Gökyüzü Rüyası

“…Düş be yürek dökül zaman ağacından…”

Bachmann.

Gökyüzü Rüyası

Uyudum, aylardır uyumuyormuş gibi, denize girdiğim ilk anda suyun üzerimi örtmesi gibi, bilge meşe ağacına yaslar gibi sırtımı…

Kanatlarının Altında uyudum.

Uyudum, sabahın seheri ile yıldızlı gecenin arasında, rüyaydım, öyle derin uyudum.

Sessizlikti, Derindi, Duvardaki Kapıydı Gece. Tünelin sonunu görmeden tünelin içindeki ışıktın, bildim, yokuşları çıktım, seslendin çünkü.

Dar sokakları geçtim, çağırdın çünkü. Teğet geçmedik, buldun.

Kalbine koyan ben değildim, gören göz kalp gözüdür, “O her şeyi gören göz!” sezdim, “insan sadece sezerken bir de severken kalbiyle sever” demişti ilk kelamda, aşka düşmeden düşülmezdi yola, ilk hurufu yazdım, çizdim, Güneş ile Ay ile bezedim… Yetiştin.

Gökyüzü, hep bulutlar, yağmur bulutları, şimşekler, bir gayret umutlar… Birlikte sessiz kalırsa bir kadın ve bir erkek en çok o zaman kendi dilini bulur, iki kişinin sesiyle dünya an’ laşır, anlaşılır yeni biçimde sonra yeni evrenler hep sevinçler…

Gökyüzü Rüyası

Işıklar da… Yandı Söndü Sönmedi, geldin.

Hem ben aynı gökyüzüne bakmanın dünyanın en büyük işlerinden biri olduğunu anlatmadım mı? Hele aynı gökyüzü altında ayrı nefes alan iki canlının, el ele yürüdüğünde tek bir varlık olabileceğini yeryüzünde… Öyle bir Tılsım! İnandın işte…

Yeryüzünün en Görkemli Ülkesi gözlerinde kuruldu, o vakit, gördüm. Elini uzattın yürüdüm.

Hikayenin başıydı cümle;

“Sessiz bir ormanda, ağaçların şefkatli gölgeleri altında, güneş adamın yüzüne kadının saçlarına yansırken ve elleri ellerinin içinde…” Yeni değil çok eski bildik bir hikaye… Şimdi dokundu birbirine…

Şimdinin içinde yüzen, geriden akan yolunu bulan bir nehir değil mi yaşam?

Karadelikten Mavi bir Nebula doğdu, atlasta, Kral ve Kraliçe, Kalem ve Kelam yan yana geldi, Papatyalardan hep “seviyor” da kalanı, Mimozanın Ada’ lısı hem de Van Gogh Sarısı, Kırmızı gülün tomurcuğu koktu, dünyanın bütün çiçeklerini süründüm, kokladın, dünyanın bütün rüzgarlarını yolladım sana, “Rüyamda” dedin “Vardın sen”…

Pervanenin yangını, Kartalın gözü, Beyaz Ejderhanın Nefesi Anka Kuşu’ nun Kanadı Aşkına !

Yüzünü ağaçlara dön,

Patikalara kurda kuşa dön,

Yaprak ağaçtan düştü, düştük kalp kalbe.

Yüzünü ormana dön,

Yüzünü gün ışığına dön, ben varım.

Geceye dön Ay ışığın eksik olmaz

Çölde kalsan çiğ tanesiyim susuz bırakmam.

Hep baktığın yerlerdeyim ama yüz çevir aynılardan, kaybolmazsın

Yüzünü denize dön, tuz benim, yelkenin benim…

Yemen yok, Uzak yok, bir Yolculuk Ahir Zahir hem Evvele ne ki Zaman…

Hangi zordan geçersen geç

kalp tarafına bak buradayım!

Gökyüzü var, Uyu Uyan buradayım, ben varım.

www.aydakikedi.com

 

 

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir