İnsan çoğu zaman hayatın eline bir harita vermesini bekler. Nereye gideceğini, hangi yolu seçmesi gerektiğini, hangi kararın onu mutluluğa ulaştıracağını bilmek ister. Belirsizlik onu tedirgin eder; çünkü insan zihni kesinlik arar.
Oysa yaşamın haritası yoktur.

Çünkü yaşam, önceden çizilmiş yolları takip etmek değil; her adımda yolu yeniden keşfetmektir. Bu nedenle bazen kaybolduğunu düşündüğün anlar, aslında kendine en çok yaklaştığın anlardır. İnsan en derin yüzleşmelerini, yolunu kaybettiğini sandığı zamanlarda yaşar. Çünkü bazı cevaplar yalnızca belirsizliğin içinde bulunur.
Hayat aynı zamanda bir resim yapmak gibidir. Her sabah önüne yeni bir tuval açılır. Renkler senin seçimlerindir. İstersen siyah beyaz yaşarsın, istersen rengârenk…
Fakat yaşamın bütün renkleri senin kontrolünde değildir. Bazen beklenmedik gölgeler düşer tuvaline. Bazen hiç istemediğin renkler karışır resmine. İşte o anlarda insanın gerçek karakteri ortaya çıkar.
Çünkü hayat, her şeyin istediğimiz gibi olması değil; karşımıza çıkan her şeyi olgunlukla karşılayabilme sanatıdır.
Yanlış bir fırça darbesinin bütün resmi mahvedeceğinden korkarız. Bu yüzden çoğu zaman elimiz titrer; karar vermekten, risk almaktan, yaşamaktan çekiniriz. Oysa hiçbir büyük resim, hata yapma ihtimali göze alınmadan ortaya çıkmaz. Yanlış darbeler de tablonun bir parçasıdır. Bazen resmi güzelleştiren şey, kusursuzluk değil; kusurlarla kurulan uyumdur.
Sevgi de böyledir.
Sevgi, zihnin kurduğu bir düşünce değildir. Zihin hesap yapar, ölçer, biçer ve sorgular. Sevgi ise duygu yoluyla var olur. İnsan bazı şeyleri aklıyla anlayabilir; fakat yalnızca kalbiyle hissedebilir.
Bu yüzden yaşamın en değerli anları, her şeyi kontrol ettiğimiz anlar değil; kendimizi hayatın akışına dürüstçe bıraktığımız anlardır. Sevmek, güvenmek, bağ kurmak ve gerektiğinde vedalaşabilmek de bu akışın parçalarıdır.
Zamanla insan şunu fark eder:
Yolun nereye çıkacağını her zaman bilemez.
Karşısına hangi insanların çıkacağını seçemez.
Rüzgârın yönünü değiştiremez.
Ama nasıl yürüyeceğine karar verebilir.
İşte asıl özgürlük burada başlar.
Yaşam, varılacak bir yer değildir. Bir unvan, bir başarı ya da ulaşılması gereken son durak da değildir. Yaşam; her gün yeniden çizilen bir resim, her adımda yeniden keşfedilen bir yolculuktur.
“Ve belki de hayatın en büyük sırrı şudur: Yol hiçbir zaman bulunmaz; yürüdükçe yaratılır.”





