Kendine Cimri’ler

Kendine layık görmeyen cimriler…
Cimri; kaz gelecek yerden tavuk esirgen kişidir.

Kendine layık görmeyen ; karısına ya da kocasına da zarar verir. Kendine layık görmeyen dost; dostuna zarar verir. Kendine layık görmeyen çocuk; annesine, babasına, kardeşlerine zarar verir.  Bu yüzden önce kendine layık gören kişi olmak çok önemlidir.

Kendine cimriler

Dostun, şöyle bir sallansa seni satın alır. Fakat seninle dışarıya çıktığında kendine layık görmediği için seninle yemek yemiyor  “Eve gidelim evde yiyelim, para harcamayalım” diyor. Sen alışveriş yapıyorsun, O; parasına kıyıp ucunu kıpırdatmıyor. Yoksul edebiyatı yapıyor, seni izliyor, halbuki parası var. Kendine layık görmediği için çocuklarına biriktiriyor, eşine veriyor, torunlarına, çocuklarına tapu dağıtıyor. Kralken soytarı olmaya soyunuyor.

Bu tipler, ellerinde tutamadıkları için o paranın ve malın ağırlığı üzerlerine çökmesin diye verip kurtuluyorlar. Çünkü onlar o parayı taşımaya layık görmüyorlar kendilerini. Böylece geçmişteki hissettikleri eziklik de üzerlerine çökmemiş oluyor. Yani, “Alışık olmadık götte don durmuyor”.  Fakir gibi yaşamak ruhuna işlemiş, kendine ettiği bu kötülüğü bırakamıyor.

Cebi altınlarla dolu olan dilenci; sokakta kalıyor, titriyor yine de gidip bir otelde kalmıyor, kendine bir ev almıyor. Mezara, yaşlılığına gelecekteki felaketine sürekli para biriktiriyor.

Yeni ve marka bir şey, parlak ve havalı göz alıcı gösterişli bir şey hiçbir zaman ona uğramaz. Bu kişiler çocukken çok yoksulluk ve kıtlık çekmiştir. Ailesi tarafından yeni ve güzel bir kıyafete eşyaya layık görülmemiş, hor görülmüş, çoğu zaman sözlü ve davranışsal şiddete uğramıştır. Dışlanmışlardır. Ebeveynleri hep “Ne gerek var, sen ne anlarsın gerek yok!” sözlerini aşılamıştır.

Ve kesinlikle ebeveynlerinden birisi narsisttir. Narsistlerin özelliklerine bakın. Verdiğini başına kakar, kaşıkla verir kepçeyle alır, seni sevsin diye hep onun için bir şeyler yapmak zorunda kalırsın, suçlayarak konuşur, üstüne basarak yükselir, yıllarca yaptığı iyilikleri başına kakar. Beddua ederler ve onlarla iken hiçbir zaman değerli hissetmezsin. Seni etrafında köpek eder, ondan sonra seviyormuş gibi yapar, tekrar ittirirler. Dikkat edin öpüyor ve tekrar ittiriyor gene verdiğini elinden alıyor. Yani “Sen kimsin? “ diyor sana “Değersizsin!” diyor, değersiz hisseden bir çocuk kendine büyüdüğü zaman yeni bir şey alamaz.

Kendine cimriler

Değersiz hisseden bir çocuk eline bir şey geçtiği zaman hemen diğerine verir, işte bakın bu insanlar tapu dağıtan, çocuklarına para biriktiren, paraları pulları ve emekleri ite köpeğe yem olan kişilerdir.

Ölene kadar elinde tut, öldükten sonra zaten onların olacak acelen ne? Hayatını yaşa, elbette çocukların ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra hiç kimsenin ihtirasından sorumlu değilsin, bil. Sana teşekkür etmeyene, verdiğini saymayana, açgözlüye, doymayana, yardımını görevin gibi görene, yardım istemeyene, hiçbir şeyini verme.

Sözleriyle davranışları birbirini tutmayan kişilere güvenme. Sözlere inanma davranışlar rehberin olsun. Emeğini kaynağını ve zamanını sana emek kaynak ve zaman veren kişiye ver. Bu hayatı paylaşmaya değenlerle paylaşmak gerekir. Sen; tanrının her bir hücresini içinde taşıyan ve onun ruhuyla seslenen kişi; tanrının parçasına sahip çıkmak ve onun ihtiras ve arzularını karşılamakla yükümlüsün ihtiyaçlar yetmez.

Bu dünyadaki en değerli kişi sen ve içinde taşıdığın tanrının parçasıdır sonrası onu tamamlayan kişinin varlığıdır.

Getiri mi? “ teferruattır.”

Kendine cimriler

Önce kendine hayrı olmayandan tanrı razı olmaz. Sen kimin parçasına hayırsızlık yapıyorsun diye hesap sorar sana. İlgisi; insanın en değerli parçasıdır.  Kime verdiğine dikkat etmeli, değer vermeyen kişilerin elinde sürüngen olmaya gerek yok. Fakat kendinle ilgili ne ekersen onu biçersin. Kişiyi tanımlayan şey arzularıdır. Arzu ve hevesi olmayan insan yaşamıyor sayılır, kaynağı ve zamanı varsa bunları önce kendi için kullanabilecek konumda olmalıdır.  Buna özgüven denir. Özgüven denen şey böyle böyle başlıyordu…

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Murat Tali

    Bu hayatın neresinde arızalı bir durum varsa, altından aile dinamikleri çıkıyor. Bu hayatın neresinde mutlu hikayeler varsa onun da altından aile çıkıyor. Çocukluğumuzu kemiren ve varlığımızı sömüren aile kavramı gerçekten nasıl olmalı. Bence insanlar evlenmeden ve çocuk sahibi olmadan önce eğitilmeliler. Böylece ruhu sancı çeken çocuk sayısı azalır ve mutlu yarınlar olur…

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir