Aldatmak

En zor konu bu mu diye düşündüm saat 04.28… Hayat aldatmalar üzerine kurulmamış mıdır? İlk olarak kendimizi aldatarak başlıyoruz bu oyuna. Kendimize yalanlar söylüyor, kendimize mutluluk hikayeleri anlatıyor anlattığımız hikayelerin içinde ağlıyor, sızlıyor, dertleniyor, içerliyor, kederleniyor ve yine mutluyuz diyoruz.

Aldatmanın bir sürü halleri vardır en bilineni ise sanırım karı koca arasındaki eylemsizliğin ya da ataletin yarattığı bir başka bedene gitme halidir. Genelde zihin bir birlikteliğin içinde iken başka bir bedeni düşlerken de aldatma olur demişti şehir radyoları.

Kendisini şaman olarak tanıtan ve 5. Boyuttan bilgi aldığını söyleyen biri vardı ona göre ise aldatmak tamamen 3. Boyutta kalanların dilinde olan bir kavramdı. Aslında 5. Boyutta aldatma kavramı yoktu. Asıl olan ruh ise onun aldatması mümkün olmadığına göre bedensel manada neden bu kavrama takılıp kişilik bozulması, ahlaksız tayfası, onursuz kimliği gibi tanımlamalara gebe kalıyor insanlık.

 

Aldatmanın birde kadın erkek ilişkisindeki rol dağılımı var orası biraz adaletsiz geliyor mesela bana. Kadın aldatınca orospu oluyor erkek aldatınca elinin kiri. Kir birinin eline diğerinin bacak arasına bulaşıyor neden acaba? Erkek egemen bir dünyanın getirisi midir? Yoksa erkeklerin ahmakça düşüncelerinin bir yansıma mısıdır gerçekten aldatma düşüncesi, eylemi ya da oluşu?

Birde dinlerin bu konuya bakışı var tabi onları es geçersek olmaz. Dinlere göre aldatmak en büyük günahtır ve bu suçu işleyen kişi direkt cehenneme gider orada cayır cayır yanar alimallah. Sahi aldatınca mutlu olup sevap işleyenlere ne olacak onlar cennete gitmeyecek mi? Birde oraya gidince bir sürü huri/nuri verilecekse bu aldatmak değil midir? Sanırım bu aldatmayı ortaya çıkartan da bir yol bulamamış en iyisi mi biz çıkalım bu öykünün kerevetine, çünkü aldatmaya ayrılan zaman doldu şimdi sevmek ve büyümek zamanı…

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.