Duyabiliyor muyum?

Hayatımda bir şekilde memnuniyetsizlik varsa var olmanın ıstırabı, derinde veya yüzeyde, az veya çok – orada ise; zaman zaman koşullara ve onların uzantısı olan her türden duyguya kapılıyor ve hatta yapışıyor isem; iyi ve kötü, güzel ve çirkin, doğru ve yanlış, o ve bu arasında bölünüyor ve bir ucundan çekerken diğerinden ittirerek ‘tercihler yapıyorsam’; durmak zamanı durmak, coşmak zamanı coşmak zor geliyor ise; içsel bir neşe, yaşama sevinci ve enerji benden taşmıyor ise; seçimsiz, hesapsız, nedensiz bir paylaşım, cömertlik ve iyilik hali ile dolu değil isem; kendime yalanlar söylemeyi bırakmanın ve kabul etmenin zamanıdır; henüz tam olarak ‘hakikatli’ bir insan değilimdir ve duymayı beceremiyorumdur.

Tam olarak duyamamak; konuşan ister bir bilge isterse bir cahil olsun, fark etmez. Kimi duyamadığımdan bağımsız olarak; kendi zannımda, fasit dairemde, zihnimin sınırları içinde kayıp olmam, esaret içinde olmam anlamını taşır. Henüz, ‘orada olana’ uyanmış bir insan değil kendi zihinsel Dünyasının sınırları içerisinde ve tarihinin tekerrürü peşinde, rüya gören, kof bir beden olmam demektir.

Duyamıyor olmak; hakikatle aramda bir perde var ve ben an be an yenilerini ekliyorum, demektir. Duyamıyor olmak; aslında ben, perdenin bizatihi kendisiyim demektir.

Duyamıyor olmak; cahilim ve hâlâ cehaletimle nefsime zulüm ediyorum, demektir.

Duyamıyor olmak; gözümü, gelip geçici hazlara dikerek acımı görmezden geliyor ve onunla karşılaşmayı erteleyerek onu büyütüyorum demektir. Duyamıyor olmak; aslında acıma alıştım ve artık onsuz olma ihtimali de görmüyorum, demektir.

Duyamıyor olmak; ses veren dil ile işiten kulak arasına – zaman ve o zamanla beraber sayısız boş laf giriyor demektir. Duyamıyor olmak; aslında kendi dilim ile kendi kulağım arasında da sonsuz bir mesafe var, demektir.

Duyamıyor olmak; bendekini bırakmıyorum, bırakamıyorum, demektir. Duyamıyor olmak; var olmanın ıstırabını bendeki ile (artık o her ne ise) geçiştiriyorum, demektir.

Duyamıyor olmak; ben konuşuyorum ve susmaya ne niyetim ne de hevesim var, demektir. Duyamıyor olmak; dükkan kapalı ama ben alışveriş yapmak istiyorum, demektir.

İnsan olmak çabası, soylu bir çabadır ve kendine her an sormayı gerektirir; “Acaba duyabiliyor muyum?” sorusunun yanıtı ‘hayır’ ise ki, bunu süzebilmek büyük bir cesaret ister, o zaman tek bir meseleye odaklanmak gerekir: DUYMAYA.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir