Çağdaş Mistik Olmak. Nasıl Başlanır?

Mistik deney aşaması sembolü olan kapılardan ilki ve en önemlisi: Yaradılışın çokluğu içinde “Merkez ve İlk Güç’ün Tekliği” bilgisinin gerçekliğine ulaşmaktır.

Bu gerçeğe ulaşmak için ustalar doğada var olan her şeyde faaliyet gösteren İlahi Güç’ün incelenmesini öngörür. Mistikler kendi arzuları ve nefretlerinden uzaklaşarak, bir âlim gibi incelerler doğayı. Bitkilerin tohumları, gün doğumu ve batımındaki renklerin değişimi, mevsimlerin, hatta bir yaprak üstünde yürüyen böceğin incelenmesi bile kişiyi huşu düzeyine çıkarabilir.

 

Bir gün gelir belki ‘ben şuyum ve şöyle biriyim’ diye yaşayıp giderken, bir sabah farklı uyanırsın ve dünyaya açtığın gözlerinden daha farklı birinin baktığını fark edersin…

Güneşin daha farklı güneş olduğunu, bulutların da şuurlu varlıklar olduğunu, insanların seslerinin, konuşmalarının, el, göz hareketlerinin onların bile haberi olmadan seninle haberleştiğini, bilinçaltının her zaman tüm geri kalan her şeyle sıkı bağlantıda olduğunu sezmeye başlarsın…

Her şeyin o güne kadar aklına bile gelmeyen şekilde farklı anlamları olduğunu yaşarsın…

Öldüğü ve taş mezarlar altında yattığı sanılanların aslında hala sokaklarda yürüdüğünü, bazen bazı insanların gözlerinden hızlı hızlı bakıp geçtiğini sezersin… Ya da yeni tanıştığın ve hakkında hemen hemen hiç şey bilmediğin bir insanı, çok uzun zamanlardan beri tanıdığının hissi oluşur içinde…

Mesafece çok uzaklarda olduğunu bildiğin insanların, sen onları düşündüğün ve onlar da seni düşündüğü sürece, aslında etrafında, çok yakınında –İÇİNDE olduğunu hissedersin, hatta karşıdaki bina penceresinden bakan küçük kız birden sana elini sallarken, sen doğurmayı (doğmasını) istediğin KIZIN sana gelecekten sevgi ve selam gönderiyor olduğuna inanacaksın…

Uçan ya da orada burada oturan kuşların aslında hep sana işaretler verdiği, tam lazım olduğu anda lazım olan kararı verebilmen için KADERin gönderdiği haberci ve yardımcı dostlar olduğunu keşfedersin…

Alışılmadık yeni algılar seni tedirgin edebilir ve hatta korkulara da kapılabilirsin, ama ne yapsan yap korkma, ne olur!

Başka yandan, ‘korkma’ demek olmuyor ki salıver her şeyi; perdeler kalktığında yaşadığın yeni sezilerin, yeni algıların mutluluğu ve sevincine kapılırken, koruyucu çembersiz kalarak, dengesiz, aşırı coşkulara kapılabilirsin, hayır sakın bunu da yapma! Daha yenisin bu ARALIKta (Âlemler arası geçitte)- henüz kapılar arasındaki geçiştesin, tam geçmedin o diyarlara, hemen öyle kolay geçemezsin algı kapıların hayli açılmış bile olsa da!

Yeni kuralları anlaman lazım adım atmak üzere olduğun “Yeni Dünyanın”; önemli, asla çiğnenemez yasaların tam farkında olmadan o Dünya sakinleri kapılarını hemen her an sana kapatabilirler!

Yeni Şuurla yaşamanın derslerini sakin sakin, sabırla, sindire sindire alman lazım…

Büyük ihtimal, ilk önce bir Yolculuğa çıkman lazım olacak, farkında olmadan bavul toplama isteği, bir yerlere geç kalıyormuş gibi tedirginlik yaşayacaksın. Genelde, geri dönüşü olmayan bir Yolculuk olacak bu: hayatın temelinde değişecektir çünkü. Ruhunun YUVA’YA YOLCULUĞUDUR bu aslında… Bu, kimileri için, KÖK SALACAĞI TOPRAKlara doğru son yol olabilir, kimileri için ise, sonu gelmez gezginlik de olabilir.

Artık eski sen değilsin çünkü şimdiki SEN, gerçi sen henüz bunu anlamasan bile… Yeni Sen yavaş yavaş daha çok dolduracak içini, sen git gide, kesintisiz şekilde, her an biraz daha çok O olacaksın…

Bazen ‘eski sen’ dönecek sana, kindarlık, kurnazlık, naz, tembellik, bencillik yapmak ister, bunların da aslında iyi şeyler olduğuna ikna etmek için bin türlü yolları kullanacaktır…

Ama içindeki ÖZ en sadık Dost gibi hiç ‘öteki senin’ ellerine bırakmayacak seni. Şuuruna ulaşmanın artık daha geniş yönleri vardır Onda da: algıların çok genişlemiştir, bilinçinin perdeleri saydamlaşmış ya da kalkmıştır; O bilincine rüyalar, sesler, işaretler, aniden kapılacağın seziler, dürtüler, kalbinde his edeceğin duyularla anlatmaya çalışacak sana fakat seni için doğru olan özgün Yolunu.

Senin bile anlamadığın isteklerini O doğru ve dürüst anlayacaktır, izin verirsen, dinlersen, İradeni ve dikkatini yoğunlaştırırsan, durmadan hızlı değişmekte olan Varoluşta sana eşlik ve rehberlik edecektir…

Dinlemesen de sen bilirsin: ‘contaları yakacak’ olan yine sen olacaksın… Farklı algılarından, farklı dünyandan vaz geçmek isteyebilirsin, ‘normal’, ‘sıradan’ olmak da isteyebilirsin eskisi ve başkalar gibi – bunu da dene istersen… Hayat seni daha çok çarpacaktır büyük ihtimal; kesinikle, sağ ayağın sol ayağına düşman olacaktır, ellerin kontrolünü kaybedecek ve her şeyi düşürecekler, dokunduğun nesneler kırılıp parçalanacaklar, evindeki her şey bozulacaktır, her şeye karşı ilgisizlik yaşayacaksın, ve yatağın sana buz gibi gelecek artık…

Ve sen doğaya kaçmak, ağaçlara ve bitkilere, tarla papatyalarına yakın olmak, kayalıklarda yaslanıp yatmak… gibi istekler duymaya başlayabilirsin. Hayatını değiştirmek ne kadar zorluklar getirecekmiş gibi gelse de getirse de git o şehirden, uzaklaş oralardan ve ruhunu dinle: O Sana Mutlu Olabileceği Tek Yolu Anlatacaktır.

Tabi ki, mutsuz, korkak, kararsız olarak yaşamak da senin isteğine ve seçimine bağlı…

Tanrının zamanı sonsuzdur, sabrı da. Ama Sen, bu deneyim sürecinde sadece sana özgü planla gelmişsindir bu realiteye. Ve sen bu fırsatı, senin için en verimli şekilde kullanmak zorundasın. İşte bu çağda mistik olmak, bu seçimle ilgilidir: Bilinçli ve kararlı bir şekilde yapmaktır bu büyük YOLCULUĞUNU!

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Bu sayfa kopyalama karşı korumalıdır !!