Eylül

Eylül; ‘’ Bir şeylerin bitişi ve yeniden başlangıcıdır. Şimdi tüm yapraklarımızı döküp, ruhumuzu yağmurlarla yıkama zamanıdır. Yeniden doğuşa hazırlanmak için tüm hüzünlerimizi, kırgınlıklarımızı, kızgınlıklarımızı rüzgara bırakma zamanıdır. Yeniden doğmak için önce ölmek gerekir. ‘’

Eylül

Her Eylül geldiğinde biraz hüzünlenir insan. Sanki yeni bir boyuta geçiş yapar gibi döker yapraklarını insanlar da ağaçlar gibi. Yazın bitişi, koşuşturmacaya biraz ara vermek biraz hüzünlenmemize sebep olsa da benim için Eylül’ün yeri hep başkadır.

Akşamın tatlı rüzgarlarında edilen sohbetlerin, kahve eşliğinde okunan kitapların tadı bir başkadır Eylül’de her zaman. Eylül yağmurlarla gelen berekettir, aşıkların meltemli akşamlarda ettiği danstır, renk cümbüşünün verdiği coşkudur.

Sevdiğiniz biri varsa aşkın tadı bile bir başka olur Eylül’ de. Rengarenk yaprakların arasında yapılan, el ele yürüyüşler, göz göze edilen tatlı sohbetler içinizdeki enerjiyi daha da ateşler. Gerçi aşk başlı başına zaten bu duyguları hissettirir ama Eylül’de tadı bir başkadır benim için yine de.

Sonbaharın o ılık rüzgarını gözlerinizi kapatıp teninizde hissettiğinizde fısıldar size ‘’tüm hüzünlerini şimdi koparıp alıyorum senden’’ diye. Şimdi tüm ekinlerimizi biraz nadasa bırakıp, dinlenme zamanıdır.

Eylül sanki bir ay değil de koskoca bir mevsim gibidir. Her şeyi kucaklamaya hazır bir ana gibi güçlü, yenilenmek için kendini hazırlayan bir çiçek gibi heyecanlı hissettiğim koskoca bir mevsim gibi.

Eylül’ü sırf hüzün olarak adlandırmak, Eylül’ün ruhuna yapılan bir haksızlıktır aslında. Çünkü Eylül bir şeylerin bitişi ve yeniden başlangıcı demektir. Şimdi tüm yapraklarımızı döküp, ruhumuzu yağmurlarla yıkama zamanıdır. Yeniden doğuşa hazırlanmak için tüm hüzünlerimizi, kırgınlıklarımızı, kızgınlıklarımızı rüzgara bırakma zamanıdır. Yağmurdan sonra çıkan gökkuşağı gibi rengarenk zamanların tadını çıkarma zamanıdır.

‘’Yeniden doğmak için önce ölmek gerekir.’’

Önce ölüp toprağa karışmak, dinlenmek, huzura doğru yol alıp, önce kendimizle barışmak ve yeniden doğmak için harekete geçmek gerekir.’’ Sonra yol ayrımlarına geldiğimizde seçimlerimizi yapıp ilerlemeye devam edeceğiz.

Sıfırdan başlayıp, emin adımlarla ağır ağır fakat taptaze, yenilenmiş ve güçlü olarak hiç durmadan yola devam edeceğiz…

Tohumlarımız yeniden filiz verecek. Zamanı geldiğinde yeniden çiçek açıp meyve vereceğiz…

Hayat biz istediğimiz sürece hiç durmadan yeniden yeşerecek.

Her Eylül’de yeniden yenileneceğiz.

Yeniden, yeniden ve yeniden…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir