Oyun içinde oyun

Şartlar değişir, insanlar değişir, Dünya değişir. Her şey değişir. Bugün mesele diye görünenler yarın bir de bakarsınız esas meselenin yanında hiç de mesele değilmiş. Hatta sonra bir de bakmışsınız esas diye bildiğiniz mesele bile mesele değilmiş.

Mutsuzluk bir memleket meselesi değildir. Esasen hiçbir mesele, memleket meselesi sayılmaz. Tüm meseleler, evvela insan içindir. Mesele sahibi insan, bir meselesi kalmayana dek o mesele aracılığıyla kendini daha net görebilsin diyedir.

Mutsuzluk oyunu oynayan bir insan, bu memlekette her şey yolunda olsaydı ve hiç babasız, evlatsız, eşsiz, aç, sefil insan olmasaydı da mutsuz olacak bir şey bulur ya da icat ederdi. Dünyanın gelişmiş addedilen, nispeten az derdi olan ülkelerinin insanları da kendilerine göre son derece haklı sebeplerden mutsuz insanlarla dolu. Mutsuzluk; her koşulda, her ülkede, her ailede, her iş yerinde ve her ilişkide rastlanabilecek, yaygın ve salgın bir hastalık sadece. Cehaletin, zihinde yaşamanın bir formu.


Kaldı ki, benim olanda – benim ülkem, benim işim, benim ailemde olup bitenlerle mutlu ya da mutsuz oluyorsam – benden olanlar ve olmayanlar olarak Dünyayı ayırıyorum demektir. Dünyadaki asıl sorun – eğer varsa budur. Şefkati, iyiliği, cömertliği vs. benden olanla sınırlamak. Kendi çocuğundan esirgemediğin sevgiyi, merhameti, cömertliği herhangi başka bir çocuğa vermemek.

Son olarak insanlığa, Dünyaya güzellik getiren insanlara bir bakın lütfen. Hiçbiri mutsuzluklarından şikayetçi değildir. Hiçbirinin mutlu olmak diye bir derdi de yoktur. Her ne yapmışlarsa ve yapıyorlarsa onlarda değişmeden ifadesini bulan bir sevgi sayesindedir. O sevgi en zorlu koşullarda bile sessizdir; mutsuzluk türküleri söylemez. Gelin size bir sır vereyim. Sevgiyle yoğrulmuş herhangi bir eylemde, mutsuzluğun izine rastlayamazsınız.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir