Mama Cacao Seremoni

‘Kako ilahi, göksel bir içecek, yıldızların teri, yaşamsal tohum, ilahi nektar, tanrıların içeceği, her derde deva ve evrensel tıp. ‘ Geronimo Piperni

Hayatımda tanıdığım çoğu insan çikolataya bayılır ve hayır diyemez. Dünyanın dört bir yanından insanların her gün arayıp tükettiği tatlı, kremsi tatlıya ortak olmayan biriyle tanışmak çok nadirdir. Yerli bir geleneğin kakao töreninin popülaritesini ateşleyen belki de bu karşı konulmaz çekiciliktir.

Mama Cacao Seramoni

Birçoğunuz ” Kakao seremonisi nedir?” diye soruyor olabilirsiniz. Başkaları ” Kakao nedir?” diye soruyor olabilir. Kakao veya teobroma kakao, kakao ve çikolatanın yapıldığı tohumları tutan meyvenin adıdır. Theobroma cacao adı, kelimenin tam anlamıyla Yunanca “tanrıların yemeği” anlamına gelir bu, insanların bu değerli tohumlara olan sevgisini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Kakao, enerjik kalpteki ateşi (Güneş) tutuşturan çok odaklanmış bir güce sahiptir. Bu güneş titreşimi, köklere doğru dalgalar gibi enerji merkezlerinden aşağı doğru ilerler ve derin bir topraklanma hissi sunar. Bir kez köklere yerleştikten sonra, manevi güç bir nilüfer gibi açılır ve sevgiyle tutulan bir alanın yerçekimi ve istikrarı sayesinde içsel manzarayı neşe ve merakla doldurur. Enerji, derinlerden üst enerji merkezlerine doğru, kozmik alemlerle korunan bir bağlantı kurar ve kendini keşfetme için güzel bir iç alan açar. Güneş sayesinde, dönüştürücü enerji içinde dengeli bir mikro kozmos yaratılır ve uyumlu hale getirilir. Kakao’nun enerjisi, yaratıcı dişil potansiyeli içinde tutan erkeksi bir kap olarak algılanabilir. Bu, renkli, geniş bir iç dünya keşfi sunarak derin bir iç görü ve dengeyi teşvik eder.

4000 yıldan fazla bir süre önce kakao, Orta Amerika’da Olmekler tarafından güncel bir yiyecekti ve daha sonra Aztekler ve Mayalar tarafından popüler hale getirildi. Ancak kakao ağacının Amazon Havzasında yaşamına bundan çok daha önce başladığına inanılıyor. Deneyimli araştırmacıları, belki de Ekvador’un kakaonun doğum yeri olduğuna inanmaya yöneltti; diğer bilim adamları, Venezüella’nın Orinoco Vadisi’nin köken olduğunu iddia ederken, diğerleri Peru’da olduğuna inanıyor. Bu gıpta edilen meyvenin ilk nereden filizlendiğine bakılmaksızın, kakaoya o kadar çok değer veren Olmec, Maya ve Aztek kültürleriydi ki, tohumları para birimi olarak kullanılmaya başlandı ve fermente, kavrulmuş ve öğütülmüş tohumlardan yapılan zengin bir içecek haline geldi. Eski bir tören uygulamasında bir çeşit kutsallık.

Kakao sadece mutluluk ve sevgi kimyasalları sunmakla kalmaz, aynı zamanda beynin serotonin seviyesini artırmaya da yardımcı olur ” kendini iyi hissettiren kimyasal “. Serotonin, olumlu ruh hallerini, duygusal esenliği, uygun uykuyu ve sayısız davranışsal ve fizyolojik işlevi sürdürmede önemli bir rol oynar. Düşük serotonin seviyeleri depresyon, uyuşukluk ve hatta intihar eğilimlerine neden olabilir. Birçok kadın, serotonin seviyelerinin tipik olarak daha düşük olduğu PMS ve menstrüasyon sırasında sezgisel olarak çikolataya yönelir. İnsanlar çoğu zaman çikolatayı ilaç olarak tükettiğinin farkında bile olmadan tüketir.

Kakaonun diğer bir özelliği de “üçüncü göz” veya ruhsal-psişik çakramızın kireçten arındırılmasına, uyarılmasına ve etkinleştirilmesine yardımcı olduğuna inanılmasıdır. Üçüncü gözün psişik yeteneklerden, durugörüden ve belirli ruhsal deneyimlerden sorumlu olduğu söylenmiştir. Bazı insanlar, ruhsal uyanışın gerçekleşmesi için üçüncü gözün “açık” olması gerektiğine inanır. “Üçüncü gözün” asıl fiziksel evi olan epifiz bezi, kan akışındaki artıştan büyük ölçüde yararlanır. Kakao yutulduğunda, nitrik oksitkan dolaşımında salınır. Nitrik oksit güçlü bir vazodilatördür – bu, dolaşımın ve kan akışının arttığı ve dolayısıyla epifiz bezinin uyarıldığı anlamına gelir. Pek çok insan, belki de epifiz bezinin uyarılması ve üçüncü gözün aktivasyonu nedeniyle, bir kakao töreni sırasında veya meditasyondan önce kakao içtiğinde ruhsal deneyimler yaşamıştır.

• Kakao Ruhu, eski ve yoğun enerjileri yakmanıza yardımcı olan içinizdeki kutsal Ateşi harekete geçirir. Kakao, Ruh ile ve nereden geldiğimizle olan kutsal bağımızı yeniler.
• Kakao, Ruh için sevgi dolu bir kucaklama sunar. Bu, birinin sizi tuttuğunu, sırtınızı desteklediğini hissedebilir.
• Kakao, besinler, mineraller ve iyi hissettiren hormonlar sunarak fiziksel bedene etki eder. Kan dolaşımı %40’a kadar hızlanır.
• Mama Cacao, duygusal beden ve iç çocukla konuşur. Enerjisi çok nazik, çok (büyük)annece, şefkatli ve sevgi dolu olabilir.
• Kakao insan kalbini güçlendirir. Kakao bizi doğal bir duygu durumuna geri dönmeye davet eder (fazla düşünmek yerine). Çevrenizdeki dünyayla derin bir bağlantı hissedebilirsiniz. Kalp (ve ses) ile bağlantı kurulduğunda paylaşım çevreleri desteklenir.

Mama Cacao’nun öğrencisi olduğumda tüm hayatım değişti, kalbim yumuşadı ve hayatın içinde zarafet ve kolaylıkla ilerlemeye başladım. Bu güzel çare, daha derin kalp farkındalığı yoluyla bilincimizde genişlemeyi deneyimlememiz için bize rehberlik eden güçlü bir kalp açıcıdır.
Bhutan Punkham’a yola çıkmadan iki gece evvel Shen (şamanımın adı) beni mahallerine davet etti, mahalle diyorum zira Kathmandu’nun eteklerinde bizdeki köyler gibi mahalle toplulukları ve ve büyük aileler var. Shen torunları, damatları, kızları, hayvanları ve olağanüstü renkteki arka bahçesi ile bana evini ikinci kez açıyor. Heyecanlıyım çünkü her Nepal’e gittiğim yıl ondan yeni bir bilgi, geleneksel bir reçete öğreniyorum. Ocak ayının en soğuk günlerinden birinde mahalleye Shen’in küçük oğlu ile giriyorum. Beni hostelden alıp buraya getiren en küçük oğlan yol boyunca hiç konuşmuyor.

Mahalle girişinde büyükçe varillerin içinde ateşler yükseliyor, her evden bir müzik sesi bir mantra yükseliyor. Bu samimiyet ve açıklığı seviyorum sizi sıcacık sarıyor. Nameste diyerek selamlıyorum ve büyük çadırın içinde oturan Shen’in elini öpmeye gidiyorum. Onun ellerini her öptüğümde rahmetli dedemle buluştuğumu hissediyorum, benim şimdiki dedem.

Bir çemberin içine giriyorum tam ortada ateşin üstünde, dumanları yükselen çamur renginde bir sıvı görüyorum. Shen gülümsüyor; ders başladı, bugün, bu gece kadim bir bitkinin ruhu ile tanışma zamanı, zira Shen bana ne zaman böyle gülümsese işte o gün yeni bir şey daha öğreneceğimin hissiyatını yakalıyorum. Doğal, akışında ve hazırlanmadan, bunu çok seviyorum.

Toprak kapların içine konulan bu çamur renkli suyu elime alıyorum küçük bir fincan kadar koyu kahve bir sıvı ve herkesin alıp yerine, çembere geçmesini bekliyorum. Sadece ateşin çıtırtıları duyuluyor herkes ne kadar da sessiz ,heyecansız ve telaşsız diyorum içimden.

Shen’in sağ tarafında oturan kadın Sanskritçe bir dua okumaya başlıyor, Shen gözleri ile gökyüzünü işaret ediyor, kafamı kaldırıp bende gökyüzünün içindeki parlak yıldızlara dalıyorum herke gibi. Kadın devam ediyor, dua diyor, gökyüzü ve yeraltındaki tüm ruhlara, çıt yok.

Sonra hep birlikte yavaşça ayağa kalkıyoruz, elimizdeki toprak fincanları gökyüzüne tanrıların onuruna kaldırıyoruz. Sonra dua bitiyor ve kadın hepimizi ellerindeki tütsü demetiyle tek tek tütsülüyor.

Burun kanallarında hızla içeriye yayılan Kokular huzur veriyor, derin derin soluyoruz, ortalık bu dumanla dolu, bulut gibi.

Önce sağ omuzumuzu (yang enerjiyi) daha sonra sol omuzumuzu selamlıyoruz ve bir elimiz kalbimizde yudumlamaya başlıyoruz. Hep birlikte, aynı anda…

Otuz dakika kadar bir zaman geçmişti ki kalbimin üzerinde büyük bir sıcaklık yayıldığını ve tüm akciğerlerimi sardığını hissediyorum sanki Güneş içime kaçmıştı. Shen’in kızları ile sarılıyorum tek tek sonra çocuklar, yaşlılar herkes birbirine sarılıyor; samimi ve içten. Mantarların Sesi gök kubbeyi sarıyor çok mutluyum. Neden hayattan olduğuma, ellerime, ruhuma, kalbime sarılıyorum.
İçimdeki çocuğun derin mutluluğu…

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir