Gönül sözleşmesi

Tam olacakken olamayan şeyler, derinlik kurmak isterken kurulamayan ilişkiler, alacaklı hissettiğimiz yarım kalmış sohbetler, ansızın gidenler ve bitenler…

Sabır kelimesinin ne kadar itici; ‘bekleme’nin ise o kadar çekici olduğunu anladığımız o farkındalık anı; arka planda yaptığımız gönül sözleşmesini de o farkındalıkla sarılır, kucaklar. Düz ve sıradan hayatlarımızın arka planında böyle bir gündem bulunmasaydı eğer hiç tebessüm edemez olurduk diye düşünüyorum.

Gönül sözleşmesiOnun sadece var olmasının bizde oluşturduğu belirgin mutlulukla ilgisi olan kişilerle yaptığımız sözleşmedir bu. Alanımızdaki bu kişileri bazen bir dakikalık bazen yarım asırdır tanıyor olabiliriz. Burada zaman sadece bir illüzyon. Çünkü bir dakikadır hasbelkader tanıyor olduğumuz bir kişideki ‘tanışıklık hissi’nin bizdeki alan tutma kapasitesini biliriz. Dolayısıyla ona da sadakatimiz bellidir.

Asla şüphe tutmaz. İlk ve son değildir. Ve ilk ve son olmayacak. Araya uzaklık, mesafeler, değişen ve dönüşen durumlar, hayatın bize negatif yönde kattıkları da dahil olmak üzere birçok etkenin dahi değiştiremediği durumlar vardır: Bunlar gönül sözleşmesiyle bağlı olduklarımızdır. Seninle görünürde çok da yakın olmadığı halde senden ayrılacağı için hüzünlenen birinin, bu hüznün boyutuyla ilgili anlamlandırma çabasına ister girmiş olabilsin ya da o bilinç düzeyinde olamasa da; bu tamamıyla o kişilerle ya da durumlarla çoktan gönül sözleşmesi yapıldığını gösterir.

Zamanın kıymetini bilemediğimiz anlara çok büyük bir atıfla, gerçekleşmemiş olasılıkların yasını tutarız hep bir yerlerde… Küçük Prens’te de dediği gibi ” İnsan sorumludur gönül bağı kurduğu her şeyden…” Hep gizliden gizliye anlaştığımız insan, canlı, nesne ya da durumlarla ilgili… Her birimizin diğeriyle ağlarla bağlı olduğu bu morfogenetik yazılımda bizler için her zaman birileri daha önde… Onlarla yazılı olmayan bir gönül sözleşmemiz var. Asla veda yoktur. Yolun sonu olacaktır onlarla. Yıllar geçse dahi, tek bir haber alamasak da bunun bir önemi asla olmaz. Dünya denen bu meşgalede, günleri tüketmenin yılları bitirmenin eskitemediği, bitirip tüketemediği şeyler var. Ve zamanın hakkını verememenin, zamanında yapmamız için bize bir alan açılmış olsa da adım atamadıklarımızın… Hepsi için…

Gönül sözleşmesiyle bağlı olduğumuz; o sana bir adım atsa sen ona on adım atacak olduklarımız. Geçirilen iki saatin o yılı satın alabilecek olması. Bazense eylemsiz tek bir anın türlü türlü duyguları tetikleyebilmesi becerisi. Tanımak isteyip de tanıyamadığım o arkadaşım, yıllar önce otogarda karşılaştığım o kadın, delik deşik olmuş elbisem, kadim dostumla bir sessizlik anı ve daha bir sürü şey. Bana hissettirdikleri…

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Gülay Şimşek

    Kaleminize,sağlık gönülde olanlarla hep o bağı hissederim, her kişinin ayeı ayrı bağını dediğiniz gibi hissediliyor.
    Teşekkür ederim güzel gönüle dokunan yazınız için

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir