1977 yılında çekti. Konu bir mutfakta geçmektedir. Lavaboda bulaşıklar, ocakta tencereler var ve model elbette bir önlük giyiyor. Bu kare günümüzdeki “kadının evdeki yeri” hakkında bir açıklama yapmaya çalışmaktadır. Fotoğraf hakkında birkaç soru sorulabilir: kendi uğraşının dışında nereye bakmaktadır? Kocası onun yer aldığı  çerçevenin dışında ona karşı bir tehdit midir? Neden karnını tutuyor? Hamile mi? Aç mı? Bunlar sadece feminist sanat yapıtlarına bakarken aklınızda bulundurulması gereken soru türleridir. Kendinize, Sherman’ın neden bu sahneyi oluşturduğunu ve bunun ne anlama gelebileceğini sormalısınız. Yorum tamamen size kalmış, sadece sunulmakta olana yakından bakmalısınız(?)

Sherman’ın fotoğrafları, Cosmo veya Glamour gibi magazin dergilerinin kapaklarında gördüğünüz modellere muhaliftir ve günümüz toplumuna postmodern tarzda yorumlayarak saldırır: “Bir mesafeden bakıldığında baştan çıkarıcı, renkli, eğlendirici ve ilgi çekici görünen görüntüleri yakalamaktan hoşlanıyorum ve sonra izleyici neye baktığını anlayıp, sarsılıyor, gördüğü, görmek istediğinin tam tersi! Geçerli olan güzellik fikrini takip etmek ve bu tarz çalışmak bana sıkıcı geliyor; çünkü, bunlar dünyaya yalancı bakışlar, oysa görünenin arkasını göstermek daha zor ve ben zoru seviyorum.” Kadın bedeni imajını ele alan fotoğraflarına bakalım. Cosmo’daki modellere benzer kaç kadın görmekteyiz gerçek hayata? Sherman’ın betimlediği kadınları ise her yerde varlar: “ezik, mutsuz ve yalnız!” Cosmo kapağında asla bu kadınlar görünmez değil mi? Sherman, bugünün toplumundaki sığlığa karşı savaşma yolunu kendi görüntülerinden oluşturduğu sanatı ile seçmiştir.

Kültür Sanat: Bayram SARI

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir