Eylemsizlik üzerine

Neydi eylemsizlik? Fizikte harekete karşı gösterdiğin kütlesel direnç. Adı üzerinde bir direnç var ortada, tatlı bir inatlaşma. Bu durumda eylemsizliğin kendisi başlı başına bir eylem değil miydi? Eylemin kendisinden daha fazla harcanan bir enerji var o direnç için. Eylemi gerçekleştiren bir fail var gözüken; ama aslolan failin faili değil miydi? O vakit kader kimin ellerindeydi? Fail ‘kaza’ yı açığa çıkarırken, eylemsiz kalan failin faili değil miydi? Eylemsiz olan; hareketsiz, durağan, sessiz, gözlemci gibi gözüküyordu. Halbuki yaşama yön veren onun bu eylemsizliğiydi; çünkü olmasını /olmamasını istediği ‘kaza’ ancak böyle varlık bulabilirdi. Ne dedik kütlesel direnç, yani kütlen ne kadar fazla ise o kadar direnç, o dirence göre de adaptasyon. İnsan için kütle, ağırlık değildi tabi, varlık bulma sahası diyelim biz ona. Kabımızın gücüyle mi, düşünme şeklimiz ile mi yoksa içsel bir biliş ile mi varlık buluyorduk daha çok?

Eylemsizlik üzerine

Beden kabının gücüyle ve benliksel bir bencillikle nasıl deneyimleriz eylemsizliği?

Beden kabının gücüyle deyince aklıma ilk bodyguard ve vücut geliştirmeciler geldi. İçeride kimseye zarar verme derdinde olmayan fakat varlıklarıyla gövde gösterisine dönüşen bir eylemde ama eylemsiz bir hal içinde değiller miydi? Onların eylemsizliği bedenin aktif gücüne rağmen ruhlarının pasif direnciydi.

Kimisi de benliksel bir bencillikle sözüm ona eylemsiz yani tepkisiz aslında . İçinde fırtınalar koparan eylemsel vortekse rağmen çıkarları doğrultusunda içerdeki eyleme karşı güçlü bir eylemsizlik gösterebilir. Köprüden geçesiye kadar ayıya dayı diyenler aklıma geldi burada da. Buram buram kokan yalanlar, siyasi mış gibiler, makam derdinde olanlar…Burada hakikate gözünü kapatan fail, eylemsizliğin bedelini sistemsel düzeyde ödeyecektir. Üniversite sınav sorularının cevabını itiraz etmeden (eylemsizce/vicdani bir dirence rağmen) ilahi bir seçilmişlikle kabul ederken, seneler sonra memuriyetinden edileceğini bilemezdi elbet. O dönemde Allah’ın seçtiği bu kulu sonradan Allah unutmuş muydu yoksa o ‘Hakkı’ mı unutmuştu ?

Düşünme şeklimizle nasıl eylemsiz oluruz bir de oraya bakalım. Burası oldukça çok yönlü. Benim aklıma ilk düşünce suçluları geldi. Düşünceleri uğruna bir eylem içinde olup başına gelecekleri razılıkla kabul eden onurlu bir eylemsizlik içindeler ki buradaki eylemsizlik eylemin kendisinden daha büyük bir eylem bana kalırsa. Aklın mı kalbe direnci, kalbin mi akla direnci vicdanlarda saklı.

Bir de zihninin esiri olmuş eylemsizler var. Burası çok önemli ve bana kalırsa insanların büyük çoğunluğunun kaybolduğu yer burası. Akıl ve kalp bağını kuramayıp, bilinen veya olması gerekenler üzerine hayatını kurmaya çalışanlar. Bunlar ‘Gönlüne Rağmen ‘yol alanlar. Düşünceleri ile gönüllerine ket vurup harekete geçemeyen eylemsizler. Çocukluğundan bu yana müzik aşkıyla yanıp tutuşurken devlet memuriyetinin hesap numarasındaki güvenini taşımayı tercih eden, gönlünün gürültüsüne sağır olanlar. Burada kast edilen; gönlüne rağmen dikte edilmiş bilgilerle kendi hakikatinden giderek uzaklaşan, eylemsiz eylemler zinciri içinde kurulan hayatların sahip/sizlerine.

Sıra geldi içsel bir eylemsizlik içinde varlık bulanlara. Bunlar hem senarist hem oyuncudurlar. Kendi senaryolarını gözlemci bir oyuncu olarak yaşarlar. Var’a  (Öz Fail )duydukları özgüven ile bazen sadece fail bazen de failin faili olurlar. Herkes için geçerli olan eylemsiz eylemleri yaşama şekilleri farklıdır sadece. Kalem onları şahit yazar. İçgüdüsel, acele eylemler içinde olmazlar, uzaktan vakur bir edayla izlerler eylemler dünyasını içsel bir eylemsizlikle. Büyük tepkiler beklemeyin onlardan. Ahh, tüh, vah, keşke nidalarını duyamazsınız. Onlar için teslimiyet akışta savrulmak değildir. Akışla beraber akmak demektir. Bazen akışa yön vererek bazen dalgalarla dans ederek bazen boğulmadan, debelenmeden dalgalarla mücadele ederek…Akışa, yaşama yön verirken derinden gelen iç sesin huzuru ve bazen hüznüyle, ama akışta… Her an akışın içinde eylemsiz bir eylem hali ile. Onların fiili; eylem ya da eylemsizlik değildir. Varlıkları itibariyle eylemsizler onlar. Çünkü en büyük dirençleri yani eylemsizlikleri yaşama. Yine en büyük eylemleri de ölümleri, dirençsiz bir teslimiyetle…

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir