Zor olanı seviyor insan

Bir insana çekim duymanız veya duymamanız astrolojik olarak Venüs gezegeninin haritanızdaki konumu, beşinci evinizle (flört evi) ilgilidir. Hoşlandığınız şeyler birbirinden epey farklı olabilir ve buradan tutkulu bir ilişki çıkabilir.

“Zor olanı seviyor insan her defa”

Sizce bunun sebebi ne? Gerilim demek hareket demektir. Eskiler ne demiş? Nerede hareket, orada bereket! İlişkide bereket ne ola ki? Birbirinin aromalarıyla tadına tat katma şansı! Ufkun genişlemesi, ruhun zenginleşmesi, idrakin açılması, bilincin yükselmesi…

Zor olanı seviyor insan

Önce ağa takılmak lâzım, bu kesin! Buna bugün elektrik almak deniyor. Hoşlandığımız kişiyi takibe alıyoruz ve ondan bize bir bilgi akışı oluyor. Bu akış bize keyif veriyor. Hoşumuza giden bir kokuyu içimize çekmek gibi düşünebiliriz. Koku hafızamız vardır ve bu koku bize, bize iyi hissettiren bir şeyleri hatırlatır. Ya bizi kendisine çeker, Tom’un iştahını kabartan bir koku duyduğunda havada dalgalanarak kokuya doğru çekilmesi gibi ya da bizi iter, “Byeak!!!” deriz.

Peki, hoşlandık bitti mi? Ömür boyu mesut mutlu yaşayabilir miyiz artık? Biz erdik muradımıza… Değil tabii. Ayımız yani ihtiyaçlarımız arasında bir uyum gerekir. Değilse duygusal olarak kendimizi tamamlanmış hissedemeyiz. Merkürlerimiz arasında uyum gerekir, değilse iletişim kurmak güçleşir ki iletişim kurabilmek bir ilişkide çok önemlidir. Marslarımız arasında etkileşim gerekir, özellikle etkileşim diyorum, gerilim de işe yarar, nihayetinde savaşmak ve sevişmek aynı kalıptan geliyor. Sıvışmak da, o ayrı! “Issız”lara duyrulur!

Mars enerjidir. Birbirimizde harekete geçirdiğimiz şeyler olur, bunların ne ve nasıl olduğu önemlidir. Sevişmek sadece duygu, sadece çekim değildir. Onun içinde çekişme de vardır.

Peki, saygı? Bu söz konusu etkileşimlerin nasıl yönetildiğiyle ilgilidir. Kriz anında ne yaptığımız? En iyi savunma saldırı mı diyoruz ve kendimizi aklamak için karşımızdakini karalıyor muyuz? Yoksa kendimizi uygun şekilde ifade etmeye çalışarak karşımızdaki kişiyi anlamaya mı çalışıyoruz?

Yazar Hakkında

25 Şubat 1989’da fırtınalı bir gecede dünyaya gelmişim. Üç gece ha doğdum ha doğacağım diye hastane yollarını teptirmişim. En nihayet emin olup yeryüzüne inmişim. Fırtınayı hep sevdim, sağlamcılıktan da vazgeçmedim. Lise zamanlarına kadar epey inek bir öğrenciydim. Harçlıklarımla yeni test kitapları alır, test çözerken şarkılar söylerdim. Bir müddet babaannemlerle yaşamıştım. Babaannemin bu değişik çalışma biçimime olan şaşkınlığını hissederdim. Çalışmayı hep sevdim, kendi yönetmlerimle bunu yapmayı daha çok sevdim. Fen lisesini kazanmıştım. ‘’ Bu öğretmenler beni değil notlarımı seviyor! ‘’ diye fabrikatör kızıyla fakir ama gururlu delikanlıyı andırır bir duygu krizi yaşamıştım. Bu benim için dönüm noktasıydı. Artık daha az çalışıp daha çok yaşıyordum. Rehber öğretmenimle düzenli görüşmelerim oluyordu. Kendimi sosyal çalışmalara verdim. Fen lisesinde bunu( şiir dinletisi, tiyatro ) yapmaya kalkınca biraz ortalık karışmıştı. İTÜ Mimarlık fakültesi Şehir ve Bölge Planlaması bölümünü kazandım. Konservatuvar istiyordum. Üç sene boyunca her aralık ayında okulu bırakıp konservatuvar sınavlarına hazırlandım, olmayınca geri döndüm ve en nihayet ‘’ Her şeye rağmen bırakıyorum! ‘’ deyip yarı zamanlı, özel bir konservatuvara kaydım olmuş buldum kendimi! Bu zaman zarfında part- time bir fast food firmasında kasiyer olarak( bir buçuk yıl ) ve ardından bir kafede falcı olarak( üç buçuk yıl ) çalıştım. Açıköğretimden sosyoloji bölümüne kaydımı yaptırdım. Son sınıftayım. Üç aylığına Antalya’ya gidip iki buçuk sene orada yaşadım ve birçok ruhsal eğitim( Reiki Master, EFT( Duygusal Özgürleşme Teknikleri ), Şamanik rüya, Yaşam koçluğu, Meditasyon… ) alarak kendi derinliklerime bir yolculuğa çıktım. Deneyimlediğim Tarotu yeni bir bakışla yorumladım ve ona, bünyesinde barındırdığı numeroloji ile astrolojinin inceliklerini kattım. Şimdi yazıyorum, aslında okuyorum ve bunu seviyorum. Sizi seviyorum, Hüseyin Akdağ

Benzer yazılar

1 Yorum

  1. Murat Tali

    İnsanın bu dünyada hangi duygusu kolay ki sevgisi zor olmasın. Hepi topu dört duygu var, kırkbin zorluk ve korku icat etmiş durumda. Sevgi kadar basit ve erişmesi en huzurlu duyguyu bile zorlaştırıp erişilmez kılma becerisi geliştirmesi de ayrı bir durum. Velhasıl kelam, insan duygularıyla mücadelede takdire şayan bir yolculukta ve kendisine başarılar diliyorum.

    Yanıt

Yanıt verin.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir