Su

Tüm yollar döngüseldir. Su kaynağından fışkırır, taşar, köpürür, coşar, durulur, akar, yükselir ve türlü türlü biçimlerde yağar… Su, yolunun her anında yeni güzellikler yaratır. Sayısız yoldan aka aka, döne dolana ve her nasılsa, kaynağına yeniden ulaşır.

su
Her ayrılık ve her kavuşma, yeni bir sınırsızlık okyanusuna, güzelliğin bir daha ve yeniden kâinata saçılmasına vesile olur. Sevgiliye kavuşma anı, daima büyük bir mutluluktur. Ama işte ayrılık ve ardından gelen yolculuk da o anı, saf mutluluğa çeviren şeydir

Esasında var olma cüretkârlığının, adı sevgili bile olsa bir hedefe ulaşmak, bir menzile varmakla ilgisi yoktur. Hem kaynaktan fışkıran su ile dönüp yeniden hayatın kaynağına varan su, aynı su mudur? Bir yiğit gurbete gitse ve bir zaman sonra yeniden sılaya dönse; dönen yiğit, giden yiğitle aynı yiğit midir? Esas olan şey, yola düşmek ve dünümden yarınıma, yarınımdan dünüme, muhtemel ki aşk ile “yolda” olmaktır; yolculuktur.

Yola sevdalılar şunu er geç öğrenirler; yol, yolcusunu dönüştürür ve ona daima yeni bir hayat verir. Ama sadece yolcu dönüşmez. Döndüğünüzde, bulduğunuz da bambaşka olacaktır. Her yolcu kaçınılmaz olarak, Leyla’sını kaybedip Mevla’sını bulacaktır.

Zaman ve ömür de su gibi akarlar. Bir zamanla ömür biçilen varlığın da kaçınılmaz olarak döneceği gibi, hepsi ve her şey, sonsuz ve bitimsiz tek bir ana, tek bir kaynağa dönerler – ki, o kaynak zaten hep oradadır.

 

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir