Yaratım sanatı

Gerçek  ya da kurgu yarattığımız her hikaye bir sanat eseridir.

Sanatımızı icra ederken düşüncelerimiz ve kelimeler fırçamız,  hayat ise tuvalimizdir.

Pek çoğumuz bunun  farkında olmadan yaşıyoruz. Çoğumuzun sırtında ağır sorumluluklar var. Yaşadığımız zaman baskısı, hızlı yaşantı, ekonomik şartlar bizi stresli bir yaşama sevk ediyor ve farkındalığımızı kullanamıyoruz. Yaşantımıza o kadar odaklı yaşıyoruz ki, düşüncelerimiz ve kelimelerimizin hayatımızı ne denli etkilediğini atlıyoruz, farkında olmadan yaşadığımız hikayeyi yaratıp, yarattığımız hikayeye inanıyoruz.

Dışarıda gördüğümüzü sandığımız dünya aslında içimizde. Duygular, inançlar ve algılarımızla düşüncelerimizi ve kullandığımız kelimelerimizi şekillendiriyoruz. Beş duyu ile algıladığımız her şey zihnimizde bizim inanç sistemimize göre filtre ediliyor. Oluşan inançlarımız, algıladıklarımızla harmanlanıp kişisel hikayemizi oluşturuyor.

Hayatımızın renkli mi? Gri mi? Siyah beyaz mı? Hangi renk olacağı bizim elimizde. Düşünceler ve kullandığımız kelimelerle hikayemizi şekillendiriyoruz. Kendi sanatımızı icra ediyoruz ve hepimiz birer sanatçıyız.

Sanatçı olduğumuzu unutup zaman zaman duygularımızdan o kadar uzak yaşıyoruz ki kişiliğimiz kurduğumuz hayallere, arkadaşlara ya da oynadığımız role göre değişiyor. Bu rollerimizde de o kadar ustalaşıyoruz ki kendimizi tanıyamaz hale geliyoruz, böylelikle kendi varlığımızı unutuyoruz. Aslında zamanla hikayemiz hep değişiyor, çünkü yaşadığımız şartlara göre algımız ve düşüncelerimiz değişiyor. Bilerek ya da bilmeyerek yaptığımız seçimler ve niyetler bizi farklı hikayelere taşıyabiliyor.

Pek çok usta “Her zihinde bir alem var,“ demiş. Dünya kendi düşünü gören, başkalarının kendi alemlerinde, kendi hayalleriyle yaşadığının farkında olmayan milyonlarca insanla dolu. Bu bakış açısıyla baktığımızda da insanlar arasında neden bunca uyuşmazlık olduğunu anlamak daha kolay.

Her insan kendi dünyasında, kendi filminde,  kendi hikayesinde yaşar. Tüm yatırımını, o hikayeye yapar ve o hikaye onun için gerçektir.

Hatırlamamız gereken hikayeyi yaratanın biz olduğumuz. Düşüncelerimizin ve kullandığımız kelimelerimizin bu hikayede sihirli bir güce sahip olduğu. Kullandığımız kelimeleri özenle seçtiğimizde kelimelerin gücünü kendimize karşı kullanmamış oluruz. Kelime avcılığı yapabiliriz. Farkındalığımızı artırarak düşünce ve kelimelerimizi fark edip değiştirdiğimizde hikayemizdeki değişikliklerden keyif alabiliriz.

Eğer hayatınızdan kendinize dair inançlarınızdan hoşlanmıyorsanız, onları değiştirebilecek tek insan sizsiniz, anahtar sizde.

Gerçek o ki yaradılışta insanlar dahil her şey mükemmeldir. Aksini söylemek ne olduğumuzun farkında olmamaktır. O halde, kendi hikayemizde gelişmemizi sürdürürken düşüncelerimizi ve kullandığımız kelimelerimizi daha özenle seçip, arzu ettiğimiz bizi mutlu eden tabloyu yaratabiliriz.

Not: Öne çıkan görsel, Gore Vidal’a aittir.

Yazar Hakkında

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir