17 Nisan, 2026

Özdeğer yası nedir?

Çocukluktan beri insanları gözlemlemeyi severim. Çocukluğumdan bu yana geçen zamanla insanlarda değişen birçok şeyden birinin özdeğer olduğunu fark ettim. Özellikle kadınlarda. Hatta yaklaşık beş aydır parçası olduğum yüzlerce kişilik, çoğunluğu Amerikalılardan oluşan bir grupta dahi önerilerden birisi kadınların toplum içerisinde değersizleştirilmesi nedeniyle kendi özdeğerimize dikkat etmemiz gerektiğiydi. Düşündüm özdeğer nedir? Sadece değersiz hissetmek mi?

Özdeğer yası

Aslında herkes biliyor. (Biraz Tarkan gibi oldu ama) Bununla birlikte kendi özdeğerinin yüksek olduğunu, çünkü değeri dışarıdan aramadığını söyleyenlerde dahi özdeğersizlik seziyorum.

Kayıp gözüyle bakalım bu konuya. Özdeğerimizi kaybettik ve aslında bunun yası içerisindeyiz. Bu bir gerçek. Her kaybın bir yas süreci vardır farkında olsak da olmasak da.

Benim burada bir ricam var. Tüm değersiz hissettiğiniz anıları yazın. Tam olarak ne olmuştu? Ne hissetmiştiniz? Bu anı ile ilgili hikayenizi yazın. Yazarken duygunuz ne? Onları da yazın. Her duygunun altında bir düşünce olduğuna göre kendinizle ilgili düşüncelerinizi de yazın. Şimdi bakın bakalım bu düşünce ya da düşünceler gerçek mi? Bilimsel mi? Yani aynı şartları sağladığımızda yine aynı sonuçları mı elde edeceğiz? Bu düşünceler bana mı ait? İçinde yaşadığım kültüre, inanışa ya da çekirdek ailemin kabullerine mi? Bu konuda suçluluk ya da utanç hissediyor muyum? Gerçek ne? Şimdi hikayenizin dışına çıkın, diyelim ki bu anıyı A kişisi yaşadı. Yine aynı duygu ve düşünceleri hisseder miydin? Suçlar mıydın A kişisini?

Devam edelim. Burada eski acıların var mı? Değersiz hissettiğin ilk olayı yaşadığında ne olmuştu? Kaç yaşındaydın? Şu an değersiz hissettiğinde de direksiyonunda kim var yetişkin sen mi? Çocuk sen mi? Hangi benliğin yara aldı? Ya da hangi benliğin değersiz hissediyor? İçsel çocuğun, gölge yanların? Hepsi üşüştü mü? Ağlamak istiyorsan ağla ama burada uzun süre kalma. Kaç!

Şimdi bir adım daha geri çekil. Hikayeni yeniden yaz. Şu meşhur Bridgerton dizisindeki Lady Whistledown gibi duyguya girmeden yaz.

Sevgili nazik okuyucu …

Duygudan çıkınca nasıl oldu? Neler fark ettin? Kendinle ilgili üzerinde çalışman gereken konular neler oldu? Peşini bırakma. Şefkatle üzerinde çalış. Bu sırada anne babanı, kendin dışındaki pek çok kişiyi hatta kendini suçlayabilirsin. Yapma. Sadece gör. Yaşıyoruz öğreniyoruz. Ben buna eğitim zaiyatı diyorum ya da insan olma halleri… İçinde suçlayan bir yan hala varsa affetmeyi düşün.

Buraya kadar sağ salim geldin mi? Harika! Kocaman sarıl kendine hatta kelebek dokunuşu en şefkatlisinden. Ya da Estés’in dediği şekliyle romantize etmeyi seviyorum, o benim için ruh kuşu dokunuşu…

Her şeyin sonunda bundan bir anlam çıkar. Gördün, fark ettin artık irade gösterip değiştir. Yapabiliyorsan bir adım öteye git. Cesur ol. Yolda öğrendiklerini başkalarıyla paylaş, farkındalık yaratacak küçük bir şey yap belki bir sosyal medya paylaşımı.

Bu kadar şeyden sonra bir şey eklemek istiyorum. Değer değil, değersizlik içten gelir bence. Değeri veren vermiş, eşrefi mahlukat olarak yaratmış hepimizi. Gerçi o da içimizde…

Elif Malyer

Yazar

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir