17 Aralık, 2017

Düşünce, Duygu, Akıl Ve Zeka Üzerine

Düşünce, zihnimizin en önemli fonksiyonu; yaratıcı gücümüz temel malzemesidir. Düşünce olmazsa hiçbir yaratım olmaz.

Modern fizik yaklaşımına göre eğer madde, cisme dönüştürebildiğimiz her şeyi temsil ediyorsa düşünce de antimaddeyi (henüz cisme dönüştürülememiş şeyleri) temsil eder.

Yani düşünce soyut, madde somut bir kavramdır. Bu anlamda düşünce belki elle tutulur bir şey değildir ama -maddenin karşılığı olarak- vardır ve hep var olacaktır.

Burada aynı zamanda ”Soyut şeyler kanıtlanabilir mi, kanıtlanabilirse bu nasıl olabilir?” türünden sorulan sorulara da tatminkar bir cevap verdiğimi sanıyorum.

Düşünce duyguyla birleştiğinde davranış oluşur.

Burada ”Her düşünce neden eyleme geçmiyor?” diye sorabilirsiniz. Evet çoğu geçmez, geçemez çünkü beynin bir düşünceyi gerçek kabul edip işleme sokabilmesi için o düşünceye en az 16, en çok da 30sn odaklanılması gerekir. Oysa çoğumuz düşüncelere en fazla gökyüzündeki bulutlara dikkat ettiğimiz kadar odaklanırız; en fazla 3-5sn bakıp geçeriz. Ben danışanlarıma bu süreyi 21sn olarak akılda tutmalarını öneriyorum.

Aynı mantıktan yola çıkacak olursak; düşünce doğar, aynı anda onu bir enerji izler. Bu enerji, bir ressamın tualine attığı ilk fırça darbesinin, bir tasarımcının attığı ilk kalem izinin hareketini sağlayan itici güçtür; her şey böyle yaratılmıştır.

Sözün özü şudur; anda kullandığımız her şey bir tarihte birilerinin zihninde sadece düşünceden ibaretti; o birileri onu yukarıda anlattığım şekilde vücuda getirdi.

Düşünce, Duygu, Akıl Ve Zeka Üzerine
Düşünce, Duygu, Akıl Ve Zeka Üzerine

Da Vinci, Edison ve daha niceleri işte o birilerinden bazılarıydı…

Gelelim duygulara… Aslında fiziksel anlamda sadece iki duygu vardır: Bunlardan biri acı, diğeri ise zevktir (haz). Yani her ikisinin de etkisini somut olarak bedenimizde hissederiz; örneğin dayak yediğimizde ya da orgazm olduğumuzda…

Bunların etkisi aşağı yukarı herkeste aynıdır.

Bizim duygu olarak tanımladıklarımız ise (ki bunları olumsuz ya da yıkıcı olarak niteleriz çünkü bize hizmet etmezler); onlar aslında düşünsel duygulardır.

Duygular, düşüncemizin şekline göre anlam kazanırlar.

Düşünce yapılarının biçimlendirmesine göre, duyguların etkisi kişiden kişiye değişir ancak fizyolojik etkileri aynıdır. Aslında bunlar birer yanılsamadan ibarettirler; çarpıtılmış düşüncelerin birer ürünü olarak ortaya çıkarlar.

Tüm düşünsel duyguların temeli korkudur yani öfke, kaygı, suçluluk vs. korkudan doğar.

Akıl, genel sistemi açıklayan bir kavramdır; nörolojik ve fizyolojik akıl olarak ikiye ayrılır. Duygular nörolojik aklı tanımlamamızı sağlar.

Fizyolojik akıl istem dışı çalışan organlar, salgı bezleri gibi -bilinçli olarak denetleyemediğimiz- bedensel eylemleri ortaya koyan bir kavramdır.

Zeka ise düşünce potansiyelidir; odaklandığımız, ilgi ve merak duyduğumuz şeylere göre farklı isimler alır.

Örneğin ben bu makaleyi birçok zeka biçimini kullanarak ortaya çıkardım.

Kim bilir sizler hangi zeka biçimini kullanarak neler ortaya çıkarırsınız?

Düşüncelerinize ve duygularınıza sahip çıkın, aklınızı ve zekanızı iyiliklere ve güzelliklere yorun.

Ve hep sevgiyle yaşayın…

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?

Benzer yazılar

Yanıt verin.