Geçenlerde bir sohbette, Peru’daki Cusco Havalimanı’na dair bir detay çalındı kulağıma. Machu Picchu’nun kapısı sayılan o bölgeye giden uçaklarda pilot şöyle dermiş: “Sayın yolcular, iniş yapmak için yükseliyoruz.”
İlk duyduğumda kulaklarıma inanamadım. Kulağa bir mantık hatası, bir paradoks gibi geliyor, değil mi? İnmek için alçalmak, yükselmek için ise tırmanmak gerekir diye biliriz. Oysa Cusco’nun coğrafyası bu düz mantığı yerle bir ediyor. Havalimanı devasa And Dağları’nın ortasında bir çanakta yer aldığı için uçak, o çanağa süzülmeden hemen önce çevredeki en yüksek zirveleri aşmak; yani son bir kez irtifa kazanmak zorunda kalıyor.

Bu teknik bilgi, zihnimde bir anda çok güçlü bir metafora dönüştü.
Hayatın içinde de bazen tam “vardım” dediğimiz, artık dinlenmek ve yere sağlam basmak istediğimiz anlarda karşımıza devasa engeller çıkmaz mı? Tam durulacakken motorları daha çok zorlamamız, daha yukarı tırmanmamız gerekir. Biz bunu bir “aksilik” sanırız; oysa bu, menzile varabilmek için gereken o son yükseliştir.
Şunu fark ettim:
-
Bazen bir sorunun içinden çıkmak (iniş yapmak), o soruna en tepeden bakabilecek bir olgunluğa (yükselmeye) erişmeyi gerektirir.
-
En derin huzura varmak, en yüksek zorlukları aşmanın ödülüdür.
Eğer bugün hayat seni normalden daha fazla zorluyor ve dik bir yokuşa sürüyorsa, belki de bu senin “alçalış” değil, “varış” manevrandır.
Cusco’daki o pilotun anonsu aslında hepimize şunu söylüyor: Önündeki zirveyi aşmadan, o vadiye ait olamazın. Bazen yere konmak için göğe en yakın olman gerekir.



Sevgili Özlem, bu “iniş yapmak için yükseliyoruz” cümlesi var ya… içimden akıp geçti resmen. Bir havalimanı bilgisini alıp hayatın en tanıdık hâline çevirmişsin; tam “oh tamam” dediğimiz yerde neden son bir kez zorlandığımızı öyle sade, öyle yerli yerine oturan bir yerden anlatıyorsun ki. Zirveye inmek fikri bende şunu uyandırdı: bazen insan yorulduğunu sanıyor ama aslında menzilin eşiğinde. Cusco metaforu çok yakışmış bu yüzden; ne kişisel gelişim nutku, ne süslü teselli… Sessiz bir fark ediş. Okurken “evet ya, ben de bunu yaşıyorum” dedim. Güzel bakmışsın, iyi ki yazmışsın.
Teşekkürler Murat