16 Aralık, 2017

Can

Istırabın dibine vurduğun yer; senden bir parçanın – de ki candan öte sevgilinin senden alındığı yerdir.

Sen sanırsın ki, sevdiğin o parçadır ve o parça artık seninle değildir. Oysa sen belki henüz bunu görmeye razı olmasan da sen sevginin ta kendisisin ve sevip de kalbine aldığın parça artık cennettedir – senin hiçbir sınırı olmayan kalbinin cennetinde…

Bir parçadan bin parçaya ve bin parçadan her bir parçaya akan sevgidir hayatın özü. Istırabının da içinde eriyip kaybolacağı özdür o. O yüzden en çok sevdiğine aittir insan ve daima sevenine emanettir… Değil mi ki kalbine aldın bir kere – sevgili, rahmetin kucağında, koynunda ve emanet, ilk sahibindedir artık.

Sen sanırsın ki, o parçanın gidişiyle sen de parçalandın; paramparça oldun. Oysa sen belki henüz bunu görmeye razı olmasan da sen o parçayı sevdiğin için ve daima seviyor olacağın için gönlünde çağlayan o sevgi ile bütünlendin ve her an bütünleniyorsun. Sen o parça hayatına girmeden evvel parçalanmıştın belki ve o parça seni, senden, sevgisiyle çıkardı ve yeniden var etti.

Ancak sevenler ve yeterince düş kırıklığı yaşayanlar; gerçek olma, gösterişsiz olma, kendileri olma şansına sahiptir ve ancak onlar kendini, hayatı, Tanrıyı fark edebilirler. Ne kadar sevebiliyorsa o kadar vardır ve gerçektir insan… Ne mutlu sana ki, sevdin ve yaşayacağını yaşadın. Değil mi ki kalbinin özünden güzellik aktı bir kere – gerçekten yaşadığını ve acısı, tatlısıyla yaşamın ne olduğunu biliyorsun artık.

Sen sanırsın ki, sevdiğin o parça senden ayrıdır ve artık uzaktır. Oysa sen belki henüz bunu görmeye razı olmasan da nefsani, cismani şeyler zaman ve mekana tabidir. Sevgisiyle yüreğine can katan sevgili, zamansızlıkta; her yerde ve daimi seninledir. Sevgilinin kalbinde yarattığı güzellik, onun sana mirası ve hep seninle olacağının teminatıdır.

can

Bu yalan Dünyada, zaman ve mekan rüyasında kaybolmaktansa sevgide buluşmak evladır. Çünkü tüm rüya dağıldığında, geriye kalan şey zaten sevgidir. Değil mi ki rüyada bile böyle çok sevdin, o halde rüyanın da sonuna geldin. Rüyaya ait olan nefs ölür; şekil ölür, form ölür; rüyanın sınırlarını aşan can ölmez, sevgi ölmez. Rüyada ayrılık, ilişkiyi bitirmez; sadece şeklini değiştirir. Ayrılık, aslında sevgiyi mümkün kılan şeydir. Çünkü sevdiğimiz için özgürüzdür ve sevdiğimiz için özgür bırakırız. Ve zamanı geldiğinde yapraklar düşer. Yaprakların düşmesi sadece hayat devam ediyor demektir. Sevgi hayattır ve hayat sevgidir…

Sen sanırsın ki, burası hikayenin acıyla sonlandığı ve o acının sonsuza dek süreceği yerdir. Oysa sen belki henüz bunu görmeye razı olmasan da hayatta hiçbir acı sonsuza dek sürmez ve hiçbir nokta, herhangi bir hikayeyi bitiremez. Hayat evrilir, dönüşür ve yeni hikayelere akar. Her nokta yeni başlangıçlar yaratır. Yeni demek, hayatın bildiğinde, bizim bildiğimizden daha büyük bir hayır var demektir.

Sevgi eken, daha başından hiçbir şey beklemez. Sadece biçtiğine değil – hepsine – razı gülümser… Sevgiyle attığın her adım doğru adımdır. Sevgiyle yürüdüğün her yol doğru yoldur. Sevgiyle vardığın her durak doğru duraktır. Şimdi ıstıraba gömülü bir durağa vardın diye keşke yaşamasaydım diyebilir misin? Ancak korkaklar sevmekten ve hayattan uzak durur. Hayat sana hak ettiğini vermiyor gibi göründüğünde ve seni zorlayıp alabildiğine sıktığında, içinden sevgi taşmış ve hiç şikâyetlenmeden sevgiliye akmışsa yaşamdan yana alabildiğin güzellik için, cesaretin için kutla kendini.

Sen sanırsın ki, taşıdığın yük, içini yakan acı, üzerine çöreklenen ıstırap senindir ve hatta sensindir. Hayır! Sen belki henüz bunu görmeye razı olmasan da tam olarak sen olmayan ve senin de olmayan şeydir o. Ayrılık, zihin icadı sanal duvarlardır sadece, zehirli bir fikirdir ve ayrılığın ıstırabı da o yüzden – rüya içinde rüyadır. Hiç ayrılık olmadı ve asla da olmayacak. Sen sınırlarının ötesini dahi kucakla diye var ayrılık saydığın.

Sadece sen seversen herhangi bir şeyin önemi olur. Sevgi yoksa önemli hiçbir şey yoktur ve yaşadığın her şey, türlü yollardan sen sevmeyi yine hatırlayabilesin diyedir. Kütle, madde, bu cisim, beden, dal dediğin boştur, boş. Ancak sevgiyle dolacak ki içi, çatırdayıp dalında, çiçeğe duracak. Giden sevgili, kokusu artık seni ve tüm evreni kucaklayan çiçeğindir senin.

İnsan ancak sevdiğine derinden bakar ve insan ancak sevdiğinde derinden bakar. Sevgi o derinlikte; ‘hakikatte’ – var oluştur. Hakikatte var olanlar, ebediyette birdirler can.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.