Sorumluluk almak

Yaşam seyrimiz süresince bizi etkileyen en temel nedenler arasında kırgınlık, yargılama, suçluluk ve korku duyguları yaşamımızın idamesinde bize en çok sorun yaratan olgularımızdır. Bu temel duygular hem bedenimizi hem de yaşamımızdaki temel sorunların kaynağını oluşturuyor demek, çok abartılı bir tespit olmasa gerek.

Oysaki temelinde bu duygularımızın sürdürmekte olduğumuz yaşam deneyimlerimizin sorumluluğunu üstlenmesi gerekirken bu temel duygularımız, bizi başkalarını suçlamaya yöneltiyor. Evet, eğer bizzat kendimizi yaşamımızdaki her şeyden yüzde yüz sorumlu tutarsak, o zaman suçlayacak başka kimse bulamayacağız ve bu duygularımızın sorumluluk alanlarına kendimizi yönlendirmiş olacağız.

Halbuki dışımızda olan her şeyi iç dünyamızda ve kendi düşüncemizin aynası olarak görmemiz gerekiyor. Diğer insanların kötü davranışlarına göz yumuyorum ama bana böyle davranacak olan kişileri çeken şeyler, önce kendi inançlarımdan da kaynaklı olabileceğini söyleyerek, karşılaştığım sorunun içindeki kendime ait olan payıma bakmak durumundayım, demek gerekiyor. Eğer kendinize şunları söylüyorsanız, herkes bana şu şekilde ve şöyle davranıyor, beni yargılıyor, asla benim için bir şey yapmıyor, beni paspas gibi kullanıyor, sömürüyor diyerek olayları sorguluyorsa, kendi içindeki temel gerçekten uzaklaşmış ya da kendisiyle gerçek anlamda buluşmamış anlamına gelir. O zaman anlamalısınız ki, bu sizin düşünce kalıbınızdır ve sizin sürekli içinizdeki bazı düşünceler bu tür davranışları gösteren kişileri yaşamınıza çekiyor demektir.

Bu tür düşüncenizi değiştirdiğiniz zaman o tür kişilerde başka kapıya gidecekler ve sizden uzaklaşmış olurlar. Göreceksiniz ki, artık o insanları hayatınıza çekmeyeceksiniz. Bu dört olumsuz duygu, fiziksel boyutta da ortaya çıkıyor. Kırgınlık gücenme, darılma, öfke, uzun zaman içte tutulduğunda bedeni yemeye başlıyor ve kanser dediğimiz veya daha başka hastalıklara neden oluyor.

Bunun içindir ki, içimizdeki karanlığı aydınlatarak iç barışımızı sağlamamızla hem kendimizi hem de çevremizdeki etki alanlarımızı arı ve duru hale getirmiş olacağız…

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir